Etiket arşivi: PASTORAL SENFONi kitapları

PASTORAL SENFONi Dar Kapı

Üç gündür dinmek bilmeyen kar yolları kapadı.Onbeş yıldan beri ayda iki kez dinsel törenlerini yapmayı adet edindiğim R… ye gidemedim.Zorumlu olarak eve kapanışımın bana sağladığı boş vakitlerden yararlaranarak geçmiş günlere döneceğim ve Gerkrude ile ilgilenmeye nasıl götürüldüğümü anlatacağım.

     Bu gece gene lapa lapa kar yağdı.Çocukların sevincine diyecek yok.Çünkü azsonra pencerelerden girip çıkmak zorunda kalacağız diyorlar.Gerçektende bu sabah kapımızın önüne tepeleme yığılmıştı kar,çamaşırlıktan çıkabildik ancak.Bu sakat kızcığazı alıp getirirken onun evimizde nasıl bir yeri olacağını kendi kendime hiç sormadım demiştim.Karımın pek fazla direnci olmadığını biliyordum.

    İşte ben budurumdayken,Val Tıravers li dostum doktor Martins hastalarını dolaşmaya çıktığı birsırıda ziyaretime geldi.Konuşmalarımızda Martins ile aramızda bir tartışma başladı.

Ben,doktorun inanmış gibi gördüğü beşduyunun eninde sonunda bize büyük üzüntü verdiğini kabul etmiyor ve onun kötümserliğine karşı çıkıyordum.

   Getrude ün ilk gülümsemeleri benim için tüm avunç kaynağı oluyor ve emeklerimi yüz katıyla ödüyordu.Bu güç sonuca erişmek ne denli güç olduysa onu izleyen ggelişmeler o denli hızlı oldu.Çünkü bir gecegibi en küçük bir ayrılıştan sonra onu yeniden  bulduğum her seferinde yeni bir sürprizle karşılaşıyordum.havaların ısınmasıyla ilkbaharın gelişi de diyordum kendi kendime,işte böyle azar azar başarı kazanır kış üstüne.karın eriyiş biçiminde kimbilir kaaç kez hayranlıkla bakıp kalışımdır.

    Gerilere döneceğim yeniden;çünkü dün başka işlere daldım.Kırmızı ve turuncu renkler borulu çalgılarla mızıkaların seslerine,sarılarla yeşiller kemanların viyolonsenlerin ve basların s seslerine benzer morlarla maviler de  flütlerin,ağız çalğılarının selerini hatırlatır.Böylece onun kafa gelişmesi için arlıksız uğraşırken,gözle gördüğümüz evrenle sesler evreni arasında ne derin farklar bulunduğunu ve ikisi arasın da yapılan kıyaslamalarırın ne denli kusurlu olduğunu kendi deneylerimle anladım.

     Elini dudaklarıma götürdüm,böylelikle,mutluluğumun bir bölümünün kendisinden geldiğini­bunu ona sözlerle itiraf etmeksizin hissettirmek isteyerek karşılık verdim.Bundan latı ayı aşkın birsüre önce,Agostos un ilk günlerinden birinde,yoksul bir dulu,dinsel görevlerimi yerine getirmek üzere gittiğim evinde bulamayınca kilisede bıraktığım Gertrude üalmak için geri döndüm.Haydi bakalm Gertrude dönmeye hazırmısın?Org çalışmaların iyi gidiyormu?

    ­Evet çok iyi dedi,endoğal sesiyle; bugün gerçekten birkaç ilerleme yaptım, işte size itiraf edecegim şey buydu,diye ekledi,bunun dışında size itiraf etmek gereğini duyduğum hiçbirşey yok,inanın buna.Gertrude hergün biraz zaman ayırmayı kendime ödev yapmıştım.Her gezintide olduğu gibi,o günde durduğumuz yeri betimlememi istedi.Ama burayı önceden tanıyorsun sen,dedim.Alplerin göründüğü sınırdayız.

      Bu defteri elime almadım bir süre.

