Sara J. Henry Romatizma

Sara J. HENRY tarafından hazırlanan bu kitap hakkında ayrıntılı bilgi vermeden önce açıklık getirilmesi gereken bir konu var ki o da yayın okunurken karşımızdakinin kesinlikle bir doktor yada şifa kitabı olarak görülmemesi gerektiğidir.
Kitapta Romatizma hastalığı hakkında güncel olan tüm ayrıntılar verilirken kişiye bu hastalık konusunda detaylı bir genel kültür birikimi, dolayısıyla konu ile ilgili daha bilinçli bir şekilde ilgilenme imkanı sağlanıyor. Bu nedenle, kitap okunurken yada okunduktan sonra kesinlikle “ vay be! Bende romatizma varmış.” Yada “Tanrım, ne yapacağım şimdi ? “ şeklinde yargılara kapılmayın.

Romatizma ile ilgili bilgilere geçilmeden önce bu hastalığın halk arasındaki tanımı, ciddiyeti ve algılanışı ile ilgili bölümlere rastlamaktayız.Yani aslında bizi arada bir hafiften yoklayan bu “sinsi” hastalık semptomlarının hafife alınmadığı takdirde nelere yol açabileceği konusunda uyarılar yapılmaktadır.
Romatizma halk arasında genelde “boğum haline gelmiş eklemler, kaslarda meydana çıkan ve iltihaplanmadan kaynaklanan ateşli ağrılar ve hareket kabiliyetini kısıtlayan beden etkileşimleri ile bunların semptomları “ ile tanımlanan ve her nasılsa anında teşhisi konan ! bir hastalık olarak bilinmektedir. Oysa madalyonun birde diğer yüzü, ve kavramın çelişkilerle dolu bir çok yanı vardır. Öyle ki, aslında romatizma olarak damgaladığımız birçok vakanın bu hastalıkla hiçbir ilgisi bulunmazken; diğer taraftan da ciddiye alınmayan birçok belirti aslında romatizmal hastalıklara zemin hazırlamaktadır. Bununla birlikte romatizmanın aslında hastalığın kendisi olmadığı ve birçok hastalığı kapsadığı vurgulanmaktadır. Aslında romatizmal hastalıkların en sık görülen başlıca iki türü vardır ve hastalıkta bu ikisi etrafında gelişmektedir: En yaygını Osteoartrittir. Bu hastalık eklemlerin oynar yüzeylerini örten kıkırdağa verdiği zararla kişiyi ağrısız yürüyemez hale getirir. İkinci en yaygın tip olan romatoit artrit yada asıl romatizma eklemlerde ağrı ve şişmelere yol açar ve tedavi edilmezse sakatlıklara neden olabilir. Diğer romatizmal hastalıklar ve ilişkili durumlar arasında; polimiyalji romatika , fibromiyalji, bursuit, tendinit, gut ve Lyme hastalığı sayılabilir. Başka romatizma tipleri ise kalp, akciğer, böbrek ve gözlere zarar verebilir.

Kitabın ana hatlarını ortaya koyacak olursak : Romatizma tiplerini tanıtıyor, bu vakalarla ilaçsız nasıl başa çıkılacağını, alternatif tedavileri, hastalıkla mücadele edilirken hangi ilaçların kullanıldığı ve bunların yan etkileri ortaya konuyor. Ayrıca konu kapsamındaki araştırma ve son gelişmeler de ele alınan konular arasındadır.Bu arada şunu belirtmeden geçemiyoruz; Romatizma tıp dünyası için hala bilinmezlerle dolu bir alan. Bu nedenle “ Şu Kitabı okuyayım da romatizmamı iyileştireyim” diyenler boşuna heveslenmesin. Kitap sadece bilgilendirmek amacıyla yazılmış olup, yol gösterici rolündedir.

Bu kadar önbilgiden sonra insanın aklına gelmesi gereken ilk soru : Nedir bu Romatizma ve bu hastalığa neden olan etkenler nelerdir ? olmalıdır.
Romatizma hastalığının temel belirtileri arasında belirli sürelerle yapılan birtakım hareketlerden sonra vücudun bazı yerlerinde oluşan ağrılar şeklinde tanımlasak ta, bu son derece yayvan bir ifade olur ve asıl teşhis için işin kökenine inmek gerekir.(Gerçi kitap “ eğer merdivenleri her iniş – çıkışta dizlerinize bir ağrı saplanıyorsa romatizmanız vardır” şeklinde kesip atabiliyor ama ! yinede romatizmanın birçok çeşidi olduğu ve her birinin de ayrı tedavi gerektirdiği unutulmamalıdır. Yüzden fazla romatizma türü tespit edilmekle birlikte hekimler bunları vücudun tutulan eklemleri yada diğer yapılarını belirleyerek ayırt ederler . Hastalığın nedenini tam olarak anlayabilmek için insan anatomisini biraz incelemek gerekiyor: Olayın temelinde kemik uçları yani eklemler yatmaktadır.

