Necmettin Çepel Toprak ile Söyleşi

Bir çok ülkenin ekonomik ve sosyal refahını tehdit eden faktörlerin başında toprak kaybı ve toprak özelliklerinin bozulmuş olması gelmektedir. Bu nedenle toplumsal mirasımızı koruma hususunda çok az zamanımız kalmıştır.

Dünyada her yıl 24 milyar ton üzerinde toprak, erozyonla yok olup gitmektedir. Ayrıca tarımda kullanılan topraklardan %70’i iyi niteliklerini kaybederek verimlilikleri düşmüştür. Bu iki sayısal değer yaşanan ve yaşanacak olan sorunların boyutunu gösteren sayısız örneklerden sadece iki tanesidir.

Toprak, sadece bitkisel ürünlerin kaynağı değil, aynı zamanda “Vatan” adı altında bayraklaşmış ulusal ve kutsal bir mirasdır. Çünkü, insanlar bir varlığı nekadar yakından tanırlarsa, onu o kadar çok severler. Sevenler de sevdiklerine kıyamazlar.

Toprak, ülke ekonomisinde önemli roller oynayan yeraltı servetlerinin ambarıdır.

Atatürk, 1934 yılında Çanakkale Şehitliği’nde yatan şehitlere hitaben;

“Bu memleketin toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar:
Burada dost bir vatanın toprağındasınız.
Huzur ve sükun içinde uyuyunuz.
Sizler mehmetçiklerle yanyana, koyun koyunasınız.
Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar:
Gözyaşlarınızı dindiriniz, evlatlarınız bizim bağrımızdadır.
Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır.
Bu toprakta canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.”Toprak ve şehitlere verdiği değeri ifade etmektedir.

Ormanları da insanlar ortadan kaldırdığına göre, insanlar dolaylı olarak iklimi değişiyor. Toprağı yerinde bağlayıp tutan ormanlar gidince, topraklar da erozyonla kolayca taşınmaktadır. Dünya üzerinde toprak oluşumu ve taşınması anayaka-iklim-bitkiler arasındaki dengeye bağlıdır. Örneğin nem ve sıcaklık değişimi olursa bu denge, dolayısıyla toprak oluşumu da değişir. Birleşmiş Milletler Dünya Bankası Raporlarına göre son 25 yılda dünya su stokları, %70 oranında gerilemiş durumdadır. Bu, doğal süreçlerin insan tarafından değiştirilmesi değildir de nedir? Bütün dünyada erozyonla meydana gelen yıllık toprak kaybı 24 milyar tonun üzerindedir. Ortalama olarak 100 yılda oluşan toprak 1 yılda yokolup gidiyor.
Toprağı yok eden ve niteliklerini bozan süreçler; erozyon, toprak kirlenmesi, çölleşme ve diğer süreçlerdir.

Çölleşmenin sonuçlarını söyle özetleyebiliriz;
a. Çölleşme açlık, sefalet ve afet demektir.
b. Çölleşme, dolaylı olarak kentlere olan göçü artırmaktadır.
c. Afrika’da meydana gelen silahlı çatışmaların bir çoğunda çölleşme sürecinin temel neden olduğu bildirilmektedir.
ç. Çölleşme açlık ve susuzluğu doğuran akut toprak krizidir.
d. Çölleşmenin tüm dünyada her yıl yaklaşık 16 milyar dolarlık ürün kaybına neden olduğu tahmin edilmektedir. Bunların başlıcaları;
(1)Toprağın tuzlulaşmasıyla toprak kaybı,
(2)Kentleşme ve endüstrileşme ile toprak kaybı,

Besin güvenliğinin sağlanması, beslenme bunalımının çözümlenebilmesi için şu önerilerde bulunulmaktadır;
a. Nüfus, tarım ve ticaret politikaları yeniden gözden geçirilmelidir.
b. Nüfus ve aile planlamasıyla, tarım politikaları geliştirmelidir.
c. Hükümetler tarım sektörüne, tarımsal araştırmaya, tarım tekniği için gerekli alet ve gereçlere, toprağın korunmasına, bilinçli sulama etkinliğine daha çok yatırım yapmalıdır.
ç.Toprak ve su kıtlığının yaşandığı bir dünyada, bu kaynakların korunmasını sağlayacak tutarlı politikalar geliştirilip, bunların uygulanması sağlanmalıdır.

