Etiket arşivi: SUSAN ISAACS kitapları

SUSAN ISAACS Beyaz Zambak

 

Lee’nin babası Leonard, artık Amerika’ya yerleşmiş ve orada yaşamaktadır. Annesi ve babası da Almanya’dan gelir ve tiyatroculukla uğraşmaya başlarlar. Leonard deri işine girer, bir süre sonra azmi ve patronunun ölmesi sonucu işin başına o geçer. Artık Yahudilerin bulunduğu mahalleden kurtulup, dubleks tipi büyük bahçeli evlerde yaşamak istemektedir.

            Bir gün ona deri siparişi vermek için gelen kadına ilk görüşte âşık olur ve onun hayatının kadını olduğunu düşünmeye başlar. Sylvia adındaki kızla evlenir. Evlendikten bir yıl sonra Sylvia hamile kalır. Leonard bir erkek çocuk beklerken, eşi kız çocuğu dünyaya getirir. Ona zambak anlamına gelen Lily adını koyarlar. Sylvia doğumundan sonra aldığı kiloları verir ve eskisi gibi yaşamaya başlar. Lily’nin doğmasından iki yıl sonra, Sylvia bir kız çocuğu daha dünyaya getirir, adını Robin koyarlar. Sylvia, bir süre sonra ev ve çocuklarla hiç ilgilenmemeye başlar. Robin de tıpkı annesi gibi güzellik budalasıdır. Eğer istemediği bir şey olduğu zaman hemen ağlamaya başlar.

            Leonard, yandaki evde oturan Taylor‘lara karşı büyük bir hayranlık içindedir. Kültür seviyesi geri olduğu ve Yahudi olduğu için onların yaptığı bir çok şeyi yapamamaktadır. Lily on beş yaşına geldiği zaman Taylor’ların evinde tenis oynayan kaslı bir genç görür ve gözlerini ondan alamaz. Bir süre sonra onun, Jazz Taylor olduğunu öğrenir.

            Herkes kolejde Lily’ye Lee diye hitap eder. Üniversitede ilk defa bir erkekle çıkmaya başlar. Flip iki yıl sonra K.Amerika’da bulunan Saskatchevan’da matematik öğretmenliği için iş teklifi alır. Lee’de onunla gelmek ister. Ama Flip onu götürmek istemez ve tek başına gider. Altı ay sonra Lee’ye gelmesi için telefon eder. Fakat Lee çoktan Jorde adında bir gençle çıkmaya başlamıştır.

            Lee, Cornell üniversitesini bitirdikten sonra, hukuk fakültesine kabul edilir. Orada Jazz Taylor ile aynı sınıfta okumaya başlar. Jazz ile okula başladıktan kısa bir süre sonra aralarında bir arkadaşlık başlar.

            Lee hukuk fakültesinde iken Robin esrarkeş biri ile evlenir ve o da uyuşturucuya başlar. Robin, evlenmesine rağmen hâlâ White’ların evinde oturmaya devam eder. Eşi ile Robin odalarından hiç çıkmazlar, bütün ihtiyaçlarını odalarına isterler ve sürekli uyuşturucu kullanırlar.

            Lee ,Jazz ile evlenir ve balayına ailesinin yanına Karahipler’e giderler. Orada Robin’i uyuşturucu krizinden kurtarmak için balayı zamanlarını harcarlar. Lee, Robin’in kocasına bir miktar para verir ve hayatından çıkmasını söyler.

            Lee ile Jazz işe başlar. Jazz babasını çevresi sayesinde bir şirkette işe başlar. Lee ise NewYork bölge savcılığında işe başlar. Jazz işten her gün erken saatte çıkan sayılı avukatlardan biri olma özelliğine sahiptir. Lee ise işten eve geç saatlerde gelir. Hatta gece bile çalışır. Lee, Jazz’ın arkadaşları arasında hiç önemsenmediğini ilk olarak, çalıştığı şirketin düzenlediği bir gezide anlar. Jazz, Lee’nin babasıyla görüşüp avukatlığı bırakır ve babasının yanında müdür olarak işe başlar. Lee, Jazz’ın yaptığına anlam veremez. Bir süre sonra Jazz, Lee’nin NewYork savcılığından ayrılıp Long Island’da işe başlamasını ister. Lee ilk önce karşı çıkar ama sonra kabul eder.

         Lee, Long Island’da bir kız çocuğu dünyaya getirir. Adını Valerie koyarlar. Lee, Val ile ilgilenirken bir gün NewYork’daki bir otelin adı yazılı şampuan bulur. Onu dedektif Terry Salasar’a araştırma yapması için verir. Terry, Jazz’ın onu iş seyahati diye aldatıp birçok kez o otelde kaldığını söyler. Lee bunu öğrenince, ilk önce cinayet masasının müdürü olan Will ile görüşür. Will, Lee’nin en iyi arkadaşıdır. Onunla her konuda  konuşur, dertleşir ve hatta ondan hoşlanır. Will bu konuyu sakince kocasıyla konuşmasını söyler. Lee, Jazz’a ya onu, ya kendisini seçmesini söyler. Jazz’da bir gün sonra onu seçtiğini söyler.

            Olaydan altı ay sonra Jazz, Robin ile birbirlerini sevdiğini ve ayrılmak istediğini söyler. Bunun yanında Val’ın velayetini de istemektedirler. Bunları duyduktan sonra, Lee üç yaşında olan kızı Val’ı alır ve babasının evine gider. Oraya gittiği zaman annesi ve babasının, her şeyin çok önceden farkında olduklarını öğrenir. Jazz ile Lee birbirlerinden ayrılır. Val’ın velayet davasında Robin’in kendi çocuğuna hamile olması sebebiyle iki tarafın anlaşması sonucu, velayeti Lee alır. Lee bunun yanında Jazz’ın özürlü kardeşi olan Kent’in de velayetini ister. Kent’e annesi de, babası da iyileşmesi için ilgi göstermemektedir.

            Val, on beş yaşına geldiği zaman ve Lee orta yaşa geldiği zaman, bir gün Lee’nin yardımcısı Sandi, Lee’nin babası olduğunu söyleyen bir adamın ofise geldiğini Lee’ye haber verir. Lee, bunu duyunca çok şaşırır. Babası, son birkaç yıldır hiç iş almadıklarını, işyerini kapattıklarını ve  bir çok mallarını sattıklarını söyler. Fakat daha da önemlisi Sylvia’nın kanser olduğunu söyler. Lee çok üzüldüğünü söyler. Ve babasına, annesi için bakıcı parası verir ve bundan sonra ki bakıcı ücretinin faturasını ofisine göndermesini ister.

            Lee, Sylvia’yı görmeye gider. Annesinin yedi hafta ömrü kalmasına rağmen hâlâ güzel olduğunu fark eder. O anda aklına on üç yıl önce olanlarda adaletin yerini bulduğu gelir. Jazz ile Robin’in, sadece evlerinin; Sylvia’nın kanser olduğunu, Leonard’ın ise her şeyinin gittiğini görür.