Etiket arşivi: Oktay Sinanoğlu Eserleri

Oktay Sinanoğlu Büyük Uyanış

Derin uykudan uyandım. Rüya kafamda hala taptazeydi ; yeni görülmüş renkli bir film gibi. Nasıl derin bir uykuydu. Sanki elli yıldır uyumamışım. Rüyamda, halk Türkiye’nin her bir köşesine kadar uyanmış. Herkesin gözünde bir parlaklık; yüzlerinden kendine güven fışkırıyor.

Kadıköy’deyim, Beyoğlu’ndayım, Ankara’da Meşrutiyet caddesindeyim, Amasya’da, Antalya’da , Tekirdağ’da , Van’dayım:Sokaklardaki insanlar hızlı hızlı işlerini peşinde koşturuyor ,oysa yüzlerinde telaştan endişeden eser yok tam tersine mutlu ve sevecen bir hayat sürdürüyorlar.

2. KİME OY VERECEĞİZ BİZ BE KARDEŞİM

a- Amerikanın neft (petrol) satışları düşünülerek yapılış otoyol gibi caddeden, arabaların arasında harp filmlerindeki gibi zikzak koşarak karşıya geçtim.

b- Yaşlı başlı insanlar , bir şeyler imzalatmak için büyücek bir mekanda bekleşiyorlar.

c- Ülke satan fırkalardan birine değil de , gerçek ulusal sorunlarla mücadele etmekte olduğu için hızla büyümekte olan bir fırkaya (partiye) oyunu vermek istiyor.

d- Küçük bir fırkaya da oyunu versen , bu , içerdeki satılmışlara gidecek oylardan bir eksik olması demektir; kardır.

e-Sahte Atatürkçülük Edebiyatı yaparken Atatürk ün milli eğitimin milli olması temel ilkesini hiçe sayıp Lozan’ı da yırtıp yabancı misyoner okullarının anaokulu bile açmalarına destek oldu.

f- Yeni sömürgeciliğin baş aygıtı IMF’ye veya hükümet oryaklarına uyum sağlıyor.

g- Bir süre önce kendini ve daha bir çok ülkeyi besleyen buğday çiftçisini perişan edip halkı açlığa mahkum etti.

h. 3 Ağustos 2002’de , meclisi tatilden çağırıp Avrupa birliğinin bile haberdar olmadığı , Lozan da kazanılmış haklarımızı iptal manasına gelen , sonun da Türklerin Türkiye den kovulmasına yol açacak yasaları alel acele çıkardı.

I. Bankaları özelleştirme yaygaraları ile yok pahasına ona buna peşkeş çekip üstelik milleti en az 80 milyar dolarını hortumladı.

TÜRKİYE NEREYE GİDİYOR

a. Türkiye son günlerde öyle yoğun gündem maddeleriyle kavruluyor.

b. Son günlerde Ermeni soykırım tasarısının Fransa da kabul edilmesi Diyarbakır da bir emniyet müdürünün şehit edilmesi, yolsuzluk olayları ve bu olayların üzerine gidilmesi noktasında siyasi kesim ile adalet mekanizmalarının karşı karşıya gelmesi ve bunun devamında da mecliste bir milletvekilinin kalp krizi geçirmesi gibi iç ve dış olaylar Türkiye nin Gündemini işgal ediyor.

3- BANKA SOYGUNLARI

a. Her memlekette olduğu gibi Amerika da da oluyor, birileri gidiyor bankanın birini 1-2 milyar dolar soyuyor.
b. Amerika parayı ülkelerden istiyor ama , nerede görülmüştür ki 11 bankanın aniden soyulduğu.
c. Türkiye gibi bir ülke için 10 milyar dolar korkunç bir mebladır.

4-EKONOMİK ÇÖKERTME HAREKATI

a. Türkiye nin iktisadi olarak aniden çökertme hareketi 2 sene evvel başladı.

b. 2 yıl önce Türkiye de iktisat gayet iyi gidiyordu.bir sürü kocaman gemiler İstanbul a geliyordu.

c. Sanayi , ihracat , esnaf ,Anadolu’nun esnafı her yerde hatta dışarılarda dahi işler yapıyorlardı.dışarıya muazzam bir gidiş vardı.

d. Altı ay içinde yapılan alışverişlerin hepsi birden kesildi, ülkemize birden bire turist gelmez oldu.

e. 50 senedir iktisadi durumunu tamamı ile birinin ağzından çıkacak 2 kelimeye bağlamışlar.

5-SANAYİSİZ KALKINMA OLURMU

a. Sanayi ninde önünün kesilmesi de aynı tarihe yansıyor .

b. Batıda sanayi olmadan kalkınan bir ülke var mıdır?

c. Üretimsiz bir kalkınma olur mu?

d. Türkiye de dünyada üretilen her şey bulunmaktadır.

