Etiket arşivi: Roland Koch Kitapları

Roland Koch Yanlış Çocuk

Annelik, her ne kadar içgüdüsel bir davranış olsa da, iş evladı topluma kazandırmaya gelince tamamen akli bir süreç halini alıverir. Bu safhada iş yalnızca anneye değil , babaya da belli eğitici ve gözetmen sorumluluğu verir. Annelik ve babalık çocuğun doğumu ile bitmemektedir. Bilakis insan yavrusuna ebeveynlik bu safhadan itibaren başlar. Anne ve babalar üzerine sorumluluk başladığı andan itibaren uzman tavsiyeleri ve önerilerine o kadar harfiyen uymaya çalışırlar ki; içgüdüsel tepkilerini, gerek sağduyu gerek mantık gerekse kişisel duygu ve davranışlarını tamamıyla unutup kendilerince olunması gereken ideal anne baba rolünü oynarlar. Ebeveynler bu rolün gereğini yerine getirirken ne kendi kişisel boyut ve sınırları ne de çocuğun kişilik ve yapısı söz konusudur. Önemli olan neyin yapılması gerektiğidir. Fakat annelerde birer yetişkin insandır. Bir süre sonra anne veya babanın kişiliği veya yapısı böyle bir oyuna tepki gösterecek sinirlenecek bağırıp çağıracak çocuk ise ailesinden çelişkili tepkiler aldığı için hangi hareketine kızılıp kızılmayacağına karar veremeyecek ve olaylar devamlı sürüp gidecektir.

Aile içinde çocuklarla oluşan sorunların birçoğu annenin veya babanın tepkilerini düşünmeden başkaları öyle yaptığı için sağduyusuna ve içinden gelen duygulara kulak vermeden göstermesi veya duygularını yanlış ifade etmesinden kaynaklanır. Aslında anne babalık bir rol gerektirmez , bilgi ve sorumluluk gerektirir.

Dünya da diğer sanat ve meslekler öğrenildiği halda yaşamımızın aşağı yukarı yirmi senesini kapsayacak anne babalık mesleğini hiçbir okul öğretmemektedir. Dünü genç kızı genç delikanlısı anide anne baba olmuşlar bir anda yaşlanmış. Sorumlulukları artmış ve aynı zamanda bir günden diğerine onlardan beklentilerde farklılaşmışlardır.Her şeyi bilen, bilmesi gereken, doğru hareket etmesi, yanlış yapmaması gereken anne baba rollerini oynarlar fakat bu rolleri onlara kimse öğretmemiştir.

En geçerli kural kendi anne babalarını yakınlarından örnek almak veya okudukları kitap veya yazılardan esinlenerek hareket etmektir.Sabır hoşgörü sevgi umutları ve aynı zamanda endişeyle dolu anne baba adayı gerçek anne babalığa başlayınca sabrın o kadarda sınırsız olmadığını , hoşgörüsünü gittikçe yitirdiğini, zamanla istemediği davranışlar ve tepkileri göstermeye başladığını görür; çocuğunu çok seveceğini zannederken hiçte sevmediğini fark eder ve bütün bunlardan dolayı suçluluk ve huzursuzluk içinde bocalar. Bu suçluluk ve huzursuzluk çocuğa karşı davranışlarına yansır ve olaylar bir kısır döngü içinde devam eder.

Eğitim konusunda günümüzün hızla değişen değerleri, toplumda değişen kadın ve anne imajı ve anne-babalık sanatını öğreten kurumların eksikliği bu bocalama ve çelişkilerin temel nedenleridir.

DEĞİŞEN DEĞERLERİN ÇOCUK YETİŞTİRMEYE GETİRDİĞİ YENİ BOYUT VE YÖNTEMLER

Günümüzde , psikoloji , pedagoji, sosyal bilimler ve eğitim dallarındaki sürekli gelişmeler bu alanda yapılmakta olan araştırma ve bulgular günlük hayatımızda pratik uygulamalara dönüşmekte özellikle çocuk eğitimi ve gelişmesine sürekli yeni boyutlar ve yöntemler getirmektedir.

