Etiket arşivi: Namık Kemal Cezmi roman özeti

Namık Kemal Cezmi

Bir Namık Kemal klasiği olan bu romanda; XVI yy. Osmanlı-İran Savaşlarını ve bu savaşlarda yaşanan aşk, kahramanlık, insan kişilikleri, bir Osmanlı askerinin yaşam tarzı vb. konularda betimlemeler yapılmaya çalışılmıştır.

Romanımızın yazıldığı tarihe bakacak olursak; insanlık tarihinin en önemli olayların yaşandığı, keşiflerin yapıldığı Amerika kıtasının keşfedildiği, imparatorlukların en parlak dönemlerini yaşadığı bir zamana uyarlanmış olduğunu görürüz.

Bu dönemde, Osmanlı Kanuni Sultan Süleyman gibi bir padişahı ile bilinen dünyanın üçte birini keşfetmiş, sınırlarını Osmanlı’nın en geniş sınırlarına ulaştırmıştır. Bu dönemde, kahramanımız Cezmi gibi bir çok yeniçeride kendini ispatlama, padişahlığın önemli mertebelerine çıkma şansı sağlanmıştır. Cezmi hem iyi bir asker, hem iyi bir sporcu ayrıca bilgin ve şairdir. Romanın yaşandığı ortamlar; İstanbul, Azerbaycan, İran ve Tebriz sarayıdır.

Romanın asıl kahramanları; Cezmi, Adil GÜRAY ( Kırım Hanlığının varisi ), dönemin İran Şah’ının karısı Şehribar, yine Şah’ın kız kardeşi Perihan’dır. Romanın büyük bir bölümü Perihan ile İranlılara esir düşen Adil GİRAY arasındaki aşk mektuplarına ayrılmıştır.

Adil GİRAY kardeşi Gazi GİRAY ile birlikte İranlılara yaptıkları bir savaş sonucu, İranlılara esir düşer. İran Şah’ı Tahmasm gözü görmeyen birisidir; eşi Şehribar güzel görünümlü şeytan fikirli bir erkek avcısıdır.

Adil GİRAY yakışıklı, zeki, iyi eğitimli genç bir Tatar komutanıdır. Şehribar güzelliği ile bütün İran’ı ve çevre ülkelerinin hükümdarlarının başını döndürecek kadar çekici ve alçak gönüllü, melek ruhlu birisidir.

Cezmi, küçük yaşta annesini kaybetmiş, sipahi bir babanın oğludur. Babası onu bir asker mantığı içinde yetiştirdiği için Cezmi, zekası ile öğrendiklerini de birleştirerek alt tabaka bir topluluktan, üst tabaka bir topluluğa geçmesi pek zor olmamıştır. Bunun yanında Cezmi’nin doğuştan gelen bir sanatçı kişiliği olan şairliği ön plana çıkmıştır.

Zamanın ileri gelen sanatçılarının dikkatini çekmesini bilmiş, bu durum neticesinde önemli mertebelere geçmesini bilmiştir. Özellikle dönemin ünlü şairi Nev’i Cezmi’yi keşfetmiş daha sonrada kahramanımıza kol kanat olmuştur.

Sporcu bir kişiliğe sahip olan Cezmi Sokullu Mehmet Paşa’nın yakın adamı Ferhat Ağa ile bir cirit oyunu neticesinde Cezmi’yi tanır ve çok beğenir. Onun ata binmesi, at üzerindeki kıvrak hareketleri Ferhat Ağa’yı büyülemiştir. Daha sonra Cezmi’nin ne zaman başı sıkışsa Ferhat Ağa’ya yardımını esirgememiştir.

Kahramanımız İran ile yapılan savaşta ( Çıldır Savaşı ) pusuya düşen Derviş Paşa ve komutasındaki kuvvetlere, yaptığı büyük yardımlar sonucu savaş alanında da kendisini ispat etmesini bilmiş, Sadrazamın bile dikkatini çekmiştir.