6-BORÇLANDIRARAK BATIRMA TUZAĞI

a. Borçlanıp da , aldığın borçla bir yatırım yapıp da , o aldığın borçtan daha fazlasını kazanmasan ondan sonra o borcunun faizini ödemek için bir daha borçlanırsan bu gittikçe büyür gider.

b. En sonun da o yer batar ve neyin var neyin yoksa haciz koyarlar.

c. Bazı kurumlara önce zarar ettiriyorlar sonra bedavaya sattırıyorlar.

7-ÖZELLEŞTİRME VE KÜRESELLEŞME

a. Türkiye’de duyulmadan belki en az 5 sene önce İngiltere de , bilhassa Amerika da bu kavramlar üretildi.

b. Dünyanın bir çok ülkesin de , arkadan Türkiye de bu kavramların propagandaları başlamıştır.

c. Özelleştirme iyi bir şey olmuştur.
8-EZBERCİ EĞİTİMLE YETENEKLER KÖRELTİLMİŞ

Bu eğitim sistemi ile ezberci beyinler yetiştirildiğinden millet de sorgulama yeteneği köreltilmiştir.Üç dakikada milletin hayati önemde ki meselesi olan Türkçe eğitim konusunda söyleyeceklerini söylemişlerdir.

9- TÜRKİYE SAVAŞA GEREK KALMADAN DÜŞMANLAR İÇİN HAZIR EDİLMİŞTİR

a. Türkiye de savaş olacağını hiç zannetmiyorum. Savaşa gerek kalmadan pek çok şey düşmanlar için hazır edilmiştir.

b. Türkiye batacaksa hainleri de batacaktır.

10-ENDÜSTRİEL BÖLGE YASASI İLE TOPRAKLARIMIZ YABANCILARA GİDİYOR

a. Tarihte , Osmanlı’nın son zamanları dahil topraklar 1980’e kadar yabancıya peşkeş çekilmemiştir.

b. Şimdi ise topraklar ya ucuza yada bedavaya gidebiliyor.

c. Kendi temel değerimize dönmemiz gerekir, çünkü hem eğitimimiz kurtulur hemde iktisadımız.

d. Yerli teknolojisini sanayi ni kurmak olmalı, aslında bu teknoloji ve sanayi korunmaya başlamıştı ki engellendi.

11-TOPRAKLAR GİDİYOR

IMF’in istediği 4-5 tane kanun çıkardılar, bunun yanı sıra endüstriyel bölge yasasını çıkardılar.Bu kanunlar çıktı ancak kimse ye duyurmadılar ve büyük çapta Türk toprakları da verildi.

12-TÜRKÇE , TÜRETEBİLEN GÜÇLÜ DİL

a. Türkçe nin 10 bin yıllık tarihi , 1 milyon kök kelime ile dünyanın en eski ve köklü iki dilinden biridir.İngilizce ise 500 yıllık tarihi ve kelime türetme yeteneği olmayan yapısı ile zayıf bir dildir.

b. Alman dil bilimcileri yayınladığı gibi Türkçe, adeta matematik uzmanlarınca tasarlanmış kadar zengin ve türetilmeye açıktır.

c. Bugün sokak ta konuşulan İngilizce nin %60 ‘ ı yine İngilizlerin araştırmalarına göre Latince nin bozuğunun bozuğudur.

d. Özel okullar 25 – 30 bin civarında dır. Devlet okullarında ise eğitim verilmez.

e. Amerikan devlet okullarında liseden mezun bir öğrenci okumayı dahi bilmez.

f. Atatürk zamanında olduğu gibi eğitim dili Türkçe ye çevrildi. Tüm dünyada yabancı dil öğretim , labaratuvarı ve uzmanları ile özel bir alan kapsar.

Oktay Sinanoğlu Hedef Türkiye

Yazar kitabın özünde Türkçenin Türkiye için önemi, güçlü bir Türkiye için eğitimin amacı nın ne olması gerektiği, Avrupa birliğine ne dememiz gerektiği ,Türkiye ve Türk dünyası üzerinde oynana oyunlar, Avrupa ülkeleri ve Amerika ile olan ilişkileriniz, Türk dünyasının nasıl olması gerektiği, içten ve dıştan Türkiye ye yapılan saldırılar karşısında Türkiye’nin tutumu , yeni dünya düzeninde Türkiye nin geleceği gibi konuları ele almıştır. Kitabı bu bağlamda ele alırsak;

Türkçe olmadan Türk Kültürü olmaz,
Türk Kültürü olmadan Türk Kimliği olmaz,
Kimliksizin öz güveni, özüne itibarı yoktur,
Özüne itibarı olmayanın haysiyeti olur mu?
Türk dediğin haysiyetsiz yaşamaz.