Nüfus planmasındaki başarısızlığın ve kısır görüşlü tarım politikalarının veya politikasızlıkların her yıl 24 milyar ton toprak kaybına neden olduğunu ve bunun acı bedelinin 1,2 milyar aç insan şeklinde ortaya çıktığını daima gözönünde bulundurmak gerekir. Ayrıca hızlı nüfus artışı ve hızlı toprak bozulması süreçlerinin elele vererek, tüm insanlığı afetlere götüren bir yolda beraberce ve hızlı bir şekilde ilerlediklerinin bilincine varmak gerekir.

Toprakana; dünyadaki bütün insanlara sesleniyorum diyerek şu iki önemli mesajı vermiştir;
a. Beni iyice tanıyınız,
b. Beni seviniz ve koruyunuz. Beni, özellikle şu karakteristiklerimle tanıyın. “Toprakana” olarak ben;
(1) Milyonlarca mikroorganizma barındıran, diğer bir çok canlıları koynunda besleyen, ekolojik döngülerin ilk istasyonu ve eşi bulunmaz bir yaşam mekanıyım.
(2) İşlevsel değerleri ölçülemeyecek kadar çok yönlü yararlar sağlayan gen rezervlerinin deposuyum.
(3) Çayır, mera, orman gibi doğal servetlerin; tahıl, sebze, meyve, bağ-bahçe, endüstri bitkileri gibi özel kültürlerin yetişme ortamıyım.
(4) Temel yaşam maddelerinden biri olan suyun süzgeci, deposu ve dağıtım istasyonuyum.
(5) Doğalgaz, petrol, jeotermal enerji, tabansuları, madenler gibi doğal kaynakların ambarıyım.
(6) Açlık ve susuzluğun çaresi ve biricik ümit kapısıyım.

Beni bütün kalbinizle sevin ve koruyun. Çünkü ben;

a. “Vatan” adı altında bayraklaşmış, gelecek kuşaklara devredilmek üzere yaratılmış, ulusal ve kutsal varlığım.
b. Ayaklarının altındaki toprakları kayıp giden uluslar, ayakta duramazlar. Türk ulusu olarak biz ve küreselleşen dünyada bütün insanlar dimdik ayakta durmak istiyorlar. Onun için topraklar sevilmeli ve korunmalıdır.
c. Açlık bunalımının ortadan kaldırılmasının tek yolu, her ülkenin “ekmek” için dışa bağımlılıktan kurtulmasıdır. O nedenle, bütün dünyada benim korunmam için, tüm dünya insanları birbirine yardım etmelidir.

Geleceğimizi kontrol altına alabileceğimiz önlemler;

1. Hızlı nüfus artışı durdurulmalıdır.
2. Aşırı tüketim tiryakiliğinden vazgeçilmelidir.
3. Doğal kaynakların tahribinin önüne geçilmelidir.
4. Ekonomik ve ekolojik doğa nimetlerinin adil bir şekilde paylaşımı uygulanmalıdır.
5. Doğayı koruyan teknolojiler geliştirilmeli ve uygulanmalıdır.
6. Doğa ile barışık yaşamayı sağlayan eğitim yaygınlaştırılmalıdır.

Son Mesaj; Dünya sadece biz insanlar için yaratılmamıştır. İnsan, bu büyük dünyanın sadece bir parçasıdır. Tabiatın, önemli ölçüde sadece bizlere verdiği zekamızı, bencilliğimize kurban etmeyelim. Tüketerek ve kirleterek değil bölüşerek ve koruyarak mutlu olmayı öğrenmeliyiz.

Çalışmadan, yorulmadan, üretmeden rahat yaşamak isteyen toplumlar; Önce haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini, ve daha sonra da, istiklal ve istikballerini kaybederler.

Necmettin Çepel Toprak ile Söyleşi” üzerine 3 düşünce

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>