Paulo Coelho Simyacı

Delikanlının adı Santıago idi.Sürüsüyle birlikte eski,terkedilmiş Kilisenin önüne geldiğinde güneş batmak üze- reydi.Kilisenin çatısı çoktandır çökmüş,bir zamanlar ayin eşyalarının konulduğu yerde kocaman bir firavun inciri büyümüştü.
Yamçısını yere yayıp üzerine uzandı,okuyup bitirdiği kitabınıda yastık yaptı.Uyumadan önce artık daha uzun ve kalın kitaplar okuması gerektiğini düşündü:Okumaları daha uzun zaman alacağı geceleri daha çabuk geçeceği ve daha rahat yastık olacağını düşündü.Uyandığında ortalık hala karanlıktı yukarıya baktığında yarı yarıya yıkılmış çatının arasından parlıyan yıldızları gördü,biraz daha uyusaydım diye düşündü.Bir hafta önceki düşü tekrar görmüştü gene sonunu getiremeden uyanmıştı.Sonra eline deyneğini alıp hala uyuyan koyunları uyandırmaya başladı.
Bir önceki günden bu yana dört gün sonra varacağı kentten yaşayan güzel ve genç kızdan başka bir konuşma konusu açmamıştı.Bu kız tüccarın kızıydı önceki yıl yanlızca bir kere gelmesine rağmen kızdan çok etkilenmişti.Bu Mağazayı bir arkadaşının tavsiyesi üzerine gitmişti.Geçen gidişinde dükkanın kalabalık olduğundan dolayı akşam saatlerine kadar beklemişti.Dükkancının işinin bitmesini beklerken yaşlı bir bayanla karşılaştı,yaşlı kadın delikanlıyı evine götürerek evinde yaşlı kadınla Birlikte kanepeye oturdularında : delikanlıya dua etmeye başladı söylediği dua
Bir çinğene duasına benziyordu.Bu kadın bir düş yorumcusuydu.Delikanlı rüyasında gördüklerini anlattı,Yaşlı kadın
Delikanlıya mısır piramitlerine gitmelisin,neyin nesidir bilmiyorum ama bir çocuk gösterdiğine göre gerçekten vardır bunlar.Delikanlı mısıra nasıl gideceğini sordu.Ben yanlızca düşlerini düşlerini yorumluyorum,bunları gerçeğe dönüştürecek gücüm yok dedi bu yüzdende kızlarımın bana verdikleriyle yaşamak zorundayım dedi.
Çoban falcının yanından hayal kırıklığı ile ayrılarak bir daha asla düşlere inanmamaya karar vermişti.İşlerinin başına dönerek,yemek yedi ve kitabını kalın bir kitapla değiştirerek satın aldığı şarabın rahatça içmek için kasabanın rahat bir alanına gidip bir sıraya oturdu.Sıcak bir gündü,ama şarap akıl sır ermez gizemiyle çobanın içini biraz serinletti.Koyunlar yeni edindiği bir dostun kent girişinde bulunan ağılındalardı. Okumaya iyice daldığı sıralarda yanına yaşlı bir adam gelerek onunla konuşmaya başladı.Genç çobanın konuşmaya pek niyeti yoktu ama yaşlı adam gevezelik etmek istiyordu ve delikanlı yaşlı adama sordu nerelisin yaşlı adam gence ben birçok yerdenim dedi genc ise hiç kimse birçok yerden olamaz dedi.Ben bir çoban olarak bir çok yerden olabilirim,ama aslım bir yerdendir
Yaşlı adam Salem de doğduğunu söyledi genç çoban ise yaşlı adama Salem de ne iş yapıyorsun diye soru sordu. Yaşlı adam ilk kez kahkaha ile gülmeye başladı ve ben Salem kralıyım dedi.Bu konuşmadan sonra çobanın kitabını geri verdi yarın sürünün onda birini bana getireceksin,gizli hazineyi nasıl bulacağını söyleyeceğim sana dedi,sonra kayboldu.Delikanlı ertesi gün yaşlı adamın yanına altı koyun alarak gitti.Genç delikanlı yaşlı adama hazine nerede diye sordu:Yaşlı adamda Mısır piramitlerinin yanında diye söyledi.Çoban irkildi yaşlı kadında aynı şeyi söylemiş ve para almamıştı.Yaşlı adam delikanlıya baktı ve sonra açık elleriyle delikanlının başının üstünde bazı tuhaf işaretler yaptı sonra koyunları önüne katıp uzaklaştı. Geriye kalan koyunlarınıda satarak Mısıra gitmek için önce Afrikaya gemiyle gidiyor.Burada arap çoçuğu ile arkadaş oluyor ve parası bu çocuk tarafından çalınıyor.Bütün gün sokaklarda dolaşıp arıyor fakat bulamıyor sonra bir züccaciye dükkanının önünde duruyor.Dükkancı çobanın aç olduğunu bildiği için avizeleri silmeleri karşılığında karnını doyurabileceğini söylüyor.Zaman geçtikçe kasa paracıklarla doldukça ispanyol delikanlıyı işe almaktan en küçük pişmanlık duymuyordu,kuşkusuz delikanlı hak ettiğinden fazlasını kazanıyordu.Dükkandaki bu satışların bu kadar çoğalacağını aklına bile getirememiş olduğu için delikanlıya yüksek komisyon