Örneğin oyunun bir oyalama zaman kaybı veya yaramazlık sayıldığı günler çoktan geçmiş günümüz psikolojisi oyunun çocuk gelişmesindeki vazgeçilmez önemini artık kanıtlamıştır. Bu yenilikler ve gelişmeler genç anne ve babaların ailelerinden aldıkları geleneksel eğitim yöntemleri ile yenileri arasında haklı bir bocalama kararsızlık ve deneme yanılma süreci yaşatmaktadır.

Eğitim alanındaki bu hızlı değişmelere paralel olarak toplum da kadının rolü gittikçe farklılaşmaktadır. Geçen neslin memur ev kadını annesi artık güncelliğini yitirmekte günümüz kadınız ev kadınlığı ve annelikten başka alanlara yönelmekte ilgi duymakta veya duyması beklenmektedir. Bu

değişimin başlıca

etkenleri ekonomik nedenlerle çalışan kadınların artması eğitimin yaygınlaşması ve genç kızların gittikçe yüksek öğrenime veya mesleğe yönelerek artık sadece ev kadını veya anne olmakla yetinmemeleridir.

ÖĞRENİLEBİLİR ANNE BABALIK SANATI

Günümüzün değişen değer ve yöntemlerine ayak uydurabilmenin ve çocuğa uygulanacak eğitimin sağlam bir temele oturtmanın en etkin yolu anne babalık ve çocuk eğitimi konularında kişinin kendisini eğitmesi ve aydınlatmasıdır.

Günümüzde insan bilimleri olan Psikoloji ve Pedagojinin ilerlemesi ile çocuk yetiştirilmesi ve eğitimine daha bilinçli bir akış açısı gelmiştir.

Çağdaş Anne baba çocuklarını yetiştirilmesinde oynadıkları sorumlu rolün artık bilincindedirler. Şu anda ülkemizde çocuk eğitimi ve psikolojisi konularında birçok yaygın kitap ve dergi bulunmakta ayrıca Televizyon Radyo gibi kitle iletişim araçları ile bu konularda yaygın eğitim yapılmaktadır.

Sonuç olarak annelerin kuşağı değerler ve toplumsal geçiş açısından özgün bir aşama sürecindedir. Bunun sonuçları da doğal olarak günümüz ebeveynlerini etkilemekte anne babalık ve çocuk yetiştirmek yöntemlerine çelişkiler getirmektedir. Yani çocuğumuzu eğitimini geliştirmek aslında kendimizi eğitmek ve geliştirmektir.

ÇOCUĞUN KARAKTERİNİN KENDİ ESERİMİZ OLDUĞUNU BİLMENİN GETİRECEĞİ YARARLAR

Çocukların genel olarak duydukları hisler şunlardır. Kızgınlık, öfke, içerleme, isyan, nefret, kendini küçük görme, güvensizlik.

Yani çocuklar da, bizler gibi duyguları yoğun bir şekilde yaşarlar. Olay sırasında çocuk duyduklarını anlatmaya çalışıyorsa da anne baba duymamakta ve kabul etmemektedir. Kendini çocuğun yerine koyarak durumu değerlendirmekle, çocuğun anneden ayrı ve farklı duyup düşüncelerini kabul etmekle, çocuğun gelişim süreci içinde bazı davranış ve duygularda bulunabileceğini bilmek ve bunları geçici olarak kabul etmekle; bu gibi tartışma ve kırgınlığa meydan vermeden iletişim sıkıntılarını yarıya indirmiş oluruz

YIKICI OLMADAN KABUL EDİLMEZ DAVRANIŞLARA ENGEL OLMAK

Çocuğumuzun beğenmediğimiz davranışlarını değiştirmesine yardımcı olmak, yol göstermek, ona yeni davranışlar öğretmek en doğal ve beklenir görevimizdir. Bu davranışları önlemek için ödül ve ceza yöntemini uygulayıp yanlış hareketlerini kontrol altına alabiliriz.

