Uzun Beyaz Bulut Buket Uzuner

”Uzun Beyaz Bulut-GELİBOLU ”; Çanakkale savaşlarında ölen büyük dedesinin kayıp mezarını aramak için Gelibolu’ya gelen Yeni Zelandalı genç bir kadın ve Çanakkale’de Millî Parkta bastonuyla dolaşan Türk Ninenin akıllara durgunluk veren seksen beş yıllık sırrını, savaşın gizemini ve düşmanlığın ötesinde birleştirme mucizesini anlatmaktadır.
Roman kahramanlarından Beyaz Hala, zamanında ancak üç yıl olan ilkokuldan mezun olmasına karşılık ” bilgelik ”, anne olmayışına karşın ” analık ”, savaşmamış olmasına karşın ” kahramanlık ” ve kadılık yapmamasına karşın ” adillik ” gibi yüksek insani değerlere sahip Gazi Alican Taylor’un kızıdır.
Victoria Taylor, Yeni Zelanda dan, Alistair John Taylor’un torun çocuğudur. Onun ölmediğine hayatları boyunca inanmış, yakınlarının ellerinde bulunan mektupları ile ümitlenmiş ve Türkiye’ye onunla ilgili bilgi almak için Beyaz Hala ile görüşmeye gelmiş yabancı bir kadındır.
Ali Osman, İstanbul’un iyi bir ailesine mensup; okumuş, yabancı dil bilen, fakülte mezunu genç bir delikanlıdır.
Meryem, Beyaz Halanın annesi; sünnetçi bir babanın yanında ona yardım eden, babasının mesleğinden dolayı kendisine erkeklerce fazla ilgi duyulmayan bir kadındır.
Alistair John Taylor, İngiltere ve Kral’a karşı bağlılığını göstermek maksadıyla, Büyük Britanya İmparatorluğu adına Yeni Zelanda’dan savaşmak üzere önce Mısır’a, oradan da bir süre sonra Çanakkale cephesine gönderilmiş bir askerdir.
Olay, Gelibolu Ece yaylası köyünde geçmektedir. Yeni Zelandalı Victoria edindiği bilgilerle bu köye gelir. Niyeti kendindeki bilgilerin doğruluğunu kanıtlamaktır. Beyaz Hala, görüşmek istediği tek insandır. Fakat bu yaşlı kadın inatçı ve görüşmeye yanaşmamaktadır. Araya köy muhtarının girmesiyle Victoria ile tanışırlar. Gün geçtikçe bir birlerine kaynaşırlar, birbirlerini de anlamaya başlarlar. Ellerinde savaş döneminden kalma, Ali Osman ve Alistair’e ait mektuplar vardır. Bu mektuplar savaş dönemini, o gün yaşanan zorlukları dile getirmektedir. Duygu yüklüdür. Okundukça Victoria’nın içi ezilir. Bu güne kadar yalnızca kendi ülkesinin insanlarının çektiği acılar ve çilelerden oluşan Gelibolu resmine, şimdi karşı taraftan ilk defa kişiselleşmiş bir insan hikâyesi katılmıştır. Ali Osman Beyin genç heyecanına karşın saflığı da onda anaç duygular uyandırmıştır. Ali Osman Beyin mektubunun yanında dedesinin piposunu görmesi Victoria’nın dedesi ile ilgili bilgi edinebileceğine dair umutlarını daha da artırmıştır.
Victorıa’nın geçmişi ile ilgili aşırı duyarlılığını hissetmeğe başlayan Beyaz Hala, sırrını ona açıklamaya kara vererek geçmişteki olayları ona anlatmaya başlar: ” Er Alistair savaş alanında , nereye koştuğunu bilmeden koşup dururken, kafasının tam ortasına saplanacak bir Türk kurşunundan son anda kurtulmuş, yere düşmüştür. Önce yaralandığını sanmış kendisini kontrol etmiştir. Yaralanmadığını görünce mutlu olur, yakınından bir inilti işitir. Ayağına takılan bir yaralı vardır. Türk subayı Ali Osman Beydir. Ona yardım etmeye çalışır. Su ve yiyecek verir. Ali Osman bu durumdan dolayı mutludur. Cebinden annesine yazmış olduğu mektupları çıkarır ve onları ailesine ulaştırmasını ister. Alistair yakın arkadaşı ölecek kadar üzgündür. Ali Osman Bey sonra ölür. Alistair kendisini toparlamaya çalışır. Üzerindeki üniformasını değiştirir. Kararını vermiştir. Eskiden yaşadığı hiçbir şeyi artık yaşamayacaktır. Ali Osman Beyin mezarı başında günlerce bekler, bitkindir. Onu sünnetçi Hasan’ın kızı bulur, köyüne götürür, konuşamaz haldedir. Sonra ona bakar ve onu sever, evlenirler. İki çocukları olur. Birisinin adı Beyaz, diğeri ise Ali’dir.”
Tüm bu açıklama Victoria’yı şaşırtmış, şaşkınlığı bir müddet sonra mutluluğa dönüşmüştür. Olayın tüm dünyaya açıklanmasını Beyaz Haladan ister. Beyaz Hala da babasının kendisine söylediği şu sözlerini Victoria’ya iletir. ” Bak kızım, ben çok acı çektim. Fakat öğrendim ki insan kanının milliyeti yoktur. İnsan kanı kırmızıdır. Allah bana yardım etti, iki melekle ikinci hayat şansını yolladı. Meleklerden biri annen Meryem, öbürü Ali Osman Bey şeklinde göründü bana. Ama herkesin böyle şansı olmaz bu dünyada!”
Beyaz Hala, Victoria’dan tüm anlatılanların kendi aralarında bir sır olarak kalmasını, açıklamanın yarar sağlamayacağını söyler.
Beyaz Hala ve yeğenlerinin de olaydan haberi vardır. Victoria ile birlikte Ece Yaylası köy mezarlığına giderler. İki mezarın başında dururlar mezar taşlarında ” Gazi Çavuş Alican Taylor ve Mülâzım Ali Osman Bey” yazmaktadır. Bu manzara Victoria’yı çok etkiler, sırrın ebediyen kalıcı olmasın ikna olur.
Sonuç olarak bu kitap; Homeros’tan, Fatih Sultan Mehmet’e, Fatih Sultan Mehmet’ten Mustafa Kemal Atatürk’e ve Mustafa Kemal Atatürk’ten günümüze kadar uzanan Doğu-Batı çatışmasını ve bu çatışmanın eksenindeki insanın evrensel özelliklerini Gelibolu’nun tanıklığında, destansı bir dille anlatmıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>