Etiket arşivi: Da Vinci Şifresi

Dan Brown Da Vinci Şifresi

Paris Louvre Müzesi müdürü Jarques Sauniere bir gece müzede esrarengiz bir cinayete kurban gitmiştir. Aslında o gece Harwardlı simgebilim profesörü Robert Longdan ile buluşacaktı. Profesor Longdon iş gezisi için Paristeydi ve Jorques Souniere ile de görüşmek istiyordu. Kendisinden randevu talep etmiş fakat herhangi bir cevap alamamıştı. Profesör Longdan aynı gece Hotel Ritz Parisin bir odasında kalıyordu. Fakat gece yarısı respsiyondan gelen telefonla uyandı. Resoepsiyon görevlisi çok önemli bir kişi sizinle görüşmek istiyor, Longdon ise görüşmek istemiyordu. Resepsiyon görevlisinin ısrarı üzerine görüşmek isteyen kişinin kim olduğunu sordu. DCPJ ajanı Teğmen Collet sizin odanıza geliyor efendim. Kapı çaldı ve Teğmen Collet DCPJ ajanı olduğunu ve müze müdürü Jajques Sauniere’nin bu gece müzede bir cinayete kurban gittiğini ve kendisinin onunla birlikte gelmesini istedi. Profesör Longdon bu habere çok şaşırmıştı. Jacques Sauniere’nin neden ona cevap vermediğini anlıyordu. J. Sauniere’nin yerde kolları ve bacakları açık, çırılçıolak duran cesedi vardı. Onun cesedinin hemen yanında 13-3-2-21-1-1-8-5 Ondraro devini al! On Sahte Alim! Ölmeden önce yazdığı mesajı vardı. Cinayet esrarengiz sırlarla doluydu. Ve Sauniere birilerine bir takım mesajlar vermek istiyordu. DCPJ Fransız Adli Polisi şefi Ajan Yüzbaşı Bezu Fache DCPJ’nin kriptoloji bölümünden cinayetin esrarının kalkması için yardım istemişti. Teğmen Collet ve profesör Longdan müzeye geldiklerinde içerde Ajan Bezu kendisini karşıladı. Yüzbaşı Profesörü cinayet zanlısı olarak görüyor fakat bunu kendisine hissettirmiyordu. Fransada DCPJ’nin bu tür olaylarda her zaman uyguladığı bir taktik vardı. Zanlıya sorular sorarak suçu itiraf etmesini ya da bir açık vermesini beklerler daha sonra tutuklarlardı. Yüzbaşı yerdeki sayı ve kelimeleri göstererek profesörden kendilerine yardımcı olmasını istiyordu. Fakat o sırada DCPJ ajanı kriptoloji uzmanı Sophie Neveu içeri girdi. Yüzbaşının zanlı olarak gördüğü Longdon’a derhal Paris Büyükelçiliğinden bir mesaj olduğunu ve araması gerektiğini söyledi. Yüzbaşı Fache, Neveu’nun buraya gelmesinden çok rahatsız olmuştu. Teşkilatta kadınların olmaması gerektiğini düşünen biriydi. Neveu’nun bu tür işlerde çok