      Hele şükür karlar eridi!…yollar açılır açılmaz ,köyümüzün uzun süre mahsur kalması nedeniyle başka zamana bırakmamak zorunda kaldığım bir yığın dinsel görevi yerine getirmem gerekti.Ancak dün bulabildim birkaç saatlik boş vakti.Bütün bölümü bir kez daha okudum.Sonu gelmeyen bir tartışmanın  haraket noktasıdır bu.Gertrude ‘ün aydınlık gününü bu bulutlarla karartmayacak, onu bu kararsızlıklarla tedirgin etmeyecekmiydim?Her Pazar bize yemeğe geliyor ;zevkleri gittikçe uzaklaşmakla birlikte çocuklarım onun gelişini sevinçle karşılıyorlar.Amelie de fazla sinirlilik göstermiyor ve yemek bir tatsızlık çıkmadan sona eriyor.Tanrım bizim içinmi geceyi u kadar güzel yarattın?Benim içinmi?Hava  ılık ,açık pencereden ay doluyor  odama ve ben uçsuz bucaksız göklerin sessizliğini dinliyorum.Aşırı bir çalışma şu son günleri fazla sabırsızlanmadan geçirmeme izin verdi.Son hafta süresince,onun yokluğunu unutturmak istercesine bana göre eniyi huylarını gösteren Amelia çocuklarla birlikte dönüşünü kutlamak için hazırlanıyor.Gözyaşları gibi gözlerinden yanaklarına akan  bu gülümsemenin yanında öbürlerinin bayağı sevinci batıyordu bana.Bir saat sonra unutma beni çiçeklerinden yaptığım demetle geldiğimde Mlle Louise ,Gertrude’ünuyuduğunu yanına ancak akşam üstü gelebileceğimi söyledi.Çok yazık!…Onu ancak cansız olarak görmem gekiyordu yeniden.Ağlamak isterdim ama,yüreğim bir çölden daha çoraktı.

      Burada anlatacağım öyküden,başkaları bir kitap yapabilirdi; ama ben onu yaşamak için  tüm gücümü harcadım,erdemimi tükettim.Babamı kaybettiğim zaman oniki yaşıda yoktum.Annem ,babamın hekimlik yaptığı  Le  Havrede onu  alıkoyacak hiçbir neden kalmadığından.gidip Parise yerleşmeye karar verdi;ögrenimini  orada daha iyi tamamlayacağına inanıyorduz.

            Ben babamı  kaybettiğim zaman on iki yaşında yoktum.annem babamın hekimlik yaptığı lehavreda  onu alıkoyacak artık hiçbir neden kalmadığından gidip parise yerleşmeye karar verdim.Öğrenimimi orada daha iyi tamamlayacaımı düşünüyordum.Lüksenburka yakın bir daire kıraladı.Mis Ashburton da burada bizimle birlikte oturmak üzere geldi.Kendi ailesinden artık kimsesi kalmayan ms flora azhburton annemin ilkin öğretmeni sonra arkadaşı daha sonrada dostu olmuştu.Aynı derecede tatlı ve üzüntülü olan ancak yaz giysileri içinde görebildiğim bu iki kadının yanında yaşıyordum.

            Günü bahçede geçirdiğimiz hemen hemen öteki bütün saatlerimi dayımın çalışma odası olan küçük okul sıralarına yerleştirdiği okuma salonunda geçirdik.Dayımın oğlu robert ile ben yan yana çalışırdık.Arkamızda Şulietta ile Alissa benden iki yaş büyük Şuliyetta ise bir yaş küçüktü.Dördümüzün en küçüğü Robert tir.

            İlk anılarım değildir Buraya yazmak istediğim bu öyküyle ilgli olanlardır sadece, Diyebilirimki öykümüz babamın öldüğü yıl başlıyor gerçekte. Yasımızla kendi öz kederimle değilse bile hiç olmazsa annemin kederini görmekle aşırı derecede uyarılmış olan duyarlılığım. Belki de beni heyacanlara hazırlıyordu.