Osmanlı, XVII. yy.’da yaptığı İran seferlerinin bir çoğunda Kırım Hanlığı tarafından çok destek görmüştür. Yine böyle bir savaşta Cezmi bir Tatar Reisi olan Adil GİRAY ile sıkı bir dostluğa başlamış, Adil GİRAY aşk ilişkileri sonucu öldürülünceye kadar onun yanında olmuştur.

İranlılar VXI yy.’da Osmanlı ile yaptıkları savaşların, hemen hemen tamamını kaybetmişlerdir. Bunun en belirgin sebeplerinin başında yönetimde bulunanların Şii-Sunni ayrımı içine düşmesinden kaynaklanmıştır. Hatta dönemin İran Şah’ının eşi Şehribar Sultan, aşkı için her şeye katlandığı Kırım Hakanlarından Adil GİRAY’a kendisi ile evlenmesi şartı ile İran topraklarını Tatarlara devredeceğini beyan etmiştir. Fakat, bir pusu sonucu İranlılara esir düşen Adil GİRAY, Şehribar Sultan’ın bu fikrine karşı çıkmış ve gönlünü padişahın (İran Şahının) kız kardeşi olan Perihan’a kaptırmış, bu ilişkisi sonucu da ölüm olmuştur.

Cezmi ile Adil GİRAY’ın tanışması, İranlılar ile yapılan Çıldır Savaşı esnasında, Osman Paşa’nın dayandığı tepenin arkasından uzaktan uzağa at sesleri gelmeye başladı. Konunun öğrenilmesi için Cezmi’nin komutasında bir süvari birliği gönderildi. Gelen askerlerin Kırım Han’ı Mehmet GİRAY ve Adil GİRAY komutasındaki 40 bin kişilik bir Tatar Ordusu olduğu görüldü.

Cezmi askerlerin kıyafetlerinden Kırım Tatarları olduğunu anladı ve hemen Osman Paşa’ya bildirdi. Osman Paşa’nın ordusu bu esnada İranlıların saldırısına uğramış, askerlerinin durumu son derece kötüydü. Paşa bu zor durumdan kurtulmak için dua etmeye başlamıştı.

İran Ordusu çok kalabalıktı ve savaş alanında her bir Türk, en az altı İran askeri ile boğuşmak zorunda kalmıştı. Tam bu esnada, Tatarları görmek için onların yardımını almak, Paşa için çok sevindirici bir durum olmuştu. Osmanlı ordusunun da durumdan haberdar olması sonucunda, savaşın seyri bir anda değişmişti. İranlılar bu savaşta on bin kadar ölü ve bir o kadar da yaralı vermişti. Bu zaferden sonra Adil GİRAY yanına bölgeyi iyi bilen Cezmi’yide yanına alarak Eriş nehrini geçer ve İranlılardan iki deve yükü savaş ganimeti alır. Cezmi bu savaşta gösterdiği anlayış ve kahramanlık sayesinde Adil GİRAY’ın teveccühünü ve sırdaşlığını kazandı.

Türk askerinin bu kahramanlık dolu savaşları İran’ın üç ayrı büyük ordusunu mahvederek Gürcistan ve Şirvan gibi her biri ayrı bir devlet sayabilecek iki büyük memleketi zaptettikten sonra; imparatorluğun servetini Karadağ ve Mugan’a kadar ulaştırınca İran hükümet adamlarını bir korku saldı. Yavuz ve Kanuni’nin ölümleriyle Osmanlı Devleti’nin kuvveti her ne kadar azalmış olsa bile yine de az bir kuvvet ile İranlılara mahvetmeye kafi geldiğini, Türkler ile uğraşmanın o kadar kolay olmayacağını anlamış oldular.

XVI yy. Kırım Hanlığı Osmanlıya bağlıdır. Zamanın İran veziri Mirza Süleyman ve İran Şahının eşi Şehribar Hanım, Türkler ile bire bir meydan savaşının hiçbir şekilde kazanılmayacağını anlamış, İran Ordusunu Kırım Hanlığının üzerine sürmüşlerdir.

