Şemsettin Ünlü Yukarı Şehir

Bir efsane kentte yaşananların, aşkların, ayrılıkların, içinde Büyük doslukların çarpıksı ihanetlerin roman sanatı içinde örgütlendiği Arap yarımadasının kıraç, kumlu topraklarından kuzeye, Anadolu’nun yüksek yaylalarına doğru gelenler doğuda derelerinin sığ durgun sularını,batıda derin yatağında gürültülerle çıkan Fırat izler ; dağlık, dar bir geçide ulaşırlardı. Geçidin kuzeye bakan arka yamaçları Çapakçur, Monzur, Nurhak dağlarının çevirdiği ince uzun bir vadiden gelir bu ince uzun vadinin güneyinde birleşir. Fırat,ı oluştururlardı.Gürültülü uzun yolun yokuşu Fırat’ı Sümerlerden, Akadlardan, Asurlardan, Hititlerden beri, karlı dağlardan, derin vadilerden geçip Arap Yarımadasının düz kurak topraklarına akıp giden Fırat,ın yer yer basamak basamak taa Hint okyanusuna kadar soy soy insan topluluklarının acılı, sevinçli, sevdalı, ölümlü türkülerine dinleyip taşıdığı söylenirdi.
Yukarışehir, kuzeyindeki bu dağlık dar geçidin girişinde, kayalık,yüksek tepelerin üstünde gelip geçmiş sayısız uygarlıkla içiçe uzun yüzyıllar yaşamıştır. Aşağıdan, Güneydeki Mezre ovasından bakıldığında, taa uzakta kayalık boz tepelerin doruğundan arkasını gökyüzünün boşluğuna vermiş Yukarışehir kalesinin burçları, uçurumların üstündeki eski konakların dar siluetleri görünürdü.
Yukarışehirliler yirmi yıl önceki Rus seferine giden gönüllülerin kısa tüylü, tez ayaklı güzelim atlarının üstünde ırgalanarak yola çıktıklarını; yokuştan aşağıya Yel boğazı dönemecini döndükten sonra hemen gözden yitip yok olduklarını dün gibi anımsarlardı. Nal, kılıç, koşum şakırtılarını uğurlayıcı kalabalığın uğultusunu, gidenlerin at üstünde kasılışlarını yol boyu bir kez bile geriye dönüp geriye bakmadıkları anlatılırdı.
Üstünden iki kış bir yaz geçti Yukarışehirliler gönüllüler döner de gelir diye çok beklediler. Savaş bitti, giden üçyüz atlıdan yalnız otuzu geriye döndü. Ferhat Ağa, Demirciler Kahyası İbrahim, Saraç Mustafa bu gelenler arasında yoktu. Geri dönmeyenlerin geride bıraktığı boşluk uzun yıllar doldurulamadı. Kimi oğlunu, kimi kocasını, kimi kardeşini, dostunun, arkadaşının acısını taşıdı yüreğinde.
Ferhat ağanın anası Güler, geriye gelen son gönüllülerden sonra bile daha birkaç yıl oğlunun yolunu gözledi. Doğrusu Ferhat’ın nerede ne zaman öldüğünü gören, bilen de yoktu. Yaşlı kadın ağlayıp sızlayan genç gelinine sık sık çıkıştı.
“Emzikli kadınsın, kızım vara yoğa ağlayıp bitirme sen seni ! oğluna mukayyet ol. Döner gelir belki Ferhat’ım Allah’tan umut mu kesilir?”
Bunlar böyle iki yıldan uzun bir süre yollara baktılar; gören bilen var mıdır? diye araştırdılar. Tacirlere, kervancılara sorup soruşturdular en çok da komşuları Bogos bezirciyan yardım etti araştırmalarına.sonraları Bezirci yan aldığı bir haberi Güler ninene ye anlattı.esir düşen Ziya,Ferhat,ın yakın arkadaşıdır,esirlikte çok zahmet çekmiş hayır kalmamış bu ziyadan zati hastaymış dermansızmış.yola çıktıklarında Evine varamayacağını kendiside bilirmiş arkadaşlar tekmil öldüler… ni iyi di bende ölseldim,kurtulsaydım!der sızlanılmış bir çare
Yaşlı kadın odanın kapısını araladı torunu Yusuf,u arkasından itti içeriye soktu kapıyı çekti.kapıya dayandı dua eder gibi gözlerini yumdu öylece durdu bir süre Güler nine,nin o günden sonra bir daha oğlundan söz ettiğin kimse duymadı.ilk baharda karın çözüldüğü havanın ılığındığı meyve ağaçlarının Çiçek açtığı günlere kadar yukarışehir,in yağışlı,soğuk geçen uzun günlerinde evlerine kapandılar.