ödemişti.Delikanlı çalıştığı süre içerisinde epey bir para biriktirmişti.120 Koyun dönüş bileti ve kendi ülkesiyle su anda bulunduğu ülke arasında bir ihracaat ve ithalat ruhsatı almaya yetecek kadar para biriktirmişti.Artık Mısıra gitme zamanı gelmişti,tüccarla vedalaşarak oradan ayrıldı.Delikanlı kervana katılarak yola çıkıyor.Kervan bir vahada mola veriyor.Vaha sakinleri yeni gelen kervanı karşılamaya koştular kalkan toz çöl güneşini gölgeliyordu,Simyacı kabile reislerinin kervan başının yanına gittiklerini ve gizli bir toplantıya oturduklarını fark etti.Yeni gelenler hemen Al-Foyum Kabile şeflerinin huzuruna çıkarıldılar delikanlı gördüklerine inanmakta güçlük çekiyordu.Birkaç hurma ağacı ile çevrili bir kuyunun yerine vahanın herhangi bir ispanyol köyünden çok daha büyük olduğunu görüyordu.Vahadan üç yüz kuyu elli bin hurma ağacı ve hurma ağaçları arasına dağılmış çok sayıda çadır vardı.Çölde savaş çıkmasından dolayı bu kervan vahada kalmak zorunda kalıyor.Burada birçok arkadaş ediniyor ve Fatima diye bir kıza aşık oluyor.Bu ispanypol genç bir rüya görüyor bunun bir tehlike olduğunu sezerek kabile reisine anlatıyor.Kabile reisi önlemler aldırıp vahanın istila edilmesini önlüyor. Kabile reisi yabancı genci toplantı yerine çağırıp ona elli altın lira verdi sonra bir kez daha Yusuf un Mısırda başına gelenleri anımsattığını ve delikanlıdan bundan sonra vahanın müşaviri olmasını istiyor.Simyacı ile tanışıyor simyacı gence kendi yolundan gitmesi gerektiğini Fatima ile evlense bile eninde sonunda kendi yoluna gitmek için ayrılacağını söylüyor.Müşavirlik ve her Şeyi geride bırakıp Mısıra doğru simyacı ile birlikte yola çıkıyorlar sessizce iki gün yoldan sonra en şiddetli savaşların olduğu yerlere yaklaştıkları için çok daha dikkatli davranıp var güçleriyle ön sezilerini dinliyorlardı.Delikanlı o gün yüreğini dinledi ondan kendisini asla terk etmemesini istedi. Ondan düşlerinden uzaklaşacak olursa göğsünde sıkışmasını ve kendisini uyarmasını ve uyarı işareti vermesini istedi.Bu işareti ne zaman duyarsa ona dikkat edeceğine yemin etti.Delikanlı o gece bu konuların hepsini Simyacı ile konuştu ve Simyacı delikanlının yüreğinin evrenin ruhuna geri dönmüş olduğunu anladı.Şimdi ne yapması gerektiğini sordu delikanlı Simyacı piramitlerin yönünde yürümeye devam etmesini yüreğinin hazineyi gösterebilecek durumda olduğunu söyledi. Birkaç gün daha yürüyüş yaparak piramitlere geldiler.Simyacı buradan ayrılarak artık kendi başına olduğunu söyledi. Genç delikanlı yüreğinin söylediklerini dikkatle dinlemeye çalışarak iki saat daha çöl de yol aldı,hazinesinin gizli olduğu yeri ona yüreği söyleyecekti. Birkaç dakika sonra kumluğun tepesine ulaşınca yüreği hopladı dolunay ve çölün beyazlığının aydınlattığı piramitler bütün görkemiyle karşısında yükseliyordu.Yüz üstü düşüp ağladı kişisel menkıbesine inanmış olduğu bir gün bir krala,daha sonra bir tüccara ve bir simyacıya rastladığı için tanrıya şükrediyordu ve hepsinden önemlisi aşkın bir erkeği kişisel menkıbesinden asla uzaklaştıramadığını kendisine anlatan bir çöl kadınına rastlamış olduğu için tanrıya şükrediyordu. Yüreğinin sesiyle kazmaya başladı arkasından gelen haydutları görmedi haydutlar her tarafını arayıp paralarını istediler ve hırpaladılar İspanyol genci ne için geldiğini sorduklarında düşleriyle buraya kadar geldiğini öğrendiğinde haydutların reisi bende düşümde İspanya ya gitmem ve çobanların koyunlarıyla birlikte içinde uyudukları kilisenin ayin eşyalarının konulduğu yerde büyümüş bir firavun inciri bulunan yıkık bir köy kilisesi aramam gerektiğini gördüm ama ben düşlerim için çölü geçecek kadar budala değilim dedi ve haydutları alarak gitti.
İspanyol genç gerçek hazinenin her zaman koyunlarla birlikte yattığı kilisede olduğunu öğrendiğinde yüreği sevinçle doldu piramitlere doğru baktığında piramitlerinde ona gülümsediğini gördü. Artık oda hazinesini bulmuştu.

Paulo Coelho Simyacı” üzerine 3 düşünce

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>