Etiket arşivi: John Steinback Romanları

John Steinback Alev

Bu kitapta özetle; Amerikalı ünlü yazar Steinbeck, “roman-oyun” dediği yeni bir yazın türünü denemiştir. Konu olarak ise, kuşaklar boyu büyük trapezciler yetiştiren bir ailenin son bireyi olan Joe Saul’un, geçip giden yıllara karşın çocuğu olmayışı seçilmiştir.

Romanın kahramanı Joe Saul’dur. Diğer roller ise karısı Mordeen, yakın arkadaşı Ed ve yardımcısı Victor’dur. Joe Saul, aynı ismi taşıyan dedesinin hikayeleri ile büyümüş, kalabalık bir sirk ailesinde yetişmiş, hayatının çoğu sirkte ve çiftlikte geçmiş, mesleğine ve yaptığı her işe çok önem veren birisidir. Kendisi sirkte trapezci, arkadaşı Ed ise palyaçodur. Kuzeninin bir sirk kazasında ölmesi ile onun yerine aileden olmayan, genç Victor’u yetiştirmiştir. İlerleyen yaşlarında karısı ölmüş ve kendisini çok seven, aynı zamanda kendisinin de çok sevdiği genç Mordeen ile evlenmiştir. İlk karısından ve Mordeen’den geçen yıllara karşın hiç çocuğu olmamıştır. İşlerinde başarılı olması artık ona mutluluk vermemekte, O sürekli bu acı ile yaşamaktadır. Fakat, bu durumu herkesten hatta eşinden bile gizlemesine rağmen arkadaşı Ed, durumun farkındadır.

Bir temsil sırasında hazırlanırken odasına giren Ed’in ona çocuğu olan bir sirk çalışanını sorması ile başlayan diyalogda herşeyi Ed’e itiraf etmek zorunda kalmıştır. Bunun üzerine Ed, Mordeen ile konuyu konuşmuş ve problemin Joe’ da olduğunu öğrenmiş ve Joe’ nun bunu bildiğini aktarmıştır. Fakat Joe, böyle bir gerçeği kabul etmek istememektedir. Çünkü, kendi soyunu üstün olarak görmekte, sürekli eski dedelerinin ne kadar kuvvetli olduğunu hatırlamakta, bu üstün soyun kendisi ile devam etmek zorunda olması gerektiğine inanmaktadır. Bu nedenle evlatlık almayı hiç düşünmemiştir.

Victor, Mordeen’e ilgi duymakta ve onun nasıl olupta yaşlı birisiyle evli olduğuna akıl erdirememektedir. Bir gün, Mordeen ile uzun uzun konuşma fırsatı bulmuş ve onun Joe’ dan ayrılıp kendisiyle birlikte olmasını teklif etmiştir. Mordeen, Joe’yu gerçekten çok sevdiğini söylemiş ve Joe’ da aradığı herşeyi bulduğunu söyleyerek teklifi geri çevirmiştir.

Mordeen’i huzursuz eden tek şey aslında kocasının üzüntüsüdür. O, kocasının durumunu çok iyi anlamış, onu hiç bir zaman aldatmayı düşünmemiş ona yardım etmek istemiştir. Joe’ nun şehre gidip içtiği bir gün Mordeen ile Victor sirkte yalnız kalmış ve beraber olmuşlardır. Fakat Mordeen bunu kendisi istediği ya da Victor’u sevdiği için değil sadece kocasının mutluluğu için yani bir çocuk için yapmıştır. Ed o sırada sirkte bulunduğundan Victor’ un davranışlarından olayı anlamıştır.

Sirk günleri bitip çiftliğe dönüldüğünde, Mordeen kendisinin hamile olduğunu eşine söylemiştir. Joe bu duruma çok sevinmiştir. Bu arada Ed ve Victor da çiftlikte çalışmaktadırlar. Victor, hala genç kadına ilgi duymakta ve hep olumsuz cevap almaktadır. Aslında Victor, Mordeen’i çok sevmektedir. Ne yazık ki karşılık bulamamaktadır. Joe ise artık özlemlerinin gerçekleşmesi nedeniyle karısına çok daha fazla özen göstermektedir.