Türkiye nin bütünlüğü, Türk adının tarihte kalıp kalmayacağı, Türk Dünyasıyla birtakım ilişkiler kurulup kurulmayacağı bütün bunlar ve insanlarımızın onurlu, haysiyetli, kendine güvenen insanlar olması, olmaması, bütün bunlar Türkçe’ye bağlıdır. Bu sebeple eğitimim kesinkes Atatürk’ün defalarca üstünde durduğu gibi tümüyle Türkçe olması gerekir. Bu her ülkenin anayasasında vardır ve bizim anayasamızda da var. Tarihimiz on bin yıllıktır,inanılmaz bir şey tarihin en eski milletiyiz ve dilimiz tarihin en geniş ve en eski dilidir. Bunları Atatürk, zamanında, Türkçe’nin ne kadar yaygın olduğunu, tarihteki kavimlerin bir çoklarının dillerinin Türkçe olduğunu, bazen sanki ispatlayacak şekilde bazen de belki sezgiyle söylüyordu. Sonra 60’lardan, 70’lerden sonra sanki bu laflar ciddiye alınmaz gibi oldu Türkiye de. Fakat şimdi dünyanın çeşitli yerlerinde yapılan yeni buluşlar Atatürk’ün ne kadar haklı olduğunu, hatta az bile söylediğini göstermektedir. Şimdi biz dünyanın en köklü tarihine, en köklü, en büyük ve en yetkin diline sahibiz.

Biz binlerce yıldan beri dünyaya medeniyeti getiren bir milletiz. Dünyada gelmiş geçmiş en büyük medeniyeti kuran kimlerdir biliyor musunuz. Şu anda Çin sınırında, fizikende katliamdan, soykırımdan geçirilmekte olan Uygur Türkleridir. Uygur Türkleri binlerce yıl evvel, o zamanın çok yüksek teknolojisini, sulama tesislerini, edebiyatı, felsefeyi ve bilimleri icat etmişlerdir. Bu gelişme zamanla ondan sonraki Türk devletlerine de geçmiş, ondan sonra İslamiyet’in kabulü ile bu medeniyet, bu Asya medeniyeti, bu derin ve köklü medeniyet, İslam dünyasına getirilmiştir. Biz bunları Avrupa dan, Fransa dan almış değiliz ve İslam dünyasına da getiren biziz. 1953’e dek, Türk okullarında, tüm dersler, üstün vasıflı öğretmenlerce, Türkçe olarak verilir, en önemlisi, sorgulamayı, muhakeme etmeyi, düşünmeyi öğrenirdi. Bugün bunlardan eser kalmamıştır. Amerikan, İngiliz danışmanların, ve onların güdümünde olanların marifetiyle, önemli dersler seçmeli derse dönüştürülmüş, a/b/c gibi doğru cevabı işaretleme türü sınavlarla düşünme yeteneği körleştirilmiş, dershanelerde böyle sınavları geçmeyi öğrenen ezberci kitleler oluşturulmuştur. En kötüsü, devlet eliyle, sonra cemaatlarca, sonrada kar güden eğitim akbabalarınca, eğitim dili İngilizce olan sayısız “kolej”ler, benzeri Anadolu liseleri, dahası Anadolu İmam-Hatip liseleri açıldı. Açık söyleyelim milletimize 47 yılda yutturulan bu oyun, yabancı dille eğitim ihaneti kendi öz kaynaklarımızla kendimize yaptırılan İngiliz misyonerliği demektir.

İlla Avrupalı olacağız diyoruz ya…Ben demiyorum. Birileri bizi Avrupalı yapmaya çalışıyor, Avrupa devletine sokmaya çalışıyor, ama kimse de çıkıp bu ne getirir, ne götürür, milletimize açıklamadı. Böyle garip bir ülkedeyiz. Avrupalı batılı ise bize: “siz ilkel bir kavimsiniz, barbarsınız…”diyor. Tabii aslında o, aynada kendisini görüyor. Çünkü kaç kere, en sonda Osmanlı atalarımızın öğrettiği insanlığı bunlar gene unutmuş. Fakat zamanı gelmektedir, bunlara insanlığı bir daha öğreteceğiz. Hoş görü, insan hakları kim diyor bunları; Fransa dan falanca bakanın hanımı geliyor Ankara da insan hakları diye dersler vermeye kalkıyor, işin acı tarafı karşısındaki insanlarda karşısında ezilip büzülüyor. Bu millet bu kadar haysiyetsiz bir hali hak etmişmidir. Bu kabul edilemez bir şey. Bizimde haysiyetimiz, şerefimiz var. O Fransız veya Amerikalı, yada holigan bozuntusu İngiliz gelip bize insan hakları dersi vermeye kalksa; onlara iki çift laf etmemiz gerekmez mi. İngiliz’e “Ee, sizin İrlandalılar nasıl bu günlerde” demek gerekmezmi. Çünkü o İngilizlerin yapmadığı soykırım kalmamıştır İrlandalılara. Yahut bir Fransız bize insan haklarını öğretmeye kalktığında “sizin Cezayirliler nasıl” demek hiçte yanlış olmaz.

