Etiket arşivi: Walter Lord Kitapları

Walter Lord Pearl Harbour

Japonlar, Amerikalıları gafil avlayarak 7 ARALIK 1941 Pazar günü saat 07:35 de Hawaii Adaları Pearl Harbour’a Amerikan donanmasına ağır bir darbe indirmesinin belgesel öyküsü.
Bir sabah San Francisco’dan Sibirya limanlarından birine sefer yapan bir şilebin civarda dolaştığı söylentileri etrafta dolaştı. Bütün gemilerde alarm verildi. Neticede böyle bir şey ortaya çıkmadı. Aslında bu tür söylentileri doğrulamak için hiçbir olanak yoktu. Nihayet Amiral Nagumo’nun Kurmay heyetinden biri sakin bir tavırla şunları söyledi. ”Derhal batırır, bu konuda bir daha kafa yormayız.” Fakat 2 ARALIK’TA bu tür fikir tartışmaları gerçekten son buldu. Çünkü bir gün önce imparatorluk konseyi savaş açmaya karar vermişti. Amiral Yamamato önceden kararlaştırılan şu mesajı verdi. ”Nikita dağına tırmanın”. Bu mesajın şifreli anlamı ise kararlaştırılan Taarruz gerçekleştirilecektir. Bu mesajlardan sonra tarih 7 ARALIK olarak belirlendi ve personel toplandı. Durum onlara anlatıldı.
Artık savaş hazırlıkları yapılıyordu. Uçak gemilerinde son hazırlıklar tamamlanıyordu. O gün pilotlar her zamankinden farklı olarak özel kahvaltılar verildi. Bundan sonra pilotlar brifing için harekat odasında bir araya geldiler. Toplantıdan sonuç olarak Hava Taarruzu Komutanı Yarbay Mitsio Fuchida, Amiral Namugo’nun huzuruna çıkarak durumu rapor etti. ”Buna ve pilotlarıma verilmiş olan görevi yapmaya hazırım komutanım dedi.” Amiral Namugo ise “size inancım tamdır” diyerek Fuchido’nun elini sıktı. Artık Japonların saldırısı Amerika’ya başlıyordu. Ford odasında ki deniz uçakları rampası üzerine fike yapan bir bombardıman uçağının gürültüsü hava üssünde görevli Binbaşı Ramseyi bürosundan sıçrattı. Saldırı başlıyordu. Nevada Gemisin de Amerikan Bando şefi müzisyenleri ile birlikte tam saat 8.00 de milli marş çalmaya hazırlanıyordu. Bando saat 07.55 de yerini almıştı. Bandodakilerden biri Ford odasının öbür ucuna pike yapan uçakları gördü. Saat 07.58 de bayrak çekme töreninden iki dakika önce uçaklar yaklaşmaya başladılar. Saat 08.00 de Bando Amerikan milli marşını çalmaya başladı. Bir Japon uçağı limana doğru alçaldı. Gemiye bir torpido atarak geminin kıç üstünden geçti. Bu arada o sırada direğe çekilmeye başlanan bayrağı da delmeye muvaffak oldu. Bando şefi durumu kavramış ama Bando’ nun yönetimini bırakmamıştı. Yeni bir uçak güverteyi makinalı tüfek ateşiyle tarayarak geçti. Bando şefi farkında olmadan bir an durakladı. Sonra tekrar yönetmeye devam etti. Bütün Bando onunla beraber sanki bunu defalarca prova etmiş gibi durdular. Sonra devam ettiler. Marş bitmeden kimse yerinden kımıldamadı. Son nota çalınca herkes bir siper aramak için koştu. Güverte nöbetçi subayı alarm çanını çaldırdı. ”Dikkat hava hücumu muharebe durumu, bu bir eğitim değildir.” sözlerini sarf etti. Gemilerde güvertede bulunmayan personel hala duruma inanmıyorlardı. Herkes koridorlarda koşarak borulardan tırmanarak muharebe yerlerini almaya çalışıyorlardı. Saldırı iyice artmıştı. En ciddi isabeti alan Oklahoma gemisi idi. Hiçkamdaki kışlaların ortasında yer alan gazino binasında er Frank Ro erken kalkıp gazinoda kahvaltı eden arkadaşlarını tüyler ürperten bir haykırış la ikaz etmek istedi. Fakat çok geçti. Bir bomba tavanı delerek içeri geçti. 35 kişi o anda öldü, bu arada Amerikan ordusu subaylarının çoğunu haberi olmuştu. Hemen hazırlık yapmaya başladılar. Borular çalmaya başlamıştı. Erlerden birisi silah başına yı çalmasını bilmiyordu fakat şahane bir vuruşla maaş dağıtımı borusunu çalınca göz açıp kapayıncaya kadar herkes barakalardan dışarıya çıktı ve herkese silahlar dağıtılmaya başlandı. Bir başka saldırıda kiliseye oldu. Cemaat vaaz dinliyordu. Rahip cemaate dönerek “Tanrı sizi kutsasın Japonlar. Pearl Harbour’a saldırdılar” dedi.