Bu arada her etapta Victor çocuğun kendi çocuğu olduğunu Mordeen’ e söylemekte, hep beraber uzaklara gitmeyi teklif etmektedir. Mordeen ise, çocuğun babasının Joe olduğunu kendi kendine inandırmıştır. Çünkü O, bu çocuğu Joe için yapmıştır. Mordeen, Victor’dan çiftlikten ayrılıp gitmesini, çocuğu ve kendisini unutmasını istemiştir. Victor böyle bir şeyi en başta aklından bile geçirmediğini söylemesine rağmen daha sonraları Mordeen’e hak vermeye başlamış fakat yine de çiftlikten ve çocuktan ayrılamamıştır.

Mordeen hamilelik dolayısıyla şehre gidip gelmektedir. Bu arada Joe sürekli hamileliğin nedenini düşünmektedir. Kendisindeki problemi iyi bilmekte fakat belki bir düzelme olmuştur şeklinde düşünmesine rağmen, kafasındaki şüpheleri gidermek için doktora gitmeye karar vermiştir. Mordeen ve Ed durumu bildiklerinden onu vazgeçirmeye çalışmışlardır. Fakat Joe doktora gitmiş, tahlil yaptırmış ve kısırlığının devam ettiğini öğrenmiştir. Bunun üzerine, iyice yıkılmış fakat kimseye bir şey söyleyememiştir.

Aradan aylar geçmekte ve çocuğun doğumu yaklaşmaktadır. Yine bir gün, doğuma çok yakın bir süre önce gemi ile hep beraber gezmeye giderler. Joe ve Ed’in gemi dışında olduğu bir sırada Victor yine Mordeen’i rahatsız eder. Mordeen, Victor’u hiç sevmediğini söyler, zira onunla sadece bir kez birlikte olmuştur. Artık genç kadın, Victor’u öldürmeye karar vermiştir. Bu arada Ed gemiye dönmüş ve onlardan habersiz olup bitenleri izlemektedir. Ed, bir ara genç kadınının hançeri aldığını görmüş ve ortaya çıkmıştır. Victor, Ed’i görünce ürkmüş, Mordeen ise hançeri saklamıştır. Ed, Mordeen’in duygularını çok iyi bildiğinden, onun karşı olmasına rağmen yardım etmek (Victor’u öldürmek) istemiştir. Ed, Victor’u biraz dışarıda gezmeye davet etmiş ve dışarıda Victor’u bıçaklayarak öldürmüştür. Daha sonra Joe gelmiş, aynı zamanda kadın doğum sancıları çekmeye başlamış ve bir erkek çocuk dünyaya getirmiştir.

Doğum sonrası geçen diyaloglarda Joe, Mordeen’ in kendisi için nasıl bir fedakarlık yaptığını anlamış ve durumu kabullenmiştir. Artık hem kadın hem de Joe dünyaya daha sağlıklı bakan birbirlerini daha çok seven bireyler olmuş, sevgiyi ve karşılıklı anlayışı yüceltmişlerdir.

Sonuç olarak; eser, “roman-oyun” tarzında kaleme alınmıştır. Romanda olaylar; konu bakımından birbirini takip eden üç ayrı oyun şeklinde anlatılmaktadır. Bunlar sırasıyla, sirk günleri, çiftlik günleri ve deniz yolculuğudur. Roman, bir kişinin çok sevdiği insan uğruna nelerden taviz verebileceğini yalın bir şekilde anlatan sürükleyici bir eserdir.

John Steinback Fareler ve insanlar

ohn Steinbeck 1902 1968 yılları arasında yaşamış Amerikalı bir yazardır. 1962 yılında Fareler ve İnsanlar yapıtı ile Nobel Edebiyat ödülü almıştır.

