Etiket arşivi: Herald Bream

Herald Bream Gılgameş

Kitap Sümer ülkesinin Uruk şehrindeki yaşam tasvirleriyle başlar. Gılgameş’de bu şehirde yaşayan yüzlerce genç gibi tapınağın emrinde çalışır.
Arkadaşlarına benzemediği için dışlanır ve yalnızlaşır. Gılgemeş’in kaderi Uruk şehrinin yakınlarında bulunan ve halkın korkulu rüyası haline gelen uğursuz ağacı keserek ve ağacın kovuğunda yuva yapan dev yılanı öldürerek değişir. Uruk şehrinin koruyucu tanrısı kutsal Lugalbandanın eşi Ninsun Gılgameş’i ölen kralın yerine kral olarak önerir ve halk Gılgameş’i kral seçer.
Gılgameş kral olduktan sonra çalışmaya başlar. Çok zorlu bir kraldır. Halkı sürekli olarak çalıştırır. Amacı uruk şehrini cennet haline getirmek ve zenginleştirmektir.
Halk bu üçte biri insan üçte ikisi tanrı kralın gücü karşısında bir şey yapamaz. Gılgameş’in zalimce ve gaddarca davranma nedeninin insanlar arasında kendi dengini bulamayışı olduğunu düşünür ve bu dayanılmaz duruma son vermesi için büyük ana tanrıça “ Anu’ya” başvururlar. O da çamurdan çıplak ve her yanı kıllarla kaplı insan ilişkilerine aklı ermeyen gecesini gündüzünü kırların yabani hayvanlarıyla geçiren Enkidu’yu biçimlendirir. Enkidu insanlardan çok hayvandır ve Gılgameş’in kibrini kırıp ruhunu yetiştirecek odur.
Bir avcı avlanırken bu yaratığı görür korku ve hayretle babasına anlatır. Babası bu durumu İştar’ın yeryüzündeki tezahürü İnanna’ya anlatmaya ve bundan çıkar sağlamaya karar verir. İnanna durumu öğrenince kendince bir plan yapar. Bu hayvani yaratığın insanlaşması gerekmektedir. Bunu ancak bir kadın başarabilir. İlişkilerinin bozuk olduğu ve kendini hiçe sayan Gılgameş’e bir ders vermek gerekmektedir. İlk iş olarak Gılşgameşin birlikte olduğu ve aşık olduğu tapınak kızlarından en güzelini Enkidu’yu insanlaştırması için gönderir. Bu kadın Enkidu’da cinsel duygular uyandırıp isteklerini doyurur. Sonuç olarak fiziksel görüntüsünü ve yabani gücünü yitirir ama zihinsel ve cinsel erdem kazanır. Bu cinsel deneyim Enkidu’yu bilgeleştirir. Kibar fahişe sabırla ona uysal bir insan gibi ona yemeyi,içmeyi ve giyinmeyi öğretir. Şimdi Enkidu, kibirli ve zalim ruhunu yola getireceği Gılgameş ile karşılaşmaya hazırdır. Gılgameş Enkidu’nun geleceğini zaten rüyasında görmüştür. Krallığını kutlamak için Uruk’ta bir gece eğlencesi düzenler.Gılgameş eğlencenin yapılacağı yere giderken Enkidu ile karşılaşır ve iki adam kapışırlar uzun süre yenişemeyen iki dev adam birbirlerine sarılarak dost olurlar ve Gılgameş Ekidu’yu kardeşi ilan eder.
Bununla birlikte Enkidu Uruk’ta mutlu değildir. Eğlence hayatı onu güçten düşürmektedir. Bunu anlayan Gılgameş dostuna uzaktaki sedir ağaçlarını kesip Uruk’a getirmeyi ve Uruk’u daha refah yapmayı önerir.
Yabani yaratıkken sedir ağacı ormanını bir uçtan diğerine geçmiş olan Enkidu bu serüvenin ölümcül tehlikelerinden bahseder ama Gılgameş Enkidu’nun korkularıyla alay eder. Gılgameş ölümsüz bir ün kazanmak ve isim bırakmak özlemi içindedir. Uruk’un ihtiyarlarına danışır ve gezginlerin koruyucusu güneş tanrısı Şamaş’ın onayını alır. Uruk’lu silah yapımcılarına devasa silahlar yaptırırlar ve serüvenlerine atılırlar. Sedir ağacı ormanına geldiklerinde birçok yaratıkla karşılaşır ve bunları atlatırlar.
