Etiket arşivi: Federico Mayor Eserleri

Federico Mayor Bilim ve ikTidar

Kitapta insanların öykülerine, kültür tarihine ve bu kültürün yaratıcılarının kişisel tecrübelerine başvurularak bilimin kendisini dinsel dogmalardan kurtarmak için katetmek zorunda kaldığı güçlüklerle dolu ve kimileyin trajik nitelikteki yol anlatılmaya çalışılmaktadır.

Bilim , “ Hayata ilişkin deneyimimizin her bir öğesini yorumlarken başvurabileceğimiz tutarlı, mantıklı, zorunlu bir genel düşünceler sistemi oluşturma” amacını ifade eder. Bilimin ve bireysel bilinç süreçlerinin temelinde yatan bireyin hayata, doğaya içinde yaşadığı topluma sorular sormasıdır. Aydınlanma burada başlar. Aydınlanan toplum demek sorgulayan toplum demektir.

Bilimin gelişmesiyle tarihsel toplumsal değişim birbirine paraleldir. Bilim ilerledikçe toplumun mahiyetini belirleyen iktidar yapısı kendini bilime göre yapılandırmak zorunda kalmıştır. İlk ve orta çağ feodal toplumu bağrında tomurcuklanarak ilerleyen bilim, kendini hurafelere ve tiranlığa yaslayan iktidar ve o zaman ki statikoyla çelişerek çatışmıştır

ESKİ ÇAĞDA BİLİM FELSEFE VE İKTİDAR

Politik düzen ve doğa düzeni arasındaki ortak görünümleri ilk kez tanımlayan kişi Aristotelestir.

Aristotelese göre her nesne kendi dolaysız cinsiyle ve kendi tikel türleri ile tanımlanır. Aristoteles’in tanımına göre insan politik bir hayvandır. Burada “hayvan” terimi insanın cinsini “politik” terimi ise türleri belirleyen farklılığı temsil eder.

Eski zamanların tüm düşünürleri arasında Epikuros kültür çerçevesi içinde bilime en öncelikli yeri veren kişiydi. Bilimin toplumu hurafelerden ve tiranlıktan kurtarması için insana esin kaynağı olacak dünyaya ilişkin bir görüş açısı sağlamasının gerektiğini düşünüyordu. Epikuros bilimin önemli olduğunu çünkü yalnız bilimin bize mutluluk verebileceğini düşünüyordu

Galileo bilim ve iktidar sahnesinde rol oynayan en büyük aktörlerin başındadır. Galileo insanın yaratıcılık ve imgelem gücüne sahip olduğunu savunuyordu. Dünyada bilinebilecek ve keşfedilecek her şeyi zaten biliyor olduğumuzu iddia etmeye kim cesaret edebilirdi ki? Bilim Kitab-ı mukaddes yorumlarına değil, kitab-ı mukaddes yorumları bilimin ortaya koyduğu sonuçlara uyum sağlamak zorundaydı.

Copernicus, Galileo, Buruno, Descartes ve bu dönemin tüm diğer büyük düşünürlerinin bir araya getirilmesiyle modern toplumun köklerinin oluşturulduğu büyük fresk, Parçalarının doğru yere yerleştirilmesinin gerektiği bir yap-boz gibi tamamlanır. Bilim bundan böyle kültürümüzün ve insan onurunun temel bir öğesi haline gelmiştir. Bilim eninde sonunda tüm bağlarından kurtulmuş dünyevi ve dinsel iktidarlardan bağımsızlaşmıştı.

ENDÜSTRİ DEVRİMİ

Endüstri devrimi ve bu devrimlerden kaynaklanan kapitalizm yeni bir toplumun ortaya çıkışını belirler. Bu toplum yalnızca yeni ürünler ve yeni hayat tarzları sağlamasından ötürü yeni değildir. Yeni iktidar kavramına yaslanmasından ve ahlaki yükümlülüklerin bir temeli olarak geleneksel değerlerin ve aşkın dinsel dogmaların yerine geçen bilimle donanmış olmasından ötürü bu toplum yenidir.

İnsanın insan tarafından sömürülmesi kol emeği, çalışma saatleri, ücret düzeyleri ve fabrika disiplinleri ile ilintiliydi. Oysa bugün ki senaryo bundan epey farklı. Bilgi emek kadar bir değer. İnsanın sömürülmesinin yeni değişkenleri; yalıtılma ayrı tutulma, yalnızlık, ihmal edilme ve dışlanmadır. Modern dünyada sömürülenler topluluk hayatının dışında kalanlar, bilgisizliğe mahkum edilenler, topluluk hayatı tükenenlerdir.