başarısı vardı. Yüzbaşı kendi cep telefonunu uzattı ve buradan arayabilirsin dedi. Profesör Longdon Amerikan Büyükelçiliğini aradığında telesekreterdeki ses Ajan Sophie Neveu’nun sesiydi. Yani karşısında duran kadına aitti. Telesekreterde; Profesör tehlikedesiniz, Yüzbaşı sizi cinayet zanlısı olarak görüyor ve tutuklamak istiyor. Profesör hiç bozuntu vermeden telefonun kapattı. Ajan Neveu nasıl olurda kendisine yardım etmek isteyebilirdi. Çünkü Yüzbaşı ile Ajan Neveu aynı teşkilattaydı. Buna bair türlü anlam veremiyordu. Bu arada yüzbaşı ile Neveu tartışmaya başladılar. Longdon Yüzbaşıdan tuvalete gitmek için izin istedi. Yüzbaşı Fache kendisine yardım etme bahanesiyle Longdon’un bir açığını yakalayıp tutuklamak istiyordu. Yüzbaşı Ajan Neveu’nun gitmesini istiyordu. Neveu uzaklaştı ama müzeden çıkmadı. Profesöre yardım etmesi gerekiyordu. Gizlice tuvalete gitti. Profesöre, yüzbaşının kendisini neden cinayet zanlısı olarak gördüğünü açıklamak için cebinden cesedin fotoğrafını çıkardı. Müze müdürü ölmeden bir kaç dakika önce yazdığı mesajın en sonunda P.S Robert Longdon’u bul yazıyordu. Fakat bu son cümle yüzbaşının emriyle silinmişti. Neveu, profesörün geriye dönmesi halinde Yüzbaşı Fache’nin onu tutuklayacağın, tek seçeneğinin ise tuvaletteki küçük pencereden Amerikan büyükelçiliğine kaçması gerektiğini söyledi. Profesör kaçarsa direkt olarak cinayet zanlısı olacaktı. Profesörün cebine yerleştirdiği sinyal gönderen küçük aleti bir sabunun içine yerleştirdikten sonra camı kırarak kırmızı ışıkta bekleyen kamyonun üzerine fırlattı. Yüzbaşı Fache ve diğer ajanlar profesörün kaçtığını zannederek sinyali takibe başladılar. Ajan Neveu ile profesör tekrar cesedin yanına döndüler. Aslında yerde yatan adam Neveu’nun büyükbabasıydı. Büyükbabası ile 10 yıldır hiç görüşmemişi. Büyükbabası onla sürekli görüşmek istiyor ve gerçekleri anlatmak istiyordu. Fakat Sophie Neveu büyükbabasına hiç cevap vermemişti. Arkasında bıraktığı sırların Profesör Longdon ile aydınlanabileceğini bildiği için Robert Longdon’u bul yazmıştı. Ajan Neveu Profesöre bu benim büyükbabam dedi ve kendisine yardım etmesini istedi. Profesör yardım edeceğini söyledi. Uzun bir uğraştan sonra tablonun arkasındaki anahtarı buldular. Gül kabartması ve ortasında P.S yazan haç biçiminde altın bir anahtardı.