Agaçlar çiçek açtığında eşyalarını katıra yüklediler;ineklerini,buzağılarının önüne kattılar,sülüklü pınar dönemecindeki bağlarına göçtüler.tam oniki yıl:Yukarışehir,in içiçe örgülü kendince uğultulu sözü söylentisi çok dünyasında yaşantı geçti
Bu oniki yıl,Güler Nine ve Gelini ,Sülüklü Pınar dönemecindeki bağ komşuları Bezirciyanlarla çok iyi geçindiler kadınlar arasındaki Komşuluk komşuluktan da öte bir yakınlıkta sürdü gitti Güler nine ,Ferhat ağanın “İdare et bunlarla canım anam”diye bıraktığı keselerin üstüne düğün üstüne düğüm attı her kuruşunu yerinde harcadı ama yinede hazıra dağ dayanmadı.Beş altı yıl içinde altınlar,gümüşler harcandı bitti iki dul kadının ellerinde şehirdeki küçük evler birde sülüklü pınardaki bağdan başka bir şey kalmadı.
Boyunun uzadığı çeşleye,çarşıya koşturduğu günlerde:dar kapıdan kaya başına meterise,Purutlulara kadar her mahallede yaşıtlarında arkadaş edindi Yusuf sekiz yaşında olduğu günlerde bir akşam Yusuf,Yüzü ,gözleri kapkara is içinde,avuçlarının içi kabarmış geldi eve Yusuf kendi başına gidip demirciye çırak girmişti.Ömer ustanın yanında demirciliğe başlayan Yusuf bu işe inanılmaz bir tutkuyla sarıldı.Ömer usta iki yıl hem dükkanında çalıştırdı Yusuf,u hem de mahalle mektebine,Kuru Kadir Hocaya derse gönderdi Ömer usta öldüğü zaman Yusuf bir daha demirciliğe gitmedi sonraki dört yıl Yusuf halasının kocası Kerim ağanın fırınında çalıştı su taşıdı,ekmek açtı,fırın yaptı,tezgahta oturdu ekmek sattı para aldı verdi,veresiyeleri yazdı Yukarışehirleliren çoğunu tanıdı yaşının on dört,üne indiği boy atıp serpildiği yıl bağı omuzladı var gücüyle onarmaya girişti,gün Aydınlığından gece karanlığına kadar.diri,dirençli,iş biliri çalıştı durdu terden sıcaktan esmer derisi karardı,koyulaştı.ince uzun iskeletinin üstünde kasları uzadı güçlendi pekişti.
Gün geldi Yusuf komşu bağın nar çiçeği gibi güzel kızından gözünü ayırsa da aklını ayıramaz oldu.Hermin,in duruşu,bakışıp,konuşması,Hersiyi oluklu pınar,ın suyu gibi berrak ışıltılı aylılık görüldü gözlerinde
Bir gün Yusuf şehre giderken başı boş ve yüklü b.ir katır buldu katırı kaybeden Dabaklara götürüp verdi Dabaklardan Masat ağa katırı bulup getiren yükünü ilemeyen ve karşılında bir şeyler beklemeden çekip giden delikanlıyı pek sevdi.haber saldı gelsin çalışsın diye.Masat ağa ertesi gün boya hanenin kapısından giren Yusuf,u gördüğünde gözlerini kıstı bilgi çıkarmaya çalışırı gibi yüzüne baktı. Masat ağa Yusf,u aldı halsizin Ömer ustanın yanına verdi.hemen çalışmaya başladı Yusuf işe girdiğinin üçüncü günü Herminle karşılaştı bağda Hermin,Yusuf,un Dabakhane,de üzerine sinen kokuyla işveyle nazla karaşık dalga geçmesi Yusfu,a dokundu sonraki üç gün işten çıktığında bağlarına gelmedi halasında kaldı.Hermin,de üzülmüştü yaptıklarına üç gün sonra bağ,a gelen yusuf ,un yanına gitti.gençliklerin körpeliğiyle sarmaş dolaş oldular kızın çenesinden,saçlarından öptü Yusuf.ılık soluğunu yüreğinin üstünde duyuncaya kadar sım sıkı göğsüne bastırdı.