            Evet tam babamın öldüğü yıldı , Dayımın evine gelişimizden hemen sonra annemle ms Asphurton arasında geçen bir konuşma belleğimin beni yanıltmadığını kanıtlıyor annemin arkadaşı ile konuştuğu odaya ansızın girivermiştim. Yengem söz konusu idi Annem onun yas tutmayışına yada yası çok erken bırakmış olmasına güceniyordu gerçekten anneme açık renk giysiler içinde nasıl gözümün önüne getiremiyorsam Bucolin yengemide karalar içinde gözümün önüne getirebilmem olanaksızdır. Anımsayabildiğim kadarıyla geldiğimiz gün Luci ile Bucolin müslinden bir elbise giymişti.

            Yengemin yanında tuhaf bir tedirginlik duyardım.Bir çeşit hayranlıkla korku karaşımı olan ve insana heyacan veren bir duygu idi bu. Belke de anlaşılmaz bir iç güdü  ona karşı oluyor du benim sonraları annemle Flora Ashburton u küçümsediğini sezdim.Ms Ashburton çekiniyordu ondan.

            Bu yaz yada ondan sonraki yaz çünkü hiç değişmeyen bu dekor içinde üst üste yığılan anların birbirine karışıyor kimi zaman bir gün bir kitap aralmak için  salona girdiğimde yengem orada idi hemen çıkacaktım. Her zaman beni görmezlikten geldiği halde bu kez seslendi.

            Bazı günler Luci ile Bucolin kırız geçirdi bu kıriz ansızın geliverir ve evi alt üst ederdi. Ms Asbhburton çocukları uzaklaştırmak ve oyalamak için acale ederdi.ama yatak odasında yada salonda gelen korkunç çığlıkları çocukların duymasını önlemek mümkün değildi.Dayım çılgına döner avlu kolanya eter getirmek için koridorda koşuşturduğu duyulurdu.Akşamleyin yengemin henüz görünmediği sofrada yaşlanmış kaygılı bir yüzle otururdu.

            Bu olay yasımızdan iki yıl sonra tatilin bitimine doğru geçmişti. Yengemi bir daha uzun süre göremiyecektim. Ama ailemizi allak bullak eden o üzücü olayla bunun bağlandağı sonuçtan az önce tanık olduğum ve Luci ve Bucolin e karşı duyduğum henüz karmaşık ve belirsiz olan duyguyu katıksız kine çeviren küçük bir raslantıyaı anlatmadan önce size dayımın kızından söz etmenin tam zamanıdır.

            Bununla birlikte Jülietta daha güzel görünebilirdi .neşe ile sağlık parıltılarına etliyorlardı üzerine ne varki ablasının çekiciliği yanında onun güzelliği dışta kalıyor ve ilk bakışta herkesin dikkatini çekiyordu.Dayımın oğlu Robert e gelince o nun kendine özgü hiçbir özelliği yok tu.aşağı yukarı benim yaşımda bir oğlandı sadece onunla ve Jülietta ile birlikte oynardım.Alissa ile sohbet ederdim.Alissa bizim oyunlarımıza hiç katılmazdı geçmişin çok uzaklmarına dönsem de onu hep ciddi tatlı tatlı gülümser ve düşüncelerine dalmış görürüm nelerden konuşurduk iki çocuk nelerden konuşabilir az sonra bunları dile getirmeye çalışacağım.

            Alissa birkaç sıra önümdeydi.yüzünü profilden görüyordum.büyük bir şaşkınlık içinde gözümü ayırmadan bakıyordum ona mendinden geçecercesine dinledğim bu sözcükleri onun aracılığıyla duyuyor muşum gibi geliyordu bana dayım annemin yanında oturuyor ve ağlıyorudu. Rahip önce ayetin tümünü okudu dar kapıdan girmeye çabalayınız çünkü geniş kapıyla geniş yol insanlara mahva götürür ve buralardan geçenler çoktur.ama hayata götüren kapıdan dar yol sıkışıktır.ve bunları bulanlar azdır.sonra konuyu bölümlere ayırarak ilkin geniş yoldan söz etti.kendinden geçmiş ve düşte gibi yengemin odasını görüyordum.yeniden gengemi uzanmış gülerken tekrar görüyordum.ve gülme neşelenme düşüncesi ile yaralayıcı onur kırıcı iğrenç abartılması olarak görünyordu.