Sion tarikatı kardeşlik bağları çok güçlü olan bir tarikattı. 1099 yılında kurulmuştu. Gizli Avrupa Cemiyeti 1975 yılında Parisin Milli Kütüphaneyi Sir İsaac Newton, Batticelli, Victor Hugo ve Leonardo da Vinci de dahil olmak jüzere Sion Tarikatının sayısız isimlerini içeren, Las Dossiers Secrets (Gizli Dosyalar) diye bilinen parşömenleri ortaya çıkarmıştır. Sion tarikatı üyelerinin sadakatleri birbirlerine bağlılıkları çok güçlüydü. Bu yüzden de tarikat üyelerinin kim olduğu bilinmezdi. Tarikata girmek ve güven kazanmak çok güçtü. Bu tarikatın üyeleri kendilerini gerçekleri korumaya adamış zamanı geldiğinde bu gerçekleri açıklayacakları yemini olan bir tarikattı. Tarihte pek çok ünlü kişi bu tarikata başkanlık etmiştir. Bu tarikat M.S 325 yılında Roma İmparatoru Konstantin tarafından İncilin değiştirilmesinden önceki halini yani orjinalini , bilgi ve belgeleri elinde tutan bir tarikattı. O zamandan beri bu gerçek tarikat üyeleri tarafından günümüze kadar aktarıldı. Tarikatta, Hristiyanlığın aksine kadın çok değerliydi. Kadınlar günahkardır düşüncesine tarikatta yer yoktu. Tarikatın önemli simgeleri Gül, Kutsal Kadeh Merelle Meryem hepsi kadını simgeliyordu. H.z İsa Meryemle evliydi ve Meryem İsa’dan hamileydi. H.z İsa çarmıha gerilirken Hz. Meryem İsanın soyunu devem ettirmek için Fransaya kaçmıştı. Hz. İsa , Hz. Davud ve Hz. Süleyman soyundan geliyordu. Yahudi olduğu için Hz. Meryem Fransadaki Yahudiler sahip çıktılar. Gerçek İncil ve İsaya gönderilen vahiyler Süleyman Mabedinin altında şövalyeler tarafından korunuyordu. Daha sonra bu belgeler Fransaya götürüldüler. Kilise bu belgelere ulaşmak için binlerce şovalye öldürmüştü. Eğer kilise gerçek bilgileri yani kutsal kadehi yok ederse gücünü koruyabilecektir.