Kemik uçlarında tampon işlevi gören ve kemiklerin birbirine sürtünmesini önleyen kıkırdak yapısı mevcuttur. Bununla birlikte eklemlerin içini döşeyen ve hareketlerimizi kolaylaştıran sinovya zarı da eklemlere pompaladığı kayganlaştırıcı sıvı ile önemli bir role sahiptir. Eğer bu yapılar olmasaydı insanların hareket kabiliyeti büyük ölçüde sınırlanırdı ve hepimiz canlı birer “ kütük “ misali dolanırdık. Hastalığın ortaya çıkışı ise bu yapıların belirli nedenlerden ( yıpranma, genetik, durağanlık vs.) ötürü etkilenmesi ile belirginleşir. En büyük rahatsızlık ise iltihaplanmaya bağlı olarak etkinleşir. Romatizmanın, artrit olarak adlandırılan genel sınıfında işte bu “eklem iltihapları vardır. Bununla birlikte aynı bölgelerde ortaya çıkan ve bursit , tendinit, polimiyaji romatika gibi isimlerle adlandırılan farklı romatizmal hastalıklar da bulunmaktadır.
Romatizmanın sadece eklemlerle ilgili olmadığı ve vücudun başka yerlerinde de ortaya çıkabileceğini aklımızdan çıkartmamalıyız. Örneğin osteoartrit sadece eklemlerde hasara yol açarken, romatoit artrit eklemlerle birlikte vücudun diğer bölgelerinde de( özellikle bağışıklık sisteminde) etkili olur. Osteoartrit her ne kadar en yaygın tür olsa da, romatoit artrit kadar ağır ve etkili değildir. Eklemlere tampon görevi yapan bursaların şişmesi ile oluşan bursit de oldukça yaygındır.

Kitapta ayrıca aynı tür hastalık grubu olması nedeniyle psoriatik artrit, Sjörgen sendromu, ankilozan spondilit, ateşli romatizma ve reiter sendromundan da bahsedilmektedir.
Romatizma kimlerde görülür şeklinde bir soru ile karşılaştığımızda konunun yine ayrıntılı bir şekilde ele alındığını görmekteyiz. Türlerine ve etkileşim alanlarına göre hastalığın farklı hedefleri olduğu göze çarpıyor. Örneğin romatoit artrit yaş sınırı gözetmiyor. Osteoartrit ise 40 yaşından sonra bulduğu her 10 kişiden 9’ unun yakasına yapışma eğilimindedir. Romatoit artritin en tehlikeli romatizma türleri arasında olmasının asıl nedeni vücudun bağışıklık sistemini vücuda karşı kullanmaya başlamasından kaynaklanmaktadır. Romatizmanın hala bilinmeyenlerle dolu bir hastalık olmasından dolayı, bilinmeyen düşmana karşı saldırı türündeki bu olaya bir virüsün neden olabileceği belirtiliyor. Örneğin Lyme hastalığı akar adlı mikroskobik hayvanlardan bulaşır.Romatoit artrit ve diğer iltihaplı hastalıklarda vücudun “savaş bitti “ sinyali devre dışı kalmaktadır.Netice itibariyle iltihaplı, şişmiş ve ağrıyan eklem ve kaslar hayatınızın bir parçası halini alır. Gereken tedavi ve önlemler alınmazsa ciddi sakatlıklar gelişebilir.

Yaşlanmaya bağlı tüm hastalıklarda olduğu gibi romatizmada da zamanla oluşan yıpranma ve vücudun kendini eskisi gibi yenileyememesinden kaynaklanan faktörler mevcuttur. Ayrıca romatoit artrit gibi bazı hastalık türleri belirli nedenlerden ötürü kadınlarda daha fazla görülmektedir. Kitapta ayrıca adı geçen romatizmal hastalıkların neden kaynaklandığı ve vücudun hangi bölgelerini etkilediği de ayrıntılı bir şekilde anlatılmaktadır.

Hastalıkla mücadele yöntemleri ve önlemler:

Tedavi yelpazesi:
Hastalıkla ilgili gelişmeler ve belirtilerle birlikte alınması gereken önlemler ve tedavi yöntemleri de ön plana çıkmaktadır. Romatizma ile mücadele ederken bir yandan hastalıktan koruyucu standartlar, diğer yandan da hastalık aşaması ve tedavisi için harekete geçilmelidir. Tabi bunların olabilmesi için öncelikle kesin ve doğru teşhis gerekir. Kitapta konu ile ilgili açıklamalar yapılırken, hekimler kesin başvuru unsuru olarak gösterilmekte ve hekime gitmeden önce alınması gereken tedbirler açıkça açıklanmakta.

