Silvia Nsylia Nasar Akıl Oyunları

30 yıl boyunca şizofreni hastalığı nedeniyle meslek yaşamına ara vermek zorunda kalan ve daha sonraları mucize diye nitelendirilebilecek bir şekilde hastalığını modern tıbbın tedavisi olmaksızın –ki bu otobiyografiye konu olan John Forbes Nash’in iddiasıdır- iyileşen ve Nobel ödülü kazanan dahi Matematikçi John Forbes Nash’in yaşam öyküsü hikaye edilmektedir.
Oyunlar teoremi, cebirsel geometri ve doğrusal olmayan teori gibi matematiksel konuların yanı sıra rasyonel çalışma ve anlaşma teorisi gibi iktisadi alanda da yeni biçimler yaratan John Forbes Nash diğer matematikçilerin aksine yeni teoremlerin bulunmasında değişik yöntemler ve arayışlar sergilemektedir. Kitapta Nash’in çocukluğundan itibaren ölümüne değin hayatında önemli rolü bulunan (aile çevresi, okul ve üniversite ortamları, çalışma koşulları gibi) önemli kesitlerden çıkarılan sunumlar bulunmaktadır.
Elektrik mühendisi bir baba ile yüksek tahsilini yapan bir annenin oğlu olarak dünyaya gelen Nash gerek zekasının diğer akranlarına oranla farklı bir biçimde işlemesi (bu durum Nash’in özellikle kimya, fizik, matematik derslerindeki sorulara değişik çözüm yolları bulması ile doğrudan ilintilidir ve bu öğretmenlerinin Nash’i yetersiz görmesine neden olmaktadır!) gerekse bulundukları taşra ortamının kendisini yalnızlığa itmesi nedeniyle sorunlu bir çocukluk ve gençlik dönemi geçirmiştir.
1945 yılında Nash savaş sonrası diğer tüm Amerikan üniversitelerinde yaşanan değişikliklerin yansıdığı Cernegie Teknoloji Enstitüsüne kaydolmuştu. Savaştan güçlenerek çıkan Amerikan ekonomisinde yönetici sınıfına artan ihtiyaç nedeniyle Westinghouse, Rockefetler gibi büyük ortaklıklar yetenekli gençlere burs, üniversitelere ise maddi imkan sağlıyordu. 1948’de yüksek lisans eğitimi için Princeton’ı seçen Nash burada Avrupa’daki Alman faşizminden kaçıp Amerika’ya yerleşen Einstein, Godel, Oppheimer ve Van Neumam gibi yahudi bilim adamlarıyla çalışma fırsatını yakalayacaktır.
Princeton’daki yıllarında o güne değin ispatlanması yapılmış bazı teoremlerin gidiş yollarını öğrenmeyen ki bunu bilinçli olarak derse katılmayarak yapan Nash bu açığını kendi araştırmalarıyla kapatabiliyordu. Bu da onun toplumdan uzaklaşmasına neden oluyordu. O bu sayede fark edilmek ve tanınmak istiyordu. Oysa Nash’in bu istemi üniversitede başlayan satranç, çin damasına benzeyen oyunların türetilmesi ve Nash’in kendi adını taşıyan oyununu tanıtmasıyla mümkün olabilecekti.
Nash’in Princeton’da ve bilimsel çevrelerde kendini tanıtması buluşunu yaptığı oyundan çok kendine rakip olarak gözüne kestirdiği Von Neuman’ın (Princeton rektörü ve oyunlar teoreminin ilk kuramını bulan kişidir.) minimaks teoremine denge teoremiyle yaptığı katkılar ve oyunlar teoremiyle mümkün olabilecekti. Bu dönemde Nash’in hayatına ilginç bir şekilde kendisiyle kişisel özellikleri oldukça fazla benzerlik gösteren Lloyd Shapley girer. Oldukça zeki ve parlak bir geçmişi olan Lloyd Nash’in sosyal hayatında önemli bir rol oynar.
II. Dünya Savaşının ardından siyasi anlamda kutuplaşan dünyada başlayan soğuk savaş ve iki süper güç arasındaki nükleer anlaşmazlık konusu nedeniyle Nash’in geliştirdiği denge teoremi önemli ölçüde dikkat çekmiş ve Nash’i o dönemin askeri araştırmalar konusunda çalışan ‘RAND’a götürmüştü. Fakat bu kurumda da istediği özgür çalışma ortamını bulamayan Nash akademik yaşama geri dönmeye karar vermiş ancak zorunlu askerlik engeliyle karşılaşmıştır. Yapılan tüm girişimler ve Nash’in RAND’ta görev yapmış olması da dikkate alınarak askere gitmesi ertelenecektir.