Cezasız bir engelleme yapmak istiyorsak;

*Önleyici açıklama

*Çevreyi değiştirme

*Çocuğun iyi alışkanlıklarını geliştirmesine yardımcı olmak

*Davranışın nedenini düşünmek

*Alternatif sunmak

*Ebeveynlerin duygularını belirtmesi

*Etkilerini göstererek pişmanlık duydurma gibi yöntemler uygulayarak bu davranışların önüne geçebiliriz.

Çocuklarımızın evin belli kurallarına uymasını sağlamak için bazı önlemler alınmalıdır.Bu önlemlere disiplin denir. Örneğin eve giriş ve çıkış saatlerinin düzeni, televizyon seyretme, yemek saatlerinin belirlenmesi gibi ailenin günlük yaşamını düzenleyici bir sistem veya ders çalışma düzeni , her gün diş fırçalama disiplini, herkesin kendi eşyasını toplaması gibi her bireyden beklenen davranışları içeren bir düzen oluşturulmalıdır.Disiplin sadece çocuklar için değil anne baba içinde geçerli bir yaşama düzenidir.

Çocuklarımızın söz dinlemesinde rol oynayan en önemli etken , onlara bir şey söylerken nasıl bir tavır sergilediğimizdir.Örneğin çocuğun evde tek başına kalması gerektiğinde ; sakın misafir kanepesine oturma , otur derslerinin başına ders çalış şeklinde bir yaklaşımla söylersek çocuk emin olun ki tam tersini uygulayacaktır.

Fakat daha açıklayıcı bir dille ona anlatırsak oda bu yapılmaması gerekli şeylerin bilincinde olacak ve yapmayacaktır.Biz insanlar olarak hazza yönelik varlıklarız. Haz duydukça tekrar duymak için o davranışı tekrarlarız.

Çocuklara tatlı sözlerle hitabeden, onlarla konuşan, onları güldüren büyükler eve geldiğinde hemen oyunu bırakıp onlara doğru yöneldiklerini biliriz. Buna karşılık sert ve aksi büyüklerden kaçtıklarını da.Yani , aslında yapmak istediğimiz , çocukların olumlu yönlerine ve davranışlarına daha çok tepki vermemizdir.

Toplumda yaşayan her insanın bir derdi vardır, ve bunu birilerine anlatıp rahatlamak ve karşısındaki insandan öğüt ve teselli almak ister. Çocuklarımızın da dertleri şikayetleri olacak ve ilk olarak anne babasına anlatmak isteyeceklerdir.Fakat onların bizden istedikleri kendilerini sadece duymak değil dinlemek , dinleyip çözüm getirmek ve yönlendirmektir.

Kitapta buraya kadar çocuğumuzun davranışlarına olumlu gözlerle bakmayı ,olumlu yönlerini keşfetmeyi ve bunları arttırmak için takdiri bilinçli bir şekilde kullanarak olumsuz tepkilerimizi ertelemeyi öğrendik.Ancak iyi niyetimiz ne kadar büyük, sabrımız ne kadar geniş olursa olsun yinede çocuğumuzun bazı davranışlarına kızmadan edemeyiz.Kızgınlık ve öfke gerçekten zapt edilmesi zor duygulardır.En sık kullanılan ve kızgınlığı en kolay giderme yolu , bu içimizde kabaran duyguyu dışarı vurmak , bağırmak kızmak ve belki de davranışlarla ifade edip saldırgan hareketlerde bulunmaktır.

Ancak bu gibi hareketler karşımızdaki kişiyi özelliklede çocuğumuzu çok korkutacağı gibi onunda kızmasına ve neticede ilişkinin bozulmasına neden olabilir.Kültürümüzün en büyük yanılgılarından biri de anneliği sürekli hizmet olarak görmektir. Çocuğun ve aile fertlerinin tüm istek ve ihtiyaçlarına aralıksız cevap vermek, herkesin isteğini talep dahi etmesine fırsat vermeden yerine getirmek annelik olarak algılanır.