            Bu sert öğretim ödevebağlılığa doğuştan hazırlıklı bir ruh bulmuştu bende kendilerini siki sikiya bağlı oldukları titiz ahlak disiplini konusunda annemle bababmın verdiği örnek yüreğimin ilk atılımlarına ekleniyor ve benim erdem diye adlandırıldığını işittim kavrama karşı eğilimimi tamalıyorudu,.başkalırını kendini koyvermesi ne kadar doğalsa benim içinde kendimi tutmak o kadar doğaldı. Ve boyun eğmek zorunda bırakıldığım bu sertlik beni yıldırmak şöyle dursun hoşuma bile gidiyordu.

            Bir akşam sadece bakışlarım geçmesinde engelleyen ama seslerin geçmesini engellemeyen bir defne çitinin çiçekli yoldan ayırdığı çimenlik üzerinde kırmızı renkli büyük kayın ağaçlarından birinin gölgesine uzanıp okumaya dalmıştım.Alissa ve dayımın seslerini duydum.hiç kuşkusuz Robert ten söz ediyorlardı.O sırada Alissa nın adıma söylediği kulağıma çınladı.Konuştuklarını daha iyi seçmeye başlayınca dayım yüksek sesle AAAA o mu o çalışmayı daima sevecektir dedi.

            Annem bir akşam Ms Ahburton ile benim aramda sesisiz sedasız ruhunu teslim etti.yavaşça onu götüren sonucu kıriz önceliklerinden daha şiddetli görünmüyordu.İlk in ancak sona doğru endişe verici bir nitelik aldı.bu yüzden ailenin hiç biri zamanında yetişemedi.ilk gece sevgili ölüyü annemin eski arkadaşı ile birlikte bekledik aşırı derecede severdim annemi ama göz yaşlarıma rağmen içimde üzüntü duymayışıma kendimde şaşıyorudm.o anda ağlayışımın nedenine gelince Ms Ashburton a acıdığımdan ağlıyordum.çünkü yaşca çok daha genç olan arkadaşının tanrı huzuruna çıkmakta kendisinin önüne giçtiğini görmüştü.Aslında bu yasın dayımın kızını bana çok dahha hızlı yaklaştıracağı düşüncesi gizliden gizliye benliğimi sarıyor ve üzüntüme egemen oluyordu.Ertesi gün dayım gildi Teyzemle Alissa  bir gün sonra gelebileceklerini kızın bir mektubunun uzakta bana şöyle diyordu mektupta …

            Felicie Plantier teyzem kadınların en iyisi idi gel gelelim ne dayımın kızları nede ben onun ile içli dışlı değildik.Pek çok işi varmıy gibi sürekli bir telaş içinde oluşu soluğunu kesiyordu.Davranışları yumuşaklıktan sesi uyumdan yoksundu.günü nolur olmaz saatinde bize olan sevgisi taştığı vakit içini dökmek gereksinmesini duyunca bizi hırpalaya hırpalaya okşardı.Buçolin dayım bu teyzemi çok severdi,ama onunla konuşurken,sadece sesinin tonundan bile annemi ne kadar yeğ tuttuğunu anlamak çok kolaydı bizim için.

             Zavallı yavrucuğum,diye söze başladıbir akşam,bu yaz ne yapmak niyetinde olduğunu bilmiyorum,yalnız kendi yapacaklarım için bir kararalmadan önce  senin tasarılarını eğrenmeyi bekliyeceğim sana yararlı olabileceksem.

            Bu konuda pek birşel düşünmedim henüz diye karşılık verdim.Belkide yolculuğa çıkacağım.

            Felicia teyzem yanımızda bulunuşunun etkisi konsunda yanlıyordu.Doğrusunu söylemek gerekirse canımızı sıkan tekşey sadece onun varlığı oldu.Önceden haber verdiği gibi temmuz başından beri Fongue Gusemari a yerleşti.Miss Asburton ile bende onun yanına varmakta gecikmedik ev işlerinde Alissaya yardımetmek bahanesi ile son derece sessiz olan bu yuvayı sürekli bir gürülteye boğuyordu.Hoşumuza gitmek ve kendi deyimi ile işleri kolaylaştırmak için gösterdiği çapa o derece yoğunduki çoğu kez Alissayla ben onun karşısında sıkılıyor büsbütün dilimiz tutuluyordu.Bizi çok soğuk buluyordu şüphesiz.Susmamış olsaydık aşkımızn niteliğini  anlayabilecekmiydi sanki.Buna karışılık Juliettenin karakteri bu taşkınlığa oldukça iyi uymaktaydı ve bilkide onun küçük yiğenini büyüğünden üstün tuttuğunu açıkca belli etmesinden ötürü duyduğum hınç teyzemekarşı olan sevgile ket vuruyordu.