İran Ordusu; Mahmutabad’ta dört bin kadar Tatar askerine rastladı. Bu askerlerin başında yine kahramanlarımızdan Adil GİRAY bulunmaktaydı. Adil GİRAY’ın en büyük meziyeti her ne olursa olsun asla pes etmemek, namus ve şerefini asla ayaklar altına almamaktı. İran ve Tatar ordusu kanlı bir savaştan sonra bitap düşmüşler ve savaşın sonucunda Tatarlar mağlup olmuştu. Adil GİRAY ve Gazi GİRAY İranlıların esiri olmuşlardır.

Adil GİRAY, İran zindanlarında iken, İran Şahının kız kardeşi Perihan Sultan ile tanışır. Onun güzelliğine aşık olur, Adi GİRAY’ın bu aşkı karşılıksız kalmaz. Daha öncede belirttiğimiz gibi İran Şahının eşi Şehribar Sultan Adil GİRAY’dan çok etkilenmiş ve bu aşkının bir hastalık safhasına varmasına aldırmadan elinde bulunan tüm yetkilerini seferber etmiştir. Şehribar Sultan, Adil GİRAY ve Perihan Sultan arasındaki aşk ilişkisini ve mektuplaşmayı öğrenince bu aşkı engellemek için ölümüne bir mücadeleye girer.

Şehribar Sultan, Adil GİRAY ve Perihan Sultan’ın buluştukları konağı askerlerine bastırır. Bu kanlı baskın sonrası Adil GİRAY, Perihan Sultan ve Şehribar Sultan ölürler, Cezmi, Adil GİRAY gibi bir dostunu kaybetmenin acısıyla kendini şiirlere vurur.

Kahraman Osmanlı askeri Cezmi, İranılar ile yapılan bir savaş sonrası suda boğulmak üzere olan İran askerini kurtarır. Daha sonra bu İran askerini esir alarak birliğine getirir. İranlı asker bir yolunu bulup kaçmaya çalışırken üç Osmanlı askerinin ölümüne sebep olur. Bu duruma çok kızan, dönemin Paşası Osman Paşa askerlerine Cezmi ve İran askerinin başlarının vurdurulmasını emreder. Cezmi’nin yakın arkadaşları bu durumdan Cezmi’yi kurtarmak için Paşa’dan af diler. Osman Paşa, Cezmi’yi affetmekle ordu içinde kendi itibarını zedelemekten çekinir. Ancak Cezmi kıvrak zekasını, kendisine olan güvenini bir kez daha ön plana çıkartarak, Paşa’nın gönderdiği askerlerin kendisini yakalamadan Paşa’nın huzuruna çıkmanın yolunu bulur. Paşa’ya İran esirini nasıl kurtardığını anlatıp Paşa’nın gönlünü alır ve böylelikle hem kendinin hem de İran askerinin kellesini kurtarır.

Bu romandan çıkaracağımız sonuç şu olmalıdır: İnsanların geleceğindeki hayat çizgisini, öncelikle ailesinden aldığı terbiyesi, dirayetli düşüncesi, vatanına bağlılığı, dürüstlüğü belirlemektedir. Kahramanımız Cezmi’nin, babasının dürüst, namuslu, vatanını seven, yiğit bir asker olması Cezmi’nin de bu özelliklere sahip vatansever, şanı ve şerefiyle kendisini ispat etmiş bir kişi olmasına vesile olmuştur.

Türk tarihinde Cezmi gibi nice kahramanlar gelip geçmiş ve hepsi seve seve vatanı uğruna canını feda etmiştir. Bir devletin ayakta kalabilmesi ve geleceğe güvenle bakabilmesi, milletinin rahat uyuması için kahraman bir orduya ihtiyacı vardır. Kahraman Türk Ordumuzda en az Cezmi gibi yiğit, ülkesine bağlı, canını vatanı için hiç düşünmeden seve seve feda edebilecek yapıdadırlar.