Yazar; bu eseri ile Amerika’nın yoksul, işşiz, sade ve sıradan insanlarının dramını anlatma ustalığı göstermiş ve dünya klasikleri arasında yer almayı başarmıştır.

Salinas nehri kıyılarındaki çiftliklerde çalışarak yaşamlarını devam ettiren iki arkadaş, çiftlikten kovulmuşlardır. Bir başka çiftliğe çalışmak için gitmeye karar vererek yola koyulurlar. Uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra havanın kararmaya başlaması üzerine, yeşil alanların ortasından akan nehrin biraz ileride oluşturduğu göletin kıyısında konaklarlar. Burası onlar için geceyi geçirip gündüz yollarına devam etmek için seçilmiş iyi bir konaklama yeridir.

Lennie ve George uzun yıllar birbirinden ayrılmadan birlikte yaşayan iki arkadaştır. Lennie anlayışı kıt, iri yarı güçlü kuvvetli birisidir. Buna karşılık, George Lennie’yi yönlendirecek kadar zeki ve ufak tefek bir adamdır.

Gölet’in kıyısında oturup dinlenirken George Lennie’nin bir şeylerle ilgilendiğini görür. Hayvanları çok seven Lennie bir fare bulmuş, onu eline almış hem seviyor hemde onunla konuşuyordur. George fareye baktığında onun ölmüş olduğunu fark eder ve arkadaşına hemen fareyi atmasını söyler. Ama Lennie atmaz. Bunun üzerine George hemen fareyi elinden alarak atar. Lennie arkadaşına bir hayvan alması için yalvarır ama Geoge ona “sen hayvanları severken farkında olmadan onları öldürüyorsun” der ve almaz. Ancak çok para biriktirip bir çiftlik aldıklarında ona bir hayvan alacağını söyler.

Sabah olup güneş dağların arasından doğarken, iş buldukları çiftliğe doğru yürümeye başlarlar.Yol boyunca George Lennie’ye çiftliğe gittiklerinde orada hiçbir şeye karışmamasını özellikle hatırlatır. Çiftliğe geldiklerinde patronla tanışırlar ve o iki arkadaşı önce yatacakları ve barınacakları yere götürür.

Biraz sonra uzaktan sesler duyulur. Çiftlikte çalışanlar tarladan barakalarına doğru gelmeye başlar. İki arkadaş gelen herkesi tanımaktadır. Fakat bütün sorulara George cevap vermektedir. Lennie ise, hiç konuşmaz. Bu durum oradakilerin çoğunun garibine gider ama aldırış etmezler.

Çalışanlardan biri köpeğinin yavruladığını, yavrular çok olduğu için anneleri tarafından bazı yavruların boğularak öldürdüğünü anlatır. Bunun üzerine hayvanları çok seven Lennie, bir köpek yavrusu vermeleri için yalvarmaya başlar. Bütün ısrarlarından sonra adam ona bir yavru vermeyi kabul eder. Lennie, köpek yavrusunu alır ve boş zamanlarını hep yavru köpek ile geçirmeye başlar. George onu köpek yavrusunu çok sevmemesi için uyarır. Gerekçesi, severken hayvanları öldürmesidir.

Sonra bütün çalışanlar sohbete dalarlar. Sürekli patronun genç eşinden ve onun havalı biri olduğundan söz edip, fazla ilgilenmemeleri için George ve Lennie ‘yi uyarırlar. Aradan bir iki gün geçer. Çalışanlardan birisinin çok yaşlı bir köpeği vardır. Bazıları köpeğin çok yaşlandığını ve artık ölmesi gerektiğini söyleyip, eğer köpeğin sahibi kendisi yapamazsa kendilerinden birinin öldürebileceğini vurgularlar. Köpeğin sahibi de yaşlı birisidir. Köpeğinin çok uzun süredir kendisine arkadaşlık ettiğini üzgün bir şekilde söyler.