Bu arada halkın çoğunu haberi bile yoktu. Çoğu tatbikat ve eğitim zannediyordu. Halkın bazısı radyodan maç dinlerken araya savaş haberinin girmesiyle olayı öğrendi. Bazısı da televizyondan orkestra konserini dinlerken öğrendi. Saldırı devam ediyordu. 5 Amerikan pilotu otomobille hangarlara hareket etti. Mermiler arabanın damını delmesine rağmen yollarına devam ettiler. Hangara girdikleri zaman ikinci bir uçağın otomobilin benzin deposunu uçurduğunu gördüler. Hangarlarda yangın büyümüştü. Kaneohe’de ki mevcut 33 uçağın yanmakta olduğunu dehşetle şehir ettiler. Gemilere olan saldırılar dehşet vericiydi. Herkes elinden geldiği kadar felaketten kendisini kurtarmaya çalıştı. Morland gemisini şamandıralara bağlayan halatlara tutunanlar bu halatlar kopunca hepsi denize dökülüp öldüler. Arizona gemisi bir bomba yiyerek infilak etti. İkinci taretin önüne düşen bomba baş kasarayı delerek aşağı geçmiş ve altındaki cephaneliği havaya uçurmuştu. Neticede 150 metreye kadar yükselen bir alev ve duman sütunu fışkırttı. Patlama müthişti, patlamanın etkisiyle bir başka gemide buluna topçu eri Harry Garnett ve on iki arkadaşı denize döküldü. Arizona gemsinde bir anda yüzlerce kişi biçilmiş gibi oldu. İskele tarafındaki uçak savar bataryasındaki bir kişi adeta yok oldu. Köprü üstünde bulunan Tuğamiral 1 saat Kiid’le Albay Franklın Van Valkenburg o anda öldüler. Geminin güvertesinde bulunan gemi bandosu tamamen yok oldu. Binden fazla personel boğulmuştu. Oylala gemisi sancak tarafına büyük ölçüde yatmıştı. İşaret flamaları yanındaki Helana gemisinin güvertesini süpürüyordu. Japon uçakları tam anlamıyla Amerikan gemilerini istila etmiş büyük darbeler indirmişlerdi. Star Belletin gazetesi yazı işleri müdürü büyük gayretler sonucunda 09:40 da satışa çıkarılan özel bir baskı yapmaya muvaffak oldu. Gazete büyük başlıklarla “Savaş başladı. Ahu Japon uçakları tarafından bombalandığını görmek mümkündü. Amerikan radyoları “bütün askeri şahısların en kısa zaman da görevleri başında olmalarını emrini verdi.
Son uçaklarda Pearl Harbour’un çok üzerinde batı yönünde geldiklerini gibi esrarengiz bir şekilde kayboldular. Romörkürler Nevada gemisini hospital Pointin önünden geçerek Waipio yarım odasının önündeki daha derin sulara getirince savaş gemisi iyice battı. Personele muharebe yerini terk etme emri verdi. Sırada saat 10.00 u gösteriyordu. Personel ancak o zaman sabah yaşadığı olayların geriliminin farkına varabildi. Japonların Oahu üzerinde ikinci bir taarruz yapabilme olanakları mevcuttu. Yapılan toplantıda herkes birinci girişi başarıya ulaştığı için bir ikincisinin denenmesini arzu ediyordu. Japon amirali taarruz Kuvvetleri komutanının karakterini çok iyi biliyordu. Birden bire alçak sesle Amiral Nagumo geri çekilecektir diye fısıldadı. Birkaç dakika sonra gelen mesaj Amiral Yamomoto’nun görüşünü teyit eder gibiydi. Pasifik okyanusun öbür ucunda Akagi gemisinin ana direğinde rota değişikliğini belirten flamalar çekildi. Saat 13:30’da büyük flo kendi etrafında dönerek Kuzey Pasifiğin uçsuz bucaksız sorularında Japonya’ya dönüş yolculuğuna başlamıştı.
Amerikan Ordusu savaşta hasar gören gemileri büyük bir hızla onarmaya başlamıştı. Herkes Japonların geri çekileceğini düşünüyordu. Amerikan ordusu valiyle görüşerek yeni bir Japon çıkarma belirterek bildiriyi imzalamasını Validen talep etti. Böylece sıkı yönetim 16:25’de ilan edildi. Başbakanın konuşmalarını dinlemek için yüksek mahkeme üyeleri kabine üyeleri Kara kuvvetleri Komutanı, Deniz Kuvvetleri Komutanı hepsi ve bütün herkes ordaydı. Başkan Roosevelt 12:29′da salona girdi. Başkan silah kaplı bir defter açtı. Cumhuriyetçilerin de dahil olduğu dokuz yıldır görülmemiş bir tezarruhat tutunarak “Daima bir yüz karası olarak hatırlanacak olan dünkü 7 ARALIK 1941 günü Amerika Birleşik Devletleri baskın şeklinde bir taarruza muarız kalmıştır.” Diye söze başladı. Başkanın konuşması 6 dakika sürdü. Savaş ilanını oylaması 1 saatten kısa bir süre içinde tamamlandı fakat ana nokta ilk cümle içindeki “Yüz karası” sözü ile söylenmişti. Bu kelime ulusu birleşmeye ve oradan da zafere götürmüştü.