Opus Der olarak bilinen Vatikan Piskoposluğu, beyin yıkama baskı ve “bedensel çile” denen tehlikeli bir ibadet yapıldığına dair tartışmalar yaratan bir kotolik mezhepti. Opus Der’in New York’ta 243 Hexington Caddesinde 47 milyon dolara mal olan Dünya Merkez Bürosu vardı. Tarikat mali açıdan çok güçlüydü. Opus Der’in başında Piskopos Manuel Aringorasa isimli biri vardı. Aringorasa, Sion tarikatının elinde bir sır gibi sakladığı belgelere ulaşmak istiyordu. Böylece papazdan daha güçlü olacaktı. Bunun için de en çok güvendiği adamı Silos’u Paris’e Kutsal Kadehi bulması için gönderdi.

Kutsal Kadehi bulma fikrini kendisine Öğretmen söylemiştir. Şayet Kutsal Kadehi bulursa Aingorasa Hristiyanlığın liderliğini eline geçirecekti. Öğretmenin ismi Sir Legh Teobing’dir. Fakat ne piskopos ne de Silos bu kişiyi görmüştü ayrıca ismini yalnızca Öğretmen olarak biliyorlardı. Sadece telefonla görüşüyorlardı. Teobing hayatını Kutsal Kadehi bulmaya adamış, İngiliz Kraliyet ailesi tarafından kendisine Sir yani şövalye ünvanı verilmiş, yıllarca kraliyet ailesine hizmet etmiş usta bir tarihçiydi. Öğretmen Silostan kilit taşını ve kutsal kadehi ararken kan dökmemesini istemişti. Fakat Silos Pariste tarikatın en önemli dört kişisini öldürmüştü. Sion tarikatının en önemli yöneticisi Müze müdürü Jacques Sauniere’de öldürülen kişiler arasındaydı. Silos müze müdüründen kilit taşının yerini söylemesini istemiş fakat yerini söylemeyince onu öldürmüştü. Sion tarikatının üyelerinin gerçeği saklama adına yeminleri vardı. Sophie Neveu dedesinin şatosuna aniden gider ve bodrum kata indiğinde içeride bir çok insanın ayin yaptığını görür. Gizlice oradan uzaklaşır. O zamandan beri de dedesiyle hiç irtibat kurmaz. Dedesi ölmeden bir kaç saat önce yine torunuyla görüşmek ister ve ona gerçekleri anlatmak niyeti taşır. Fakat Sophie dedesinin bu uğraşına da cevap vermez. Profesör Longdon ve Ajan Neveu şifreyi çözmüş. Şifre kendilerini İsviçre emanet bankasına götürür. Dedesinden kendisine miras kalan kasayı açtıklarında silindir şeklinde ve üzerinde bir çok işaret ve sayı olan kilit taşını bulurlar. Fakat daha her şey bitmemiştir. Sırada Kutsal Kadeh vardı. Kilit taşındaki şifreyi çözmeye çalışıyorlardı. Longdon, arkadaşı olan Teobing’in kendisine yardım edebileceğini düşündü. Onun şatosuna gitmeye karar verdi. Piskopos Aringora Romaya papanın adamları ile görüşmeye gidiyordu. Aringora bundan 5 ay önce aniden Papa tarafından Romaya çağrılmıştı. Papa, Aringoraya piskoposluk yetkisini kendisinden aldığını bildirmişti. Çünkü Opus Der tarikatının Hristiyanlığa zarar verdiğini düşünüyor ve tarikat üyelerinin yaptığı saçmalıklardan bıkmıştı. Tarikatın 1982’de Vatikana yaptığı çok yüklü miktardaki yardımı da 5 eşit taksikte geri ödeyecekti. Aringora, Kilit Taşını ve Kutsal Kadehi bulursa papanın yanına çok güçlü gidecekti. Fakat ne Silostan ne de öğretmenden bir haber almıştı. Öğretmen, Silos’u aramış ve Kilit Taşını bulup bulmadığını sormuştu. Silos bulamadığını söyledi. Aringora papanın adamları ile buluşmuş 20 milyon Euroluk Vatikan devletine ait bono dolu çantayı aldı. Yüzbaşı Fache ise cinayetlerin zanlısı olarak Profesörü yakalamak istiyordu. Aringora özel uçakla Paris’e gidiyordu. Profesör ve ajan Neveu Sir Teobing’in şatosuna geldiler ve kendisinden onlara yardımcı olmasını istediler. Fakat Sir kutsal kadeh için ilk önce Kilit Taşının gerekli olduğunu söyledi. Profesör kasanın içinden gösterdi ve bu mu diye sordu? Sir’ün gözleri yerinden fırlamıştı. Evet şimdi Kutsal kadehi bulabiliriz. Kutsal Kadehin İngilterede olduğuna dair bir çok güçlü belge olduğunu söyledi. Ayrıca Sir Teobing televizyon kanallarının tümünde Profesör’ün dört kişinin katili ve Ajan Sophie’nin de ona yardım ettiğini flaş haber olarak geçtiğini söyledi. Aslında öğretmen Sir Teobibingin ta kendisiydi. Önemli kişilerin ev ya da odalarına yerleştirdiği dinleme sistemiyle çok önemli bilgileri kolaylıkla ele geçiriyordu. Piskopos Aringorasa ile Silos’u Kutsal Kadeh’i ele geçirmek için piyon olarak kullanıyordu. Öğretmen Piskoposu aradı ve hemen Londraya gelmesini söyledi. Aringora uçağının rotasını Paristen Londraya çevirdi.

