Stephen King Yeşil Yol

1932 Yılında eyalet cezaevi Cold Mountain’ daydı, elektrikli sandalye de. Burada gardiyanlık yaptığım sürece mahkumların Big Sparky ( koca elektrikli ) adını taktıkları bu ölüm makinesinde tam 78 idamda hazır bulundum.
Cold mountain’ da idamlıklar için ayrı koğuş yoktu. Yalnızca diğer 4 bloktan ayrı ve onların dörtte biri büyüklüğünde ahşap yerine tuğladan yapılmış E Bloğu vardı. E- Bloğunun ortasındaki geniş koridor, yeşilimsi sarı, bayat limon renginde marleyle döşenmişti. Bu yüzden diğer hapishanelerde “Son Yol” olarak bilinen koridor burada “Yeşil Yol” olarak biliniyordu. Blokta her vardiyada 4-5 gardiyan bulunurdu. Çoğu da boş gezerdi. Bunlar; Dean Stanton, Harry Terwiliger, Brutus Howell (adamlar ona Zalim Brutal derlerdi ve iri güçlü fakat söylenenlerin aksine iyi ve zararsız birisiydi) ve gerçekten zalim, bir o kadar da aptal olan Percy Wetmore’ du. Percy’ nin E Blokta hiç yeri yoktu. Hem gereksiz hem de zaman zaman çok tehlikeli olabilirdi. Valinin eşinin akrabası olduğu için burada kalmıştı.
1932 yılı, John Coffey’ in yılıydı. O yılın gazetelerine bakanlar olayın ayrıntılarını görebilirlerdi. John Coffey, Detterick’ in ikizlerine tecavüz edip öldürmek suçundan, o sonbahar E Bloğa getirilmişti. Aynı sonbahar, yazın gelen fareli Fransız Delacroix’ in de mevsimiydi. Percy zavallı Delacroix’ le çok uğraşıyordu.
Coffey’e Bloğa gelişinde Percy nezaret ediyordu. Her zaman mahkumlara söylediği gibi Coffey’ e de “yürüyen ölü, yürüyen ölü” diye bağırıyordu. Ekim ayı olmasına rağmen hava cehennem gibi sıcaktı. Avlunun kapısı açıldığında ömrümde gördüğüm en iri adam içeri girdi. Bunun benzerlerini, ömrümü tükettiğim başı bozuklar yuvasının dinlenme odasındaki TV de seyrettiğim basketbol maçlarında görmüştüm. Coffey o kadar iriydi ki, Brutus Howell bile yanında yavrusu gibi duruyordu. Coffey’ in bir yanında Percy, diğer yanında Harry vardı ve kollarındaki kelepçelere bağlı zincirlerden tutmuşlardı. Dev adam istese onlardan kolaylıkla kurtulabilirdi. Percy hala onunla dalga geçiyor yürüyen ölü diye bağırıyordu. Percy’ e sesini kesip revire gitmesini ve oradaki işleri takip etmesini söyledim. İstemeyerek de olsa yanımızdan ayrılarak revirin yolunu tuttu. Politik bağlantıları olduğu için hapishanede kimse onunla fazla uğraşmaya yanaşmıyor, alttan alıp idare ediyordu.
Harry’ e Coffey’ in dosyalarını verip bizi yalnız bırakmasını söyledim. Dev adamla baş başa kaldık. Ona adımın Paul Edgecombe olduğunu, bu blokta Fransız Delacroix’ le beraber kalacaklarını, her hangi bir iş yapmayacaklarını ve sakin, rahat zaman geçireceklerini anlattım. Başını öne eğmiş ıslak gözlerle yere bakıp sürekli ağlıyordu. Coffey’in bakışlarında beni etkileyen bir şey vardı. Bu koca adam olağanüstü güçlere sahipti. Bunu Percy, Fransız Delacroix’ in faresini ezdiği zaman ölmek üzere olan fareyi iyileştirdiğinde, hepimiz bizzat görmüştük Delacroix’ in küçük faresi hapishanenin maskotu oldu. Fransızın ona verdiği makarayla oyunlar yapıyor hepimizi eğlendiriyordu.
Coffey, güneydeki pamuk çiftliklerinden birinin sahibi olan Klaus Detterick’ in kızlarına tecavüz ve öldürme suçundan mahkum edilmişti. O yılın sıcak bir Haziran ayı idi. Kızlar evin yanında boylu boyunca uzanan, sineklere karşı tel örtüyle çevrili balkonda yatmak için izin almışlardı. Anneleri dokuza doğru güneşin sarı ışıkları solarken kızlarına iyi geceler öpücüğü vermişti. Onları tekrar gördüğünde ise, kızlar tabutlarına yatırılmış ve cenazeci de cesetlere elinden geldiğince çeki düzen vermişti bile.
