Og Mandino 12. Melek

John Harding, Nev Englad da bağlı küçük bir kasaba olan Boland da doğmuştu.
Çocukluğu ve gençliğinin bir kısmı burada geçmiş ve dokuz yaşından sonra her yıl geleneksel olarak düzenlenen beyzbol maçlarında oynamaya başlar.Küçükler ligi adı verilen bu müsabakalarda gösterdiği üstün performans,profesyonel takımların iştahını kabartır.Çok gençken ulusal turnuvalarda oynamaya başladığında ona geleceğin yıldızı olarak bakılmaya başlanır.Ama bir sakatlık onun spor hayatını tamamen bitirir.En azından John öyle düşünür…..
Spor hayatı biten Jhon okuluna dört elle sarılarak, yüksek derece ile mezun oldu ve California’daki bir yüksek ileri teknoloji firmasında çalışmaya başladı. Evlendi ve bir oğlu oldu. Daha sonra bir bilgisayar şirketinin başkanı ve genel müdürü seçildi. Yurt çapında tanınan biri haline geldi ve tüm ulusal medyada boy gösterdi.
Daha sonraki yıllarda firmanın New England merkezinde bulunan Millenyum bilgisayar firmasının genel müdürü olmayı kabul etti. Bu aynı zamanda onun doğduğu yere yeni anavatanına dönmesi demekti. Concord da yeni işyerine yakın bir yerde ev almaktansa dğoduğu büyüdüğü yer olan ve işine pek fazla da uzak olmayan Boland da ev almaya karar verdi. Böylece hem eski dostlarıyla birlikte yaşayacak hem de doğa ile iç içe yaşayabilecekti.
John’un karısı Sally ve oğlu Rick’te bu kara’dan memnun olmuşlardı. Kasabada villa tipi bir ev satın alıp yerleştiler. Aradan iki ay geçince kasaba halkı onlar için bir hoş geldin partisi düzenlediler. Kasaba çok küçük olduğu için tüm herkes onları bu karnaval havasındaki partisine katılmışlardı. Bu Jhon ve ailesi için çok büyük bir onur olmuştu. Jhon ve sally birbirlerine bakarken sanki “ne iyi yaptık” der gibiydiler. Acaba iyimi yapmışlardı.Tabi bunu zaman gösterecekti…
Bu karşılama töreninden kısa bir süre sonra Jhon doğduğu kasabaya gelip geleceğine bin defa pişman oldu. Çünkü bir trafik kazası 17 yıllık eşini ve biricik oğlunu ondan alıp gitmişti. Bu dünyadaki en değerli iki varlık artık onu hiç göremeyecek; o da onlara sarılıp öpemeyecek, oğlu ile beyzbol oynamayacaktı. Onu hayata bağlayan değerler olmadıkça bu dünyada yaşamanın Jhon için hiçbir anlamı yoktu. Şan ,şöhret, para, ev ve araba ve kariyer artık onun için hiçbir şey değildi. İlk işi şirketinden istifa etmek oldu. Her ne kadar şirket yönetimi onu bu davranışından vazgeçirmeye çalışmış ve istifasını kabul etmemiş bile olsa, o bundan sonra çalışmayı düşünmüyordu. Ona verilen4 aylık ücretsiz iznin onun için hiçbir anlamı yoktu.
John karısı ve çocuğu öldükten sonra uzun süre evde kendini hapsetmişti. Bu arada yememiş içmemiş sadece düşünmüştü. Neyi mi? ölmeyi , karısına çocuğuna kavuşmayı, oturduğu masanın çekmecesini açıp, tabancayı eline aldı. John’un artık kapı falan umrun da değildi. Ama kapının ısrarla vurması ve adının ısrarla tekrarı sonucu, kalkıp pencereden bakma gereğini duydu. Orta yaşlı bir erkek kapıda duruyor ve adının Bill West olduğunu söylüyordu. Neden sonra John Bill’in kendisinin beyzboldan çocukluk arkadaşı olduğunu hatırladı. Tabancasını yerine koyup dışarı çıktı.Bill ve John birbirine sarıldılar.Bill John’a karısı ve çoçuğu için çok üzgün olduğunu ve yeni duyduğu için ancak gelebildiğini bildirdi ve mutlaka John’un yardımına ihtiyacı olduğunu, onunla gelmesi gerektiğini söyledi. John, Bill’in teklifini isteksizce kabul etti. Ama o bunun onun hayatını kurtaracağını elbette bilmiyordu.
Bill, John’a Boland’da geleneksel olarak düzenlenen beyzbol maçlarında takımlardan birini çalıştırmasını istiyordu. John önce bu teklifi şiddetle reddetti ama daha sonra eski günlerin hatırına da olsa bunu kabul etti. Dört takımlı ligde John Melekleri çalıştıracaktı. Aslında John’u hayat bağlayan beyzbol değil takımdaki Timothy Noble adındaki zayıf ve çekimsiz bir çocuktu. Timothy beyninde ur olan ve sayılı günleri olan bir çocuk olmasına rağmen ve tüm turnuva bitinceye kadar sadece final maçında sayı yapabilen bir çocuk olmasına rağmen takım arkadaşlarına ve John’a motivasyonu veren aynı zaman da takımın şampiyon olmasını sağlayan çocuk olmuştu. Nasıl mı? Asla, asla, asla vazgeçmeyerek. Timothy tüm maçlarda başarısız olmasına rağmen ve öleceğini bilmesine rağmen asla vazgeçmemiş ve John’u hayata bağlamıştır.
John,Timothy’nin bisikleti bozulduğu zaman antrenmanlara dört,beş saatlik yolu yürüyerek geldiğini görmüş onda bir gariplik olduğunu sezmiş, doktoru ve annesiyle tanışarak onun hakkında konuşmuştur.Durumu öğrenince kendi durumu ile karşılaşmıştır. Şampiyona sonunda melekler şampiyon olmuş ve Timothy bu olayı hayatının en güzel olayı olduğunu belirtmiştir Timothy fenalaşıp mezarına “Asla, Asla, Asla, Vazgeçmedim!” yazılmıştır.
Böylece John,küçük Timothy sayesinde hayata yeniden bağlanmış ve evine,işine tekrar dönmüştür.Kendisine küçük Timothy’nin felsefesini şiar edinmiştir.Ona minnet duygusunu belirmek için mezarını sık sık ziyaret etmiştir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>