Sir Teobing, Longdon ve Neveu ‘ye derhal özel uçağıyla Londraya gitmelerini söyledi. Teobing bir tür hile ile Silos’a vurmuş ve elindeki tabancayı almış, onu da cinayetlerin katili bu adamdır, bunu da yanımızda götürmemiz gerekiyor. Uşağın yardımıyla onu bağladılar ve özel havaalanındaki uçağına binerek Londraya yola çıktılar. Longdon ve Neveu İsviçre emanet bankasnın arabası ile şatoya gelmişlerdir. Bu araç uydudan takip ediliyordu. Yüzbaşı Fache’nin oraya gelmesi çok uzun zaman almamıştı. Fakat onları yakalayamamıştı. Yüzbaşı da derhal Londraya koyuldu ve İngiliz yerel polisini arayarak kaçakların havaalanına ineceğini haber vermişti. Profsör, Sophia ve sir Leaning uzakta kilit taşındaki şifreyi çözmeye çalışıyorlardı. Sonunda bir mesaja ulaştılar. “papa, şövalye gömmüş Londrada” evet cevap buydu. Papanın Londrada tarikat üyesi bir şövalyeyi öldürüp gömdüğünden bahsediyordu. Gül kasasının içine ustaca yazılmış diğer şifreyi buldular. Kutsal gazap cevap olmuş ona. Ana küreyi kabre attı, güldü teni, doluydu göbeği. Şimdi bu dizeyi çözmek için Kings College’nin İlahiyat Fakültesi Kütüphanesine gitmeleri gerekiyordu. Ama bundan önce havaalanında bekleyen polisleri atlatmak gerekiyordu. Uçak hangara girmiş ve profesör Longdon, Sophia, uşak Remi ve Silos’u limuzine bindirdiler. Polisler uçağın içine baktılar fakat bir şey göremediler. Sir Teobing’de limuzine binerek oradan uzaklaştılar. İlahiyat kütüphanesine gittiler. Piskopos Aringoroso’nun uçağıda Londradaki havaalanına indi. Fakat Aringorasayı yüzbaşı Fache karşıladı. Fache’de havaalanına inmiş fakat onları yakalayamıştı. Uşak Remi Silos’un ellerini çözdü. Öğretmen Silos’u aradı ve Reminin verdiği adrese gitmesini istiyordu. Çünkü Remi onun yüzünü görmüş fakat Silos, öğretmenin yüzünü hiç görememişti. Bu yüzden Reminin gelmesini istedi. İlahiyat Fakültesi içinde ise Sir Teobing silahını Profesör Longdon’a ve sophia Neveuya doğrulttu. Ve onlardan kilit taşını istedi. Çünkü hayatını Kutsal Kadehi bulmaya adamış birisiydi. Bu yüzden kilit taşı, kutsal kadehi bulacak tek şeydi. Bu yüzden de onu istiyordu. Kısa bir süreden sonra Sir Teobing kilit taşını ele geçirmişti. Profesör ve Sophia ise bu olaya çok üzülmüşlerdi. Öğretmen uşak Remiyi öldürdü çünkü o Sir Teobing’i görmüş yani kendisini tanıyan biriydi ve bu yüzden ölmesi gerekiyordu. Öğretmen Silos’u arayarak Opus Der’in Londradaki misafirhanesine gitmesini istemiştir. Silos misafirhaneye gitti. Sir Teobing westminister manastırına gitmiştir. Kutsal kadeh bu manastırdaki on şövalyeden birinin altında olduğunu Sir Tebing düşünüyordu. Profesör ve Neveu’da aynı yere gelmişlerdi. Onlarda Kral Arthur’un meşhur on şövalye heykellerinin birinin altında kutsal kadehin olduğunu düşünüyorlardı. Silos’un kaldığı misafirhaneyi ise polisler basmış, Silos ise kaçıyordu. Silos arkasındaki polislere ateş ediyordu. Son ateş ettiğinde ise arkasında vurduğu kişinin piskopos Aringorasa olduğunu gördü ve bir anda ne yaptığına inanamadı. Fakat, Silosa da polisler ateş ettiler ve onu vurdular. Piskopos Aringorasa da yerde can çekişiyordu. Hemen hastaneye kaldırıldı ve tedavi altına alındı. Aringorasa da çok kan kaybetmişti. Profesör ve Sophia On Şövalye Heykellerinde Kutsal Kadehin orada olduğuna dair ipuçları arıyorlardı. En sonunda Newton’un heykelinin önünde füzen kalemiyle yazılmış bir yazı gördüler. Teobing elinde, papazlar meclisi binasında güney çıkışına gidin. Oradan halka açık Boston’a çıkın. Derhal oraya gittiler ama Sir Leoning oradaydı onlara silahını doğrulttu. Kilit taşının içindeki kağıdın çıkartılmasını istedi. Longdon bunda tereddüt etti