Şimdi sıra en büyük düşmanı ormanın koruyucusu, bekçisi Humbaba’yı öldürmeye gelmiştir. Zorlu bir çarpışmadan sonra Humbaba’yıda öldürürler ve birçok ağaçla birlikte Uruk’a dönerler. Serüvenler birbirini izler. Aşk ve arzu tanrıçası İştar’ın tezahürü İnanna Gılgameş’e aşık olur.Gılgameş’in aklını çelerek onunla evlenmek ister ama Gılgameş artık çok daha farklı bir insandır. Olgunlaşmıştır, tanrıçanın pek çok sevgilisi olduğunu ve hiçbirine sadık olmadığını bilerek kendisine sunduklarıyla alay eder.Bunun üzerine büyük düş kırıklığına uğrayan ve fena halde öfkelenen İştar gök tanrısı Marduk’a Gök Boğasını Uruk’a göndermesi Gılgameş ve Uruk’u yok etmesi için ikna etmeye çalışır.
Marduk buna yanaşmaz ve İşter’i tersler. İştar’ın ölüler diyarından ölüleri getireceği tehdidi üzerine kabul etmek zorunda kalır. Gök Boğası yeryüzüne iner. Uruk’a gelmeden önce her yeri yerle bir eder ve Uruk’a yönelir. Bir belanın geldiğini haber alan Gılgameş ve Enkidu silahlarıyla beklemeye başlarlar. Uruk’u yıkmaya başlayan Gök Boğası nihayet Enkidu ve Gılgameş ile girdiği amansız mücadeleden sonra ölür. Şimdi iki kahraman ünlerinin doruğuna ulaşmışlardır. Uruk kenti onların yüce başarılarının şarkılarıyla çınlar. Ama amansız yazgı mutluluklarına ani ve acımasız biçimde son verir. Enkidu Humbaba ve Gök Boğasının öldürülmesindeki payından dolayı tanrılar tarafından genç yaşta ölüme mahkum edilmiştir. On iki günlük bir hastalıktan sonra çaresizlik ve kederden ne yapacağını bilemez hale gelmiş Gılgameş’in gözleri önünde ölür. Şimdi kederli ruhunu daha da acı bir düşünce yiyip bitirmektedir. Enkidu ölmüştür ve kendiside er geç aynı yazgıyla buluşacaktır .Geçmişteki kahramanlıklar onu avutmaz. İş gence çeken ruhunun şimdi özlediği elle tutulur bedensel ölümsüzlüktür. Ölümsüzlüğün sırrını arayıp bulması gerekmektedir. Gılgameş’in bildiğine göre tarihte ölümsüz olmayı başaran tekbir insan vardır. Tufandan önce varolan kadim Şuruppak’ın bilge ve dindar kralı Utanpiştm ( Ziusutra )Gılgameş ne pahasına olursa olsun Utanpiştim’in yaşadığı ölümsüzlük adasına gitmeye karar verir. Bu ölümsüz kahraman belki değerli sırrını ona açıklayacaktır.
Uzun ve zorlu bir yolculuğa çıkar. Dağlar aşar nice yaratıklarla karşılaşır .İlksel denizi ve ölüm sularını Utanpiştim’in kayıtçısı Uşabin yardımıyla geçer. Sonunda bir zamanlar Uruk’un kurulma hükümdarı olan Gılgameş bitki bir deri bir kemik, saçı sakalı pöstekiye dönmüş kir pas içindeki gövdesini hayvan derileriyle örtmüş bir halde sonsuz yaşamın sırrını öğrenme hevesiyle utan piştimin önüne çıkar.
Ama Utanpiştim’in sözleri cesaret kırıcıdır.Şurrupak kralı yeryüzündeki bütün canlıların kökünü kurutmak için çok eskiden tanrıların gerçekleştirdiği tufan öyküsünü uzun uzadı ya anlatır. Bilgelik tanrısı yüce Era’nın öğüdüyle inşa ettiği gemiye sığınmamış olsaydı kuşkusuz kendiside mahvolacaktı. Ölümsüzlük aramağına gelince bu tanrıların ona verdiği bir bağıştır. Peki gılgamışa ölümsüzlük vermeyi isteyen bir tanrı var mıdır?
Yazgısından umudu kesen gılgamış eli boş olarak uruka dönmeye hazırlanırken bir umut ışığı belirir.
Utanpiştim karısının zorlaması üzerine Gılgameş’e denizin altında bulunan sonsuz gençlik bitkisini nereden bulabileceğini söyler. Gılgameş denize dalar bitkiyi çıkarır ve sevinçle Uruk’a doğru yola koyulur. Ama tanrıların istediği başka türlüdür. Gılgameş yolda bir su kuyusunun önünde mola verir. Yıkanırken bir yılan gelir ve bitkiyi yemeye başlar ve biraz sonra küçülmeye başlayan yılan yumurtaya döner ve kuyuya düşer. Gılgameş’in yapabileceği hiçbir şey yoktur. Tükenmiş ve acı düş kırıklıkları içinde bir avunç bulmak için Uruk’a döner.