Kuyumcu Nubar,kardeşine özenip Amerika’ya gitmesin diye küçük oğlu nişanı evlendirmek istiyordu en uygun aday olan Bezirciyanların kızı Hermin,i görmüştü.kulaklarına gelen söylentilere rağmen Bogos Bezirciyan,dan kızını istendi Bezirciyan kabul etti ama Hermin bütün gücüyle karşı çıkıp kilitledi kendini,yemekler yemedi ve zorlamalara karşın kaçmaya yeltendi Bogos en sonunda pes edip Nubara haber saldı”bu iş burada kalsın şimdilik”diye .Bogos,un oğulları Artin ve Kamer içlerine sindiremedikleri için Yusuf,a pusu kurup başına kaya ile vurarak yaraladılar onu.

Murat ırmağının karşı kıyısında kuzeye doğru dal dalga katlanıp yükselen Monzur.Kapakçur, Harha. Dağlarının ara yerlerinde sıkışmış avuç içi düzlüklerde küçük yaylalarda ormanlık kuytularda yaşayan dağlık aşiretler;içine kapanık törelerine tutkun silahlık,savaşçı küçük toluluklardı dünyaya düzen kurmuş hiçbir İmparatorluklar Murat ırmağını geçip karşı kıyısına hükmedememişlerdi
Zilfo bey dağlı aşiretlerin en büyüklerlinden bir tanesinin güçlü özü sözü bir ağasıdır.Zilfo bey ata pusata çok düşkündü güs sonralarında Zilfo bey kışlık erzak almak için Yukarı şehire indi gemlerin kantarmaların üzengi kayışlarının yapılacağı derinlerin üzerinde ayrı ayrı titizlendi Zilfo bey Sıra eğermeşinine geldiği zaman çabaları boş gitti gösteridiği hiçbir şeyi beğenmeyen Zilfo beyin gözünü duvara asılı pırıltılı,tüylü,ceylan derisine taktı kaldı Masat ağa Yusf,a ait olduğunu söyleyip satamacağını söyledi Yusuf,u çağırdılar”Başım Gözüm Üstüne Bey”dedi Yusuf Duvardan indirdi önüne koydu Zilfo beyin karşılığın dadada para almadı Yusuf,un nezaketi Zilfo beyin hoşuna gitti.ertesi gün yola çıkmadan önce Yusuf,u çağırttı Yusuf,un hakkında bilgi edinmişti “Gavurun kızına tutulmuşsun bilirim,Kapasın gelesin bize sen gerisini düşünme” diye sahip çıktı Yusuf,a
Dört bir yana savrulan ince kar gece karanlığında soluk kesen bir hızlı harmanlandı durdu evlerin damlarına,ışıksız penceresine binlerce serpantin saçıldı.Yusuf Hermini evinden alıp Zilfo beyin obasına zorlu çetin bir yolculuk sonrası götürdü.