ama bunu yapmak zorunda kaldı. O kağıtta Kutsal Kadehin yeri yazıyordu. Usulca açıp baktı. Sadece “meyve” yazıyordu. Teobing’in tahmin ettiği gibi bir harita ya da yer ismi yoktu. Profesör, Sir Teobing’i etkisiz hale getirdi ve aniden içeri Yüzbaşı Foche ve adamları girdi. Sir Teobing’i tutukladılar. Artık Rosslyn Şopeline gitmenin zamanı gelmiştir. Rosslyn Şopeli İskoçyada Edinburg’un on kilometre güneyinde yer alıyordu. Tapınak Şövalyeleri tarafından yapılmıştı. Hristiyanlık, yahudilik, Mısır, masonlar ve pagan geleneklerinden gelen bir çok sembol ile doluydu. Evet, kesinlikle aradıkları şey buydu, Kutsal Kadeh oradaydı. Oraya gittiklerinde genç bir tercüman vardı ve turistleri gezdiriyordu. Profesör ve Neveu Rosslyn’de Kutsal Kadehi arıyor fakat bulamıyorlardı. Birden genç adam yanlarına geldi ve size yardımcı olabilir miyim diye sordu? Sizin elinizdeki kutunun aynısına sahip birini tanıyorum. Rosslyn vakfının başkanı benim büyükannemdir o. Profesör ve Sophia hemen kendilerini ona götürmesini söylediler. Bu kadının ismi Maria idi. Sophia Neveu’nun büyükannesiydi. O hemen Sophia’yı tanıdı ama Sophia onu tanıyamadı. Sophia birden bu kadını hatırladı. Büyükbabası onu küçükken buraya birkaç sefer getirmişti. Şimdi her ikisi de çok mutluydu. Maria gerçekleri anlatmaya başladı. Hz. İsa’nin soyundan geldiklerini ve güvenlik için soyadlarını Plantarol ve Saint-Glair olarak değiştirmişlerdi. Bunu soylarını devam etmesini sağlamak ve kendilerini güvenliğe almak için yapmışlardı. Çünkü Sophia’nın anne ve babası esrarengiz bir araba kazasında ölmüşlerdi veya öldürülmüşlerdi. Daha sonra büyükbaban seni, kardeşini ve beni alarak buraya getirdi. Bunu soyumuzun devamı yani güvenliğimiz için yapmak zorundaydık. Sophia büyükbabasıyla görüşmediği için çok üzgündü. Büyükbabasının bunu açıklamaya çalıştığını anladı. Sophia, büyükannesiyle hasret gideriyordu. Profesör Longdon ise hala Kutsal Kadehin yerini arıyordu. Maria ona bıçağın erkek, kadehin ise kadını temsil ettiğini söyledi. Bunlar şayet işaret olarak birbirine geçmiş Hz. Davud’un yıldızıdır. Şapolin tam ortasında duruyor. Maria’nın onu göstermesi sonucunda Profesör artık görüyordu. Peki Kutsal Kadeh bunun altında mı diye sordu. Hayır bay Longdon, burada değil deyip gülümsedi ve tam olarak kendisininde herhangi bir fikri olmadığını söyledi. Longdon, Sophia’yı orada bırakarak Paris’e gitti. Kutsal Kadehi bulmaya kararlıydı. Dünyanın başlangıç meridyeni, Paris’in eski gül çizgisidir. Ayaklarının altındaki gül çizgisini takibe başladı ve gül çizgisi Louvre Piramidine götürdü. Oradan da heyecanla koşarak Carrausel’de Louvreye götürdü. Tam ortada Lo Pyramide Inversee’yi gördü. Piramidin dibine bakarak oraya inmeliyim dedi. Oraya indiğinde ise, piramidin iki ucunun birleştiğini gördü ve kadın anlamına gelen kadeh zeminde küçük bir piramit daha vardı. Bu da erkek anlamına gelen bıçaktı. Kadeh yukarda, bıçak ise aşağıdaydı. Bıçak ve kadeh kapı üstünde bekçilik eder. Longdon birden Maria’nın sözlerini duyuyordu. “bir gün her şeyi anlayacaksın” ustaların eserleriyle çevrili eski bir gül çizgisinin altında duruyordu. Longdon Sauniere’nin gözetleyebileceği daha iyi bir yer olabilir miydi diye düşündü. Büyük üstadı şimdi daha iyi anlayabiliyordu. Gözlerini gökyüzüne çevirdi. “altında uyur yıldızlı semanın” kutsal kase arayışı Magdalalı Meryem’in kemikleri önünde diz çökme arayışıdır. Dışlanan bir kadının ayakları dibinde dua etmek için çıkılan bir yolculuktur dedi. Longdon, dizlerinin üstüne, içerisinden gelen bir saygıyla çöktü ve toprağın derinliklerinden yukarı doğru bir kadın sesi duyduğunu sandı.

