Etiket arşivi: Dudaktan Kalbe Özeti

Reşat Nuri Güntekin Dudaktan Kalbe

Ev sahibi, yemek odasının terasa açılan kapısında ki misafirine seslenir:

-Paşa, sen bu güzel mehtaba karşı bir hab-ı naza dalacak gibi görüyorsun… hele bir dakika buraya zahmet et,

-Artık merhamet et. Zannederim bana bir yemek daha yedirecek değilsin.

-Bu seferki başka bir cinsten bir ziyafet fehametlu misafirlerim için bağımdaki Muhtelif üzüm çeşitlerinden ve bilhassa eserlerinden bir sergi kurdum.

-Azizim burası bir peri alemi, bir bin bir gece sarayı hazinesi, dedi.

Yemek masasının üstü, baştan başa kristal üzüm tabaklarıyla donanmıştı

Allı, morlu, sarılı, yeşili, salkımlar asma lambanın donuk ışığı içinde renkli mücevherler gibi parlıyordu

Vefik paşa,kahkahalarla gülüyor,biraz evvel bir tek üzüm daha yemeye mecali olmadığını söylediği halda her tabağın önünde ayrı ayrı duruyor,her birisini eline alarak lambaya tutuyor,hepsinden bir kaç tane tadıyordu

Prens Vefik paşa ile Münir bey, pek eskiden beri bir birini tanırlar. Prens Vefik, kibar, centilmen, biraz sefahate meyilli bir adamdır. Zevcesinin vefatından sonra hiçbir ciddi işle meşgul olmamıştır, küçük kızıyla beraber memleket memleket gezmeye başlamıştır. Kızı Cavidan’ı portatif eczanesi ve tespih koleksiyonuyla götürmektedir. Münir bey, biraz rint meşrep sade, makul bir adamdı. On sene evvel İzmir’deki bağlarına çekilen Münir bey,eski arkadaşını epeyce zamandan beri görmemiştir. Nihayet, o yaz bu arzuyu yerine getirmeye fırsat bulmuş, beş altı günlüğüne İzmir’e uğramıştı.

Hüseyin, Kenan bağ komşusu Saib paşanın yeğenidir. Kenan gölgede yaşayacak bir şahsiyet değildir. Fakat söylendiği gibi, bir dahi olduğuna inanmamaktadır. “Şark levliyeleri” isimli eseri büyük rağbet görmüş ve şöhretini artırmıştır. Kenan’ın annesi Melek hanım, ihtiyar bir yemiş tüccarının son çocuğudur. Babasının istememesine rağmen Nail beyle evlenmiş Kenan ve Afife isminde iki çocuk dünyaya getirmiştir. Melek hanım, Nail beyle evlendikten sonra çocuklarıyla birlikte sefalet içerisinde yaşıyorlardı. Melek hanınım kocası Nail bey ceza evine düşmüş hanımı ve çocuklarının sefaleti daha da artmıştır. Melek hanım abisine mektup yazarak yanına almasını istemiştir. Melek hanım çocuklarıyla birlikte abisi Saib paşanın yanına sığınmıştır. Sait paşa yanına almasına rağmen hala kız kardeşini affetmemiştir.

Kenan’ın çocukluğunun en acı hatıralarından biride, annesi ve kardeşi ile beraber dayısının konağından ayrıldığı güne aittir. Saib paşanın altın kaplı saati kaybolmuştur ve Kenan’ın çaldığı İddia eder. Bu olaydan sonra Melek hanım, çocuklarıyla tilkilikteki evine gitmişti. Kendi evlerinde daha fakir fakat daha mesut ve rahat yaşıyorlardı

Kenan, ruhların içinde bir başka bir dünyaları olup, hep o dünyanın içinde yaşayan son sanatkarlardandı Kenan bu hayali dünyayı ilk defa “Zeybek Pınar’ında Şem’i dede’nin neyini görmeye başlar.

Leyla, büyük bir mülkiye memurunun şımarık kızıdır. Leyla ve Kenan birbirlerinden hoşlanmaktadırlar fakat Kenan İstanbul’a gitmek zorunda kalır. Döndüğünde Leyla’nın başkasıyla nişanlandığını öğrenir. Bundan sonra musiki hayatına daha fazla önem verir. Kenan son bir kez Bozyaka’ya gider burada Nimet hanımla tanışır aralarında duygusal bağlar kurulur. Nimet Hanım’ın küçük kız kardeşi Lamia musikiye meraklıdır ve Kenan beyle tanışır. Lamia İzmir’den pek sıkılmıştır. Bozyaka’ya gideceği günleri sabırsızlıkla bekler. Bozyaka’ya gittiklerinde ablasına Kenan beyden bahseder. Dayısının kızı jandarma çavuşunu sever. Bir gece konuştukları sırada koçası bunları görür fakat şuçu Lamia üslenir. Bundan sonra eniştesi Rasim, Lamia ya kötü gözle bakarak Lamia’yı ele geçirmek ister fakat Bunun üzerine Lamia yengesine kendisini isteyen posta memuruyla evlenmek istediğini söyler bunu duyan eniştesi daha da Lamia’nın üzerine giderek her fırsatta sahip olmak ister. Yine bir gün evde yalnız bulduğu Lamia’ya sahip olmak için saldırır. Lamia’da eline geçirdiği silahla eniştesini vurur. Daha sonra, mahkeme Lamia’nın beratını verir. Lamia bu evde daha fazla duramayacağı için binbaşı Kemal bey yanına alır. Kemal beyin Makbule isminde bir kızı vardır. Makbule’nin arkadaşı doktor Vedat bey Kemal beyin evine gelir ve burada Lamia’yla tanışır, Vedat beyin Hüseyin Kenan’ı tanıdığını söyler ve onun Cavidan isminde birisiyle evlendiğini söyler. Makbule Vedat’ı sevmektedir. Bunların aralarını yapmak isteyen Lamia’yı kocası yanlış anlayarak kendisini aldattığını düşünür ve Lamia dan ayrılmak ister. Ayrılırlar ve bu sırada Cavidan hanımla Kenan mutlu bir hayat sürmektedirler. Kenan bey İzmir Bozyakaya anılarının geçtiği yere Şem-i dedesini görmeye gider. Kenan “Kınalı yapıncağını’’ özlemektedir. Karısıyla arasında gecen bir tartışmadan sonra Cavidan’dan ayrılır çünkü hala Lamia’yı sevmektedir. Mektuplaşmalar başlar, Kenan hala Lamia’yı sevdiğini söyler ama Lamia’dan mektuplarına cevap alamaz. İzmir gazetelerin de Kenan Bozyaka’da ki bağında inzivaya çekildiği yazar.