Nash’e daha sonradan kendisine Nobel kazandıran oyunlar teoremi o günlerde kendisine üniversitelerde bir öğretim görevlisi olarak yer açamıyordu. Bu tuhaf durum nedeniyle manifoldler hakkında çalışan Nash o günlerde iyi ilişkiler kuramadığı Princeton yönetimi nedeniyle diğer üniversitelere başvurmak zorunda kalmış ve sonunda MIT’yi seçmişti. Bu sıralarda öğretim kalitesinin Harvard ve Princeton’a oranla daha düşük düzeyde olduğu MIT özellikle yahudi aleyhtarlığının baş gösterdiği Harvard’tan atılan Wrener ve Levinson gibi değerli isimleri kadrosuna katacak ve bu şahıslar Nash’in kariyerinde önemli mihenk taşları olacaktı. MIT’te kendisine benzeyen kişilerle kurduğu grupla hareket eden Nash kaprisli ve soğuk tavırları nedeniyle öğrenciler tarafından sevilmemekle birlikte matematiksel konulardaki çarpıcı yaklaşımlardan ötürü bazılarının hayranlığını kazanmıştı. 1952 yazında lisans eğitimini tamamlayan kız kardeşi Martha’nın yakın bir arkadaşıyla yaz tatiline çıkan Nash bu kızla küstahça tavırları yüzünden kavga ederek ayrılmıştı.
1953 yılında Nash geometri alanında yaptığı manifoldun öklidyen uzaya yerleştirme teoremiyle uluslararası alanda tanınmayı başarabilmişti. Nash’in bunu başarmasında cesaret, yalnızlığa olan tahammülü, önsezilerine olan güveni ona yardımcı olmuştu.
Nash’in ilk aşkları tek taraflı ve karşılıksızdı. Romantik özellikleri olan erkeklerle çok yoğun arkadaşlıklar geliştirdi. Nash Boston’a geri döndüğünde varisli damarları alınacaktı. Hastanede kendisiyle ilgilenen hemşire Eleanor’du. Nash hastaneden ayrıldıktan sonra Eleanor’a ilgi duyar. Eleanor’un Nash’e ilgisizliği bir müddet sürer. Daha sonra Nash’in ısrarlı ve sempatik tavırları Eleanor’u çeker. Daha önce hiçbir tecrübesi olmayan, utangaç ve eğitimi olmayan Eleanor Nash’le birlikte yaşar. Eleanor Nash’ten bir erkek çocuğu sahibi olur. Eleanor Nash’in kendisini sevdiğini ve bir gün evleneceğini düşünüyordu. Ancak Nash Eleanor’u metresi gibi görmüştü. Hatta kendisinin ve oğlunun dahi ihtiyaçlarını karşılamıyordu. Eleanor önce oğlunu zengin kişilere evlatlık olarak verir. Daha sonra çocuk yurduna teslim etmek zorunda kalır. Çünkü Eleanor çalışamaz duruma gelmiş işten çıkarılmıştı. Nash Eleanor’u cahillik ve aptallıkla suçluyor iğneli laflar ediyordu. Oğlu ve diğer insanlar onun baba olduğunu kabul etmesini ve oğlunu sefaletten kurtarmamasına rağmen bağlarını koparmak istemeyişi Narsizim ile bağdaştırılmıştır. Çünkü Nash’in de sevme ve sevilmeye ihtiyacı vardır.
Nash 1952 yılının kışında MIT Konferansında Jack Biricker ile tanıştı bu arada yüksek lisans öğrencisi Biricker ile Nash arasında duygusal bir ilişki başlar. İlişkilerini saklamıyorlardı. Diğer insanların yanında öpüşüyor birbirlerini okşuyorlardı. Bu tutumu MIT’ten atılmasına neden oldu 1954 yazında müsamasız ve aşırı kuşkucu bir dönemin ardından Nash bir operasyon sırasında (Amaç homoseksüellerin toplanması) uygunsuz bir vaziyette tuvalette tutuklanır. Tutuklama hastalığı başlamadan 4 yıl kadar önce meydana gelmiştir. O zamanların bağnaz anlayışını, taciz edilmenin ve alay konusu olmanın ne denli kötü sonuçlar doğura bileceğini göstermektedir.
MIT’te Alicia adında bir kız öğrencisi ile ilişkisi başladı. Nash ile Alicia yatakta iken hala unutamadığı Eleanor bu ilişkiye tanık olur. Nash ertesi gün Arthur’un ofisine gidip olanları anlatır. Başını iki elinin arasına alıp üzüntü ile inler “Küçük mükemmel dünyam mahvoldu”.
Alicia ile evliliğinden Janny adında bir kız çocuğuna sahip olur. Nash dünyaya gelen en iyi numaraloglardan biriydi. Numaraloji tarihçesi Werthertheim “ Dünya yıkılırken insanların sayı düzenine bakmalarına “ dikkati çekmişti. Nash’in dünyası yıkılırken duygusallığı ve numaraljie olan ilgisi arttı.
Janny ergenlik çağında babasının hastalığı ile aynı olduğu anlaşılır. Janny 38 yaşına yani ömrünün yarısından fazla sürmüştür. Janny ile beraber yaşamak, Nash ile Alicia için korkunç bir yük yaratmaktadır. Janny’nin davranışları için birbirlerini suçlamaktadırlar.
Hex oyunlarının aksine gerçek hayatın sonuçları ilk ya da hatta beşinci hamleden sonra belirlenemez. Bu amerikan dahisinin insanları şaşırtan bu adamın olağanüstü macerası devam ediyordur. İnsanların kendisiyle dalga geçmesi kendisinin farkında olduklarını gösterir. İnsanlara haklarını vermesi ve onları kendisinden bir şeyler bekleye bileceğini kabul etmesi soğuk ve kibirli genç adamdan daha farklı biri olduğunu gösteriyordu.

Silvia Nsylia Nasar Akıl Oyunları” üzerine 2 düşünce

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>