Etiket arşivi: Yaşar Nuri Öztürk

Yaşar Nuri Öztürk Cevap Veriyorum

Yazar; cevap veriyorum kitabı ile yüzyıllardan günümüze kadar islam ile ilgili çoğu hurafe ve İslam dışı birçok gerçeğe ışık tutmuştur. Kendi yorumlarından ziyade gerçekleri ve doğruları Kur’an’a dayandırarak cevaplamış, toplam 342 soruyu açık ve net olarak izah ederek İslam gerçeğini anlatmıştır.
İslam dininin kolay anlaşılmasını sağlamak, kamuoyunda çeşitli zamanlarda tartışılan konularına açıklık getirmeye çalışmıştır. Özellikle;
Kadınların saçlarının açılmasının haram olmadığı, baş açık iken namaz kılmanın mümkün olabileceği, saçların, örtülmesi farz olan yerlerden olmadığı ancak saçları da örtmenin takvada titizlik için kişinin tercihine bırakıldığı, tercihlere saygı duyulacağı ancak tercihlerin dinleştirilemeyeceği anlatılmaktadır.
Laikliğin İslam’ın takdir edeceği bir disiplin olduğu belirtilmiş, laikliğin İslamın insanlığa kazandırmak istediği bir çok değeri koruyan ve geliştiren bir tavır olduğu anlatılarak “Kelime anlamı ve tarihsel yapısıyla laikliğin” din sınıfına, ruhbanlığa bağlı olmayan kişi ve kurum” demek olduğu ve islamda ruhbaniyet olmadığı, Kur’an’ın, ruhbaniyeti “dinde türedilik” (bid’at) olarak gösterdiği belirtilmiştir. Bu anlamda tüm müslümanların laik olduğu çünkü hiçbir müslümanın din sınıfına mensup olmadığı ve İslamın böyle bir sınıfın varlığının dine aykırı olduğu vurgulanmıştır. Yazar; Peygamberliğin Kur’an tarafından bitirildiğini, insan kitlelerini Allah adına yönetme devrininde bittiğini belirterek Laikliğin işte bu bitişin gereğini yerine getirmeyi amaçladığını Ancak toplumları Allah adına yönetme tutku ve sömürüsünden vazgeçmek isteyen anlayışların laikliği din dışı göstererek egemenliklerini kutsallaştıran bir sürecin bitmesini istemediklerini çok doğru ve haklı olarak anlatmaktadır.
Yazar Türkiye’de insanları kemiren ve perişan eden zulümleri 36 maddede toplamış, Türkiye’nin siyasetten ve siyasetçiden kurtulma savaşı veren bir ülke görünümünde olduğunu, siyasetin sürekli zulüm kusan bir dinazora dönüştüğünü belirterek çok isabetli bir tespitte bulunmaktadır. Ülkenin tüm imkanlarını ya yiyerek, ya yedirerek, ya da işe yaramaz hale getirerek heba ettiği kanaatini belirterek Meclise sitem etmektedir. İnsanoğlunun en onurlu faaliyetlerinden biri olması gereken siyasetin, bir aldatma, kap-kaç ve sömürü mesleğine dönüştürülerek hizmet yerine zulüm ve hayal kırıklığı üretilmekte olduğu kanaatini belirtmektedir.
Birçok kanun ve yönetmenliğin sesini yükseltemeyen, siyasal ve ekonomik gücü olmayan sade ve zavallı insanlara uygulandığı, gücü olanların sistemi kendi hesaplarına göre uydurabildiklerini “Kanunun kuvvet olması yerine kuvvetin kanunun yerini almasından” endişe edilmektedir.
Türkiye’de Kadınlarımızın ezildiği ve horlandığını Kur’an ve Hz. Peygamberin tanrısal bir mucizeyle kadınların önlerine koyduğu hakların hemen hemen tümünden yoksun bırakıldıkları gibi büyük ATATÜRK’ün eşsiz bir dirayet ve basiretle hayatta geçirdiği birçok imkanlardan da yoksun bırakıldıkları gerçeğini anlatmaktadır.
İnsanların kendine ev veya dükkan yapmak için ağaç kestikleri ve çevreye zarar verdikleri ve insanımızda çevre bilincinin oluşmadığı vurgulanmıştır.
Türkiye’de insanların gruplara ve fırkalara bölündüğü “ Yüzlerce ideolojik, siyasal ve dinsel fırkanın halkı kemirdiği, soyduğu, kaos ve şaşkınlık yarattığı vurgulanmış fırkalarla halkı parçalara bölüp sömürenlerin başları sıkıştığında, sömürdükleri halkı yüzüstü bırakıp bir yabancı ülkeye kapılandıkları gerçeği anlatılmıştır.
Yazar insanlığa kıyametin yaklaştığını haber veren kişinin “Dabbelül Arz”’ın Stephen HAWKING oldugunu iddia ediyor ve Kur’an’da bu tanıma tıpa tıp uyan kişinin olduğunu belirterek okuyucuyu farklı düşüncelere sevk ediyor.