Amerikalı kovboylar gelse bize insan haklarından bahsetse kızılderililer onlara ne derdi acaba. Bilindiği gibi kızılderililer 1860’lardan beri Amerikalılar tarafından inanılmaz katliamlara uğramışlar; hatta ve hatta hiç kendileri ile savaşmadan çiçek hastalığından ölen hastaların üzerinden toplanan battaniyeleri insani yardım yapıyoruz diye kızılderili kabilelere dağıtmışlardır. İşte bize insanlığı, insan haklarını anlatmaya gelenlerin zamanında yaptıkları insanlık dışı şeylerdir bunlar. Ama yinede Amerika’ya, İngiltere’ye veya Fransa’ya karşı olunmamalı, insanların hepsini sevmek gerekir. Ama bizi böylesine haysiyetsiz bir şekilde, tepemize binerek, aldatarak, tarihte yok etmek isteyenlerin de karşısında duracağız.

Bizi tarih sayfalarından savaş meydanlarında silemeyenler; bunu değişik senaryo ve oyunlarla gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Kıbrıs hadisesinde milletimiz bunu biraz anlar gibi oldu ama sonra yine unuttu. Önümüze değişik senaryo ve oyunlar sürüyorlar ve onları sanki gerçekmiş gibi oynamaya kalkışıyorlar. Kültürümüzü, anadilimizi, yazımızı vb. Gibi milletimize has bu hassas konuları yavaş yavaş hissettirmeden değiştirmeye çalışıyorlar. İşin acı tarafı bizden bazı kişilerde bu senaryo ve oyunlara çanak tutuyor. Fakat burada anlatılmak istenilenden şu mana çıkmasın: biz batıya karşıyız da, ondan nefret ediyoruz da, vb. değil. Herkesle iyi geçineceksin., herkesle siyasetini yapacaksın, ticaretini yapacaksın, bilgi nerede ise ona ulaşmaya çalışacaksın.

Dünyada ve Türkiye’de Yeni Dünya Düzeni

Yeni dünya düzeni adı altında yapılan şeylerin farkında olup ta buna tepki gösterenlerin toplantısında bulundum. Bu kişilerde öyle çoluk, çocuk değil Avrupa’nın birçok ülkesinden her dalda alim adamlar. Daha sonra ki günlerde konuşmalarımızda dedim ki bana herkes on gündür yakında bir olay olacak, hatta bundan üçüncü dünya harbi bile çıkabilir. Biz bunları yıllar önce söylemiştik, şimdi vay canına siz bunları söylemiştiniz diyorlar.

Ankara’ya geldiğimizde çocuklara uğradık herkeste kıpırdanmalar var, bir şeyler olacak; bir şeyler olacak. Aradan fazla geçmedi eve gitmiştim; arkadaşın aradı ve bana televizyonu hemen aç Amerika batıyor dedi. Yerimden fırladım ve televizyonu açtı ki kule olayı olmuş. Eskiden bir şeyler söylediğimizde beş on sene sonra oluyordu. Şimdilerde bayağı hızlandılar; üç saat önce konuştuğumuz şeyleri gerçekleştiriyorlar. Bu olayda uçaklar nereye vuruyordu? Vurulan yerler Dünya Ticaret Örgütü, WTÖ; bu yeni dünya düzencilerinin fiziki, görünen bir simgesi. Birde bunun araçlarından olan Pentagonun istihbarat kanadına vuruyor. Burada açık seçik bir bildirim var. Adamlar WTO’nun 80’incin katına dalıyor ve bu kattan itibaren 20 kat J. P. Margon Bankasına ait. Bu bankanın da ne olduğunu sizler iyi bilirsiniz. Buda yetmezmiş gibi birde onun sopası olan pentagona dalıyor, “Bak, sopanı da kırarım gibilerinden. Olanlar oluyor, Amerika Afganistan’a vurmaya başlıyor ve dünya bundan övgüyle söz ediyor. Ama kinse Pentagonun üzerindeki elektronik tedbirlerin önceden kapatılıp, uçaklar oraya dalarken hiçbir alarm sisteminin çalışmadığı konusunda açıklama yapmıyor. Halbuki Pentagon üzerinden sinek geçse, hemen otomatik roketler devreye girermiş; ama neden girmemiş.

Neyse gel gelelim işin sonrasına; allem ettiler güllem ettiler neymiş efendim Usema Bin Ladinmiş, Müslümanlarmış derken işi yine Müslümanların üzerine yıkıverdiler.