            O yıl yas son derece güzel gezti herşey gök mavisine bürünmüştü sanki.Coşkumuz kötülüğü ölümü yenmişti. Önümüzde karanlıklar geriliyordu.Her sabah beni sevincim uyandırıyordu.şafak söker sökmez kalkıyor günü karşılamaya atılıyordum.O günleri düşlediğim vakit hep çiylerle dolu olarak gelirler gözümün önüne.Geceleri geç saatlere dek oturan ablasından daha erken kalkan Juliette benim ile birlikte bahçeye iniyordu.Ablasıyla benim aramda habercilik yapardı,onu aşkımızı antatırdım sonu gelmezcesine,o da beni dinlemekten bıkmaz görünüyordu.Aşkımızın aşırılığından karışısında ürkek ve çekingen olduğum için Alissaya söylemeye cesaret edemediğim şeyleri ona söylerdim.Alissada bu oyuna katılıyor gibiydi.Kardeşi ile bu denli neşe ile konuşmam onu eğlendiriyor sadece kendisinden söz ettiğimizi bilmiyor yada bilmezlikten geliyordu.

            Ey aşkım hatta aşk aşırılığının o çok tatlı yapmacığı hangi gizli yoldan götürdün bizi gülmelerden göz yaşlarına ve en yapmacıksız sevinçlerden erdemin gereklerine

            Yaz öylesine arı öylesine pürüssüz akıp gidiyorduki onun kaygan günlerindren belleğim hemen hemen hiçbirşey yakalayamıyor bu gün.Olaylar yalnızca konuşmalardan okumalardan ibaretti.

            Çok can sıkıcı bir düş gördüm dedi bana Alissa tatilin son günlerinden bir sabah sen ölmüştün ve beh yaşıyordum       .Hayır seni ölürken görmüyordum.Sadece şöyleydi.Sen ölmüştün korkunç birşeydi bu öylesine imkansız ki senin sadece orada bulunmadığnı düşünüyordum.Birbirimizden ayırılmıştık ve ben sana ulaşabilmenin olanaklığını seziyor.Bunun çarelerini araştırıyor.Bulmak için öyle bir çapa harcadımki bu beni uyandırdı.

            Bu sabahta sanırsam bu düşün etkisindeyim.hale sürüp gidiyordu sanki bna öyle geliyorduki senden ayrılmıştım ve uzun sürede ayrı kalacaktımve çok alçak sesle ekledi.Bu yaşamın süresince ve bütün yaşam boyu büyük bir çapa harcamak gerekecekti.

            Hayır bu değil ama korkuyorum.Onu korkutmaktan anlıyormusun.Önceden sezinlediğim bu sınırsız mutluluğun onu ürkütmesinden korkuyorum. Bir gün ona yolculuk etmeyi dileyip dilemediğini sordum.Hiçbirşey dilemediğini bu ülkelerin varlığını güzel olduklarını başka insanların oralara gitmelerine izin verildiğini bilmeni kendisine yettiğini söyledi.

            Haretetimden bir gün önce idi üzüntüsünü buna yorabilirdim.Benden kaçıyor gibi geldi bana başbaşa kalamadan geçiyordu gün.Onunla konuşamadan hareket etmek zorunda kalacağım korkusu.Akşam yemeğinden az önce odasına dek sürükleri beni mercan bir gerdanlık takıyordu ve kopçalarını iliştirmek için kollarını kaldırmış hafifçe eğilmişti.Arkası kapıya dönük olarak omzunun üstünden yanar iki şamdan arasındaki aynaya bakıyordu.Beni ilkin aynada gördü ve arkasına dönmeden birkaç saniye bakmakta devam etti.