Annenin bu denli fazla var olması çocuğun sağlıklı gelişimini engeller.Çünkü anne çocuğun hayatında çok fazla var olmaktadır.Çocuğun özerk düşünme , gelişme , hata yapma hatalarından öğrenme , sorumluluk alma geliştirici birebir yaşam fırsatlarına engel olmaktadır.Anne ise birkaç sene içinde kendini tüketmiş , yorgun , yılgın , çocuğuna içerlemiş ve kızgın hissedebilir.Oysa annelik kesinlikle sürekli hizmet değildir.Annelik kurumunu sürekli hizmet şeklinde algılayan kadınlar çoğunlukla evin diğer tüm bireylerine de annelik eder.

Bir annenin çocuğuna ayırdığı zaman çocuğun yaşı artıkça ters orantılı olarak azalmalıdır.Belli sorumlulukları çocuğun almasını beklemek aslında çocuğunu gerçek hayata hazırlamak demektir.

Annelik hizmet ve bakımdan öte, temelde bir ilişkidir.

Genelde aşırı koruyuculuk, günlük bakım, beslenme ve hizmet alanları kadar ; duygusal alanlarda da kendini gösterir.Özellikle çocuğun üzüntü, kaygı, korku gibi acı veren hiçbir duyguyu yaşamamasını ön gören aşırı koruyuculuk çocukları gerçek hayattan yalıtan yapay bir dünyaya sokmaktır.

Anne babaya düşen görev bu gibi duyguları reddetmek değil , aksine kabul etmek , dilemek,duymak ve paylaşmaktır.Bu duyguları yaşayan çocuk ileriki yaşamında benzer durumlarla karşılaştığında yılmamayı , kaçmamayı daha sağlıklı bir biçimde öğrenir.

Sonuç olarak aşırı koruma çocuğun kişiliğini geliştirmez,bağımlı , talep kar , ürkek , istediğini tutturan , çabuk mutsuz olan bir çocuk ve ileride benzer bir yetişkin olur. Anne babayı ebeveyn rolünün dışına çıkarmaz , birer yetişkin olarak yaşayabilecekleri günlük hayatlarına , ikili ilişkilerine engel olur.

Çocuğun sosyal gelişmesi sürecinde geliştirdiği kişilik , en yakın çevresi , yani ev içerisinde yaşayan diğer aile üyeleriyle yakından ilişkilidir.Bu çevrenin çocuğa gösterdiği olumlu ve olumsuz tepkiler çocuğun kişilik gelişiminde önemli bir rol oynar.

Söylediklerine aldırış edilmeyen çocuk haliyle suskun , içine kapanık ve güvensiz olacaktır.Buna karşılık söyledikleri çok önemli olmasa da dinlenilen , önemsenen çocuk daha güvenli , sosyal ve daha kişilikli bir karaktere sahip olacaktır.

Çocuğun güvenini arttırmada önemli beş etken vardır

*Çocuğun kendini ifade etmesine müsaade etmek , çocuğu dinlemek ,fikri önemli olmasa da dikkate almak,

*Çocuktan yaşı ve kapasitesi dışında davranışlar beklememek,

*Çocuğun bazı küçük sorumluluklar yüklenmek isteyeceğini bilip bunları başarmasına müsaade edip olanak sağlamak,

*Çocuğun çabasını övmek ve yüreklendirmek,

*Çocuğun başarısızlıklarını kişiliğiyle bağdaştırmamak, başarısızlıkları birer öğrenme öğesi olarak görebilmesine yardımcı olmak,

Ebeveyn ile çocuğun iletişiminde en önemli faktör çocuğa verilen değerdir. Eğer anne- baba çocuğunu dinlerken veya iletişim kurarken bir büyükle diyalogda olduğu gibi davranırsa o çocuğu gerçekten kazanmış olur. Çocuğu geçiştirmek ve önemsememek, onu aşağılık duygusu içinde, içine kapanık geleceğin büyüğü yapar.