Romatizma hiç şakası olmayan bir hastalık olduğundan “zaman “ kavramı büyük önem kazanmakta, erken dönemde alınan tedbirler büyük avantajlar sağlamaktadır. Tedavinin ilaçla yapılan kısmı ile ilgili olarak ayrıntılı bir bölüm yer alırken, bu kısımdaki tanım ve terimlerin tamamı tıbbi kökenli olduğundan buraya fazla değinmeden alternatif yöntemler arasında bulunan ilaçsız mücadeleye geçiyorum.Bu bölüm en az ilaçla tedavi kadar önem taşımakla birlikte şu unsurları kapsamaktadır:

Düzenli bir egzersiz programı.
Her gün tekrarlanan dinlenme saatleri.
Hastalık aşamasında bağlı kalınan fizik tedavi programı.
Diğer alternatif programlar.

Yaşamın ve onun temel unsuru olan sağlık gerçeğinin varlığını sürdürebilmesi için iyi bir beslenme alışkanlığı kaçınılmazdır. Tüm hastalıklardan olduğu gibi romatizmadan da uzak durmanın bir ayağı iyi ve dengeli beslenmeyle alakalıdır. Konu kapsamında bir iki örnek vermek gerekirse; Kemiklerin en çok ihtiyaç duyduğu mineral olan kalsiyum ancak süt ve süt ürünleri içeren gıdalarla temin edilebilir. Bunların eksikliğinde ortaya çıkan “ Oestropoz “ ( Kemiklerin kırılganlığının artması) romatizmayı en büyük azaplardan biri haline getirebilir.

Aspirinin birçok hastalığa olumlu yönde etki ettiğini hepimiz bilmekteyiz. Bu mucizevi hapın Romatizma konusunda da oldukça olumlu etkileri vardır. Ancak kitabın her aşamasında vurgulandığı üzere bu konuda da hekim tavsiyesi şart.

Birçok hastalıkta olduğu gibi romatizmada ihmal ve gecikme “ Kabus ve Azrail’le” eşanlamlı olan Ameliyatı gerektirebilir. Bu alanda “Atroskopi ve Sinovektami “ en çok uygulanan ameliyat yöntemlerindendir. Atroskopi de dışarıdan ince cerrahi aletlerle müdahale edilirken, Sinovektami daha ağır geçmekte ve sinovya zarının (Romatoit artrit) hastalanması ile gelişmektedir.

Tüm bunlarla birlikte eğer kaderinizde romatizmalı olmak varsa onunla yaşamayı da öğrenmelisiniz. Hastalık insanı tüm yönleriyle etkileyebilen bir baş belası haline gelebilir. Bu nedenle giyimden beslenmeye, cinsel yaşamdan alışkanlıklara kadar her şeye ayrı bir özen gösterilmelidir. Bunların tümü romatizmalı bir hayatı normalden farksız hale getirecektir. Ağrılı bölgelerin korunması, fazla zorlanmamak, destek kullanmak, uygun oturma grupları, sabunu bağlamak, pratik ev yerleşimi ve kararlarda uzak görüşlülük gibi ayrıntılar, romatizmadan korunmada ve onunla yaşarken büyük kolaylıklar sağlayacaktır.

Daha öncede belirtildiği üzere romatizma tam anlamıyla tanımlanamamış ve hala araştırılmakta olan bir hastalık türü bu nedenle şu anki tedaviler sadece ağrıları dindirme ve birincil sorunlarla ilgilenme aşamasındadır. Çalışmalarda her gün biraz daha yol kaydedilirken en önemli araştırmalar Genetik ve Bağışıklık sistemi üzerinde yoğunlaşmaktadır.

Kitabın son kısmında hastalıktan olabildiğince korunmak üzere ; Yüzme, bisiklet, ağırlık çalışmaları gibi spor aktivitelerinden bahsedilmekte ve bunlarında dikkatli ve dengeli bir biçimde yapılması salık verilmektedir.

Sonuç olarak kitabın en güzel kısmını , yani üç altın öğüdü vererek nokta koymak
istiyorum. Bunlar aslında sağlık açısından ele alınmış fakat ben bunu hayatın her aşaması için öneriyorum:

1.Sabahları yataktan dönerek kalkın.
2.Hayatınızın önemli bir bölümünü harcadığınız eşyayı iyi seçin ( özelliklede koltuğunuzu)
3.Doğru zamanlama ve doğru hareketle yola çıkın. Bedeniniz boşuna yorulmasın.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>