Biraz sonra patron barakaya gelerek, kızgın bir şekilde eşini sorar; hiçbir işçinin karısına yan gözle bakamayacağını, bakan olursa onu benzeteceğini öfkeli bir şekilde söyler. Bu arada Lennie’ye çok sert bir ifade ile bakarak, üzerine hiddetle yürür. Bunun üzerine George, araya girerek patronu durdurur. Lennie’ yi de uyarır ama parton Lennie hakkında ağıza alınmayacak şeyleri söylemeye devam eder. Bu duruma Lennie de sinirlenmeye başlar. Patron aniden Lennie’ ye bir yumruk atar. Buna George çok içerlenir. Arkadaşlarına O’na karşılık vereceğini söyleyince Lennie patronunu elini tutup bırakmaz. İşçiler zorla Patronun ellerini Lennie’den kurtarırlar. Ama güçlü ve kuvvetli bir adam olan Lennie ufak tefek bir adam olan patronun elini kırmıştır. Patron acıdan kıvranır.

Bir süre sonra herkes kendi işi ile uğraşırken geçen zamanda yaşlı köpeğin öldürülmüş olduğunu işçilerden birisi fark eder. Sahibi buna çok üzülmüştür. George’ a dert yanar. Birkaç gün sonra işçiler tarlaya çalışmaya gittiklerinde Lennie köpeği ile oynamak için ahıra gider. Yavru köpeğin öldürüldüğünü görür. Lennie George’ nin kızacağını düşünerek onu samanların altına saklamaya çalışır. Tam bu sırada patronun karısı ahıra girer ve Lennie’nin yanına gelir. Lennie’den kendisine dokunmasını ister. Lennie onun saçlarını okşarken sert el darbeleri ile kadının canını yakar. Kendisini bırakmasını isteyen kadın Lennie’ nin elinden kurtulmak için bağırmaya başlar.Lennie korkar ve kadının ağızını sıkıca kapatır. Biraz sonra kadın hareketsiz kalır ve bacakları arasına yığılır. Şaşıran Lennie kadını samanların üzerine bırakıp, panikleyerek gölete gidip saklanır.

Bir süre sonra ahıra gelen işçilerden birisi patronun karısını boynu kırılmış ve öldürülmüş olarak bulur. Çok geçmeden bu olayın Lennie tarafından yapıldığı anlaşılır. Bütün işçiler silahlanarak Lennie’yi aramaya başlarlar. George ise ne yapacağını şaşırmıştır. Baraka’ya giderek bir tabanca alır ve herkesten önce Lennie’ yi bulmak için önceden kaldıkları yere gider. Lennie orada panik içerisinde bekliyordur. George Lennie’ nin yanına oturup konuşmaya başlar. Lennie, çiftliklerini aldıklarında George’dan kendisine tavşan almasını, ona iyi bakacağını, yemyeşil çimenlerde onun koşmasını seyredeceğini anlatır durur. George ise çalışanların Lennie’yi silahlarla aradıklarını biliyordur. Nitekim sesler yaklaşmaya başlamıştır.Topluluk Lennie’yi öldürmeye niyetlidir. O buna dayanamayacağını düşünür. Barakadan aldığı silahı çıkararak Lennie’nin ensesine tutar ve titreyen elleriyle ateş açar. Arkadaşı önüne yığılıp kalmıştır. Çiftlik çalışanlarının yapması gerekeni kendi arkadaşına yaparak onu cezalandırmıştır. Lennie’nin başında kaskatı olmuş bir şekilde beklerken tabanca sesini duyan çiflik çalışanları çok geçmeden yanlarına gelirler. Olayın yorumunu yaparak, George teselli ederek ona destek olurlar.
Sonuç olarak; yazar bu kitapta kurmuş olduğu olay örgüsü ile insanlar arasındaki iletişimi, kişisel özellikleri, statü farklarını ve sosyal ortamıda irdeleyerek çarpıcı ve ders verici bir şekilde işlemeyi başarmıştır.