Kızının evinden kaçtığını anlayan Bogos etrafa haber saldı ne olup bittiğini öğrenmek için.günlerden sonra Yusuf ile Hermin,İN Murat ırmağının öte yakasında Zilfo beyi,in obasında olukları öğrenildi.Zilfo bey’in koruması olduğu için Yusuf,a dokunamayan Bogos onlara evlenmeleri vaadiyle şehre geri getirtti ama şehre gelir gelmez kızını kilit altına aldı.ha bu gün ha yarın düğün olacak diye Dabakları oyalamakla geçirdi uzun vakit
1876 yılı Ramazanın 7.günü Yusuf Zilfo bey için hazırladığı güzel hediyeleri ona götürüken Bezirciyanların büyük oğlu Kamer,in tuttuğu piç naho,Süleyman ve Timur isimli serseriler Yusuf,a pusu kurdular ama daha atik davranan Yusuf Pusucular hakkından gelip Süleyman da yaralayarak yoluna devam etti bu arada yanık Mamo,nun arabası ile yola çıkan Misyoner W.H.E.LLER.ve yanındakilere saldırı olur ve arabacı yanık Mamo öldürülür.saldırıyı kullanarak X.H.E.LLER. ve Bezirciyan hem Yusuf,a karşı halka karşı Yusuf,u kışkırttılar hem de bu fırsatı kullanarak Müslümanlara karşı provokasyon yapmadan geri kalmadılar
Çavuş Karazifer efendi kişiliği ve mertliği ile Halk arasında çok sevlirve sayılırdı olayın takibi Çavuş Karazifer,e verildi Ziver Çavuş sorgulamaya başladığı olayda suçlu olmadığına inandığı Yusuf,u aramakla işe başladı Zirfo bey in obasına gidip Zilfo bey,in ölmesi ile ne yapacağını bilemeyen Yusuf Murat ırmağı yakınlarında karşılaştılar Yusuf her şeyi anlattı Ziver çavuş Yusuf,a geri dönüp zaptiyelere teslim olmasını salık verdi.
Misyonerlerin İSTANBULA Yönelik telgrefları sonucu Padişah tarafından toplum çatışması olarak görülmeye başlayan olay vali sıtkı paşanın olayın çözülmesi için baskı yapması ile Yusuf tutuklandı akabinde Bezirciyan ve Küçükoğlu Artinde tutuklandı kısa sürede Bezirciyan ve oğlu Artin salıverdiler sadece Yusuf tutuklu kaldı yeteri kadar savunma yapamadığı için tutuklu süre kaldığı süre içerisinde Hermin tanıdıklarının oğlu Kayacan ile Yusuf,a haberler gönderdi dörtay sonra delil yetersizliğinden dolayı serbest bırakıldı mahpushaneden çıkan Yusuf Bezirciyan,ın büyük oğlu Kamer,in izini bulup ve onunla düşerek zorla kadı canip efendinin evine götürdü
Aralık ayının 23.günü üçgündür ağır aralıklı yağan kar dindi Yukarışehir tepelerini mezre düzlüğünü örten ak yumuşak örtü öğle güneşinin aydınlığında göz alabildiğine ışıdı ,Yereyer aynalandı,yansıdı
Yukarı şehir vilayeti ile kazalarında askerlik çağına gelmiş gençlerin kura-i şeriyyei askeri yöntemi uygulanarak alınması işleni e1876 yılı aralık ayının son günlerine denk geldi yetrli sayıya uluşalamadığı için kura iptal edilip sağlık muayenisnden geçen bütün 72 liler askere alındı.Yusuf ,ta 72 lilidi gitme hazırlıklarını yapan ve çevresi ile vedalaşan Yusuf gençliğinin heyecanı ile Hermin ile vedalaşamamıştır.
Kol başı günü çarşı meydanından geçip ağ camiine indiği sıra sokak başının evlerinin birinin kapı aralığında gördü Herimin,i Yusuf koyu mor işlemeli çarşafından dal gibi ince duruşundan tanıdı onu peçesi örtüktü.kapının pervazına dayanmış.iki eli ile çarşafının uçlarını çenesinin altında kavuşturmuştu.Yıldırım vurmuş gibi bir sancı teperden tırnağa yaktı kararttı Yusuf,u gözleri karardı görmez oldu sarsak yürüdü kalabalığın ortasında günleridir bastırmaya çalıştığı ateş tutuştu harlandı içinde
Gidenler;dik yokuştan aşağı koşarmış gibi hizli azdağınık arada bir arkalarına bakarak yürüdüler taa yukarıdan kaya başının doruğunda uçurumun kenarında sıralınmşı duranlara el salladılar Yel boğazının gölgeli keskin dönemecinde yitip gittiler çarçabuk

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>