Ortaçağın feodal toplumu bağrında gelişen üretici güçler, özellikle zanaatkar sınıf giderek bağımsız bir sınıf haline geldi. Üreten ve ürettiğini satma olgusu ticareti ve piyasayı yarattı. Öyleyse toplumsal ilişkiler bu yönde değişiyordu ve toplumsal kurallar yeni ihtiyaçlara cevap vermeliydi. Bilimin ışığı toplumsal ilerici güçlere yol göstererek yeni toplumsal iktidara götürdü. Endüstri devrimi ile birlikte bilim ve iktidar arasındaki ilişki niteliğini değiştirmiştir. Aradaki bu ilişki kral köle ilişkisidir. Biri olmadan diğeri olmaz.

Nitekim, hem bireysel hem kollektif toplumsal hayatın bütünü bilimsel bir ruhun ve rasyonel hesabın etkisi altına girmiştir. Araçsal akıl günümüzde gelişkin toplumlarda ve yeni yeni gelişmekte olan toplumlarda üstünlüğünü kurmuştur. İktidarın kaynağı ve iktidarın uygulanma tarzı bilim ve teknolojiden gittikçe daha fazla etkilenmektedir. Geleneksel mülkiyet hakları bile –yatırılmış sermaye üzerindeki özel mülkiyet gibi- iktidarın kaynağı olarak hükmünü yitirme noktasına varıncaya dek bilim tarafından zayıflatılmıştır.

Bilimsel teknolojik gelişmeleri en hızlandırıcı etkenlerin başlıcası savaşlardır. Savaş dönemindeki teknolojik gelişmeler bilim hükümet ve endüstri arasında yapılan etkili bir iş birliğine dayanıyordu. I. ve II. Dünya savaşları boyunca savaşı sürükleyen ve savaşa katılan ülkeler savaşla birlikte kullanılmak üzere bir dizi teknolojik bilimsel çalışmalar yürüttüler. Bunların içinde en önemlisi atom bombasının yapılması idi. Süregelen savaşlar ve onun sonuçlarının gösterdiği; savaştan güçlü çıkanların bilimi ve teknolojiyi en çok kullanan ülkelerin olduğu idi.

Dünyamız ve toplumlarımız bilimin keşiflerine yaslanan olağanüstü bir teknoloji tarafından şekillendirilmiştir ve bunun sayesinde ayakta durmaktadır. Bu yüzden bilim dünyayı iyi yada kötü yönde değiştiren bir güç olarak görülebilir. Ama bilimi daha ziyade, iktidarı ele geçirebilen ve kullanabilen iktidar sahibi erkeklerin ve kadınların elinde bu değişmelerin etkeni olarak işlev gören bir etken olarak da görebiliriz. Nitekim bilimsel araştırma, iktidarı zaten elinde tutanları sürekli olarak daha da güçlü kılan iktidar üretici bir santrale benzer.

Bu günün iktidarı ve politik düzeni gelişen bilim ve her gün değişen toplumun yeni sorunlarına eski ve klasik yöntemlerle çözüm bulamamaktadırlar. Bu da her açıdan toplumsal bir tıkanma yaratmaktadır. Bu konuda en önemli tıkanma bilimin ve toplumsal yararlarının bütün toplumda yaygınlaştırılamamasıdır. Yani bilimin tekelleşmesidir. Bu konuda geliştirilecek çözüm; bilimin anonim üretimi ve bütün bir toplum için yaygın paylaşımıdır.

Bilimin itici gücü tarihsel süreç içerisinde iktidarın niteliğini belirlemiştir. Toplumun mahiyetini ise iktidar yapısı belirler.

Bilim ve iktidara ilişkin temel sorunlara çözüm sunmak açısından yararlı olmuştur.

Kitap; yazarı tarafından çeşitli çevrelerce olsun, tarihsel olsun, bilim ve iktidara dair yürütülen bilimsel tartışmaların bilimsel dille yapılmış bir sunumudur. Bu açıdan okurun anlaması için belirli bir temele sahip olması gerekmektedir. Her kesimden toplumsal duyarlılığa sahip olan okurların anlaması bakımından daha sade bir dille yazılabilir.