İkizlerin kaçırıldığı gece Klaus, Marjorie ve Howie Detteric’de çok derin uykuda olmalıydılar. Ailenin çoban köpeği Browser havlasa Klaus mutlaka uyanırdı ama zavallı köpek ne o gece nede bir daha asla havlamadı. Boynu geriye doğru kıvrılmış vaziyette kulübesinin önünde yatıyordu. Yanında da birkaç parça pişmiş sosis duruyordu. Savcı bu büyüklükte bir köpeğin boynunu ancak Coffey gibi iri birinin kırabileceğini düşünüyordu. Klaus ve oğlu balkondaki kanlı battaniyeleri ve bahçedeki izleri takip ederek ormandaki Coffey’ e ulaştılar. Küçük kızlar dev adamın kollarında cansız yatıyordu. John başını öne eğmiş ağlıyor bir yandan da “geç kaldım, geri getiremedim” diyordu. Oysa biraz daha erken davransa Delacroix’ in faresini iyileştirdiği gibi küçük kızları da geri getirebileceğini düşünüyordu. Suçsuzluğu hakkında bir şey söylemiyordu. Zaten söylese de ona inanmazlardı, kaldı ki o bunu söylemeyi akıl edip kendi koruyacak kadar zeki biri de değildi.
1932 yılının sonbaharı Coffey ve Delacroix’in olduğu kadar Wahşi Will Warton’ un da mevsimiydi. Will’ de o yıl E-Bloğuna getirilmişti. O ‘Sorunlu Çocuk” dedikleri türden birisiydi. Son bir yıldır eyaletin altını üstüne getirmiş ve sonunda büyük belaya çatmış, bir soygunda birisi hamile üç kişiyi öldürmüş, kaçarken bir dördüncüsünü vurmuş ve yakalanıp idama mahkum edilmişti. Bir keresinde Percy’ le birlikte devriye gezen Dean Stenton’ u az kalsın öldürüyordu. Parmaklıkların arasından yakaladığı Dean’ ı kendi jopu ile boğuyordu. Bu olay ukala Percy’ i çok etkilemiş olacaktı ki uzun süre kimseye bulaşmadı.
Ben Coffey’ in suçsuz olduğuna inanıyordum. Fakat ne ben, nede bir başkası bunu ispatlayacak, onu elektriklinin kollarından kurtaracak durumda değildik. O iri cüssesinin altında bir çocuk kadar saf ve temiz bir yürek taşıyordu. Olağan üstü güçleri sayesinde yıllarca çektiğim idrar yolları enfeksiyonumu bile iyileştirmişti. Müdürün karısı Melinda Moores’ in beynindeki tümörü de iyi etmişti. Tabii ki bunun için koca John’ u bir gece gizlice dışarı çıkarıp kimseye görünmeden müdürün evine götürmemiz gerekmişti. Her geçen gün kötüye giden kadıncağızın yatağına yaklaşıp dudaklarına ağzını yapıştırdı ve nefesini içine çekmeye başladı. Hastalık Melinda’ nın bedeninden çıkıp John’a geçmişti.
Benim hastalığımı da bu şekilde geçirmişti, fakat bu sefer içine çektiği hastalığı dışarı vermemişti ve bu ona çok acı veriyordu. Onu hemen hapishanedeki hücresine götürdük ve yatağına yatırdık. Gece devriyesindeki Percy koridorun sağından yürüyordu. Ona yalnızca Coffey gibi bir devin uzun kolları erişebilirdi. Öyle de oldu. Coffey, Percy’ i yakalayıp parmaklıklara yasladı ve içinde tuttuğu hastalığı ona üfledi. Percy bir anda Melinda’ nın hasta haline döndü. Yirmi yıl yaşlanmış ve çok perişan görünüyordu. Sonunda hak ettiği cezayı bulmuştu. Percy, Delacroix’ in idamında görev aldığı zaman da, onun elektrikliyle çok feci bir şekilde kızarmasını sağlamıştı. Delacroix’ i oldu olası sevmezdi ve idam olurken kafasına bağlanan elektrotun bulunduğu süngeri bilerek ıslatmamış, buda Fransızın korkunç biçimde yanmasına neden olmuştu. Delacroix’ in idamından sonra küçük faresi de bir daha hiç görünmedi. Sanki sahibinin öldüğünü anlamıştı.
Sıra koca John’ a gelmişti. O gün John’un odasına girip onunla uzun bir konuşma yaptım. Bunu yapmaya mecbur olduğumuzu ve yeşil yolda ilerlerken zorluk çıkarmamasını istedim. Her zamanki gibi gözleri nemli ve başı öne eğikti. “Tamam patron, kelepçe ve zincir takmanıza gerek yok sorun çıkarmayacağım.” dedi. Yeşil yolda elektrikliye doğru ilerliyorduk. Will Warton’ un hücresinin yanından geçerken Will, Coffey’ in koluna yapıştı o anda John’ un gözlerinde hayret ve nefret karışımı bir görüntü belirdi. Onu daha önce ormanda küçük kızları öldürüp kaçarken gördüğünü hatırladı. Will’e doğru eğilip sen kötü bir adamsın diye fısıldadı ve bize söz verdiği gibi zorluk çıkartmadan elektrikliye oturdu.
Yargıç “ John Coffey elektrikli sandalyede idama mahkum edildin. Karar senin gibi vatandaşlar tarafından verildi. Bu eyaletin sayın yargıcı tarafından onaylandı. Söylemek istediğin bir şey var mı?” dedi. Coffey ; “böyle olduğum için üzgünüm” diyebildi. İdamı izlemek için gelen küçük kızların annesi, “olacaksın kahrolası, üzgün olmalısın canavar!” diye çığlık attı ve John elektriklinin kucağında hak etmediği bir ölümle cezalandırıldı.

Stephen King Yeşil Yol” üzerine bir düşünce

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>