Dan Brown Da Vinci Şifresi

Da Vinci Şifresi adlı kitap Hadvard Üniversitesi simgebilim profesörü Robert Langdon Paris’te iş gezisindeyken polis zoruyla Louvre’un yaşlı müdürünün öldürüldüğe yere getirilir.Langdon ve yetenekli Fransız kriptoloji uzmanı bazı işaretlerle karşılaştı.bu işaretler de Louvre’nin adı geçmektedir zaten bu sebeple olay mahaline getirilmişti.Ancak olayla ilgisi olmadığı anlaşılmıştır. Buna rağmen olayın peşini bırakmamıştır.İşaretlerin hepsinde ayrı bir anlam vardı kaldırdıkları her taşın altından bir şey çıkıyordu.örnek vermek gerekirse kitabın 8. ölümünden kısa bir kesit

‘Langdon parkeye karalanmış mor metinden gözlerini ayıramıyordu.Jacques Sauniere’ in son sözleri, Langdon 2ın hayal bile edemiyeceği bir veda mesajı niteliğindeydi.

Mesajda şöyle yazıyordu:

13 – 3 – 2 – 21 – 1 – 1 – 8 – 5

On Draco devini al!

On sahte alim !

Bunu ne anlama geldiği konusunda Langdon ‘ın en ufak fikri olmamasına rağmen Fache ‘nin neden ilk anda beş köşeli yıldızı şeytana tapma ile bağdaştırdığını anlıyordu.

On Draco devini al!
Sauniere, şeytana gerçekten atıfta bulunmuştu.Sayı serileri de bir o kadar tuhaftı.^Bir kısmı sayısal şifreye benziyor.^

En garip? Ölmek üzere olan bir adam kendini galeriye kilitlemiş, üzerine beş köşeli bir yıldız çizmiş ve yere gizemli bir suçlama karalamıştı.Garip olmasaydı nasıl olurdu acaba ?

Aklına ilk geleni söyleyerek ^Draco kelimesi mi ?^ diye atıldı. Langdon Draco’ya –MÖ 7. yüzyıldaki acımasız politikacı – atıfta bulunmasının mümkün olduğundan emindi.Draco devi garip bir kelime seçimi.

Fache kağıda baktı.

1 – 1 – 2 – 3 – 5 – 8 – 13 – 21

Bu mu ? diye atıldı.Yaptığınız tek şey sayıları artan sıraya sokmak mı?

Sophie kendinden memnun tebessüm edecek cesaretteydi. ^Kesinlikle.^

Sophie meydan okuyan tehlikeli bir tonla ^yüzbaşı ^dedi. Elinizdeki sayı dizimi, tarihteki en ünlü matematiksel dizimlerden biridir.

Fache ünlü olma mertebesine erişecek bir matematik dizimi bulduğunun farkında bile değildi ve Sophie’nin düşüncesiz ses tonu kesinlikle hoşuna gitmemişti.

Fache ‘nin elindeki kağıdı işaret ederek , Bu Fibonacci dizimi dedi. Her sayını kendinden evvel gelen iki sayını toplamına eşit olduğu bir sayı dizimidir.

Bu ardışık sayı serisini, on üçüncü yüzyılda, matematikçi Leonardo Fibonacci buldu.Sauniere’in yere yazdığı tüm sayıların ünlü Fibonacci Dizimi’ ne ait olması kesinlikle tesadüf olamaz.

Fache dakikalarca genc bayana baktı. Pekala eğer tesadüf değilse Sauniere’in neden böyle bir şey yaptığını söyler misin?Ne diyor? Bu ne anlama geliyor?

Sophie omuzlarını silkti. Hiçbir şey.Bu basit bir kriptografi şakası.


Sophie’nin zeytin rengi gözleri samimiydi.daha önce size takip noktacığından bahsetmedim çünkü cebinizi Fache’nin yanında aramanızı istemedim. Onu bulduğunuzu bilemez.

Langdon nasıl tepki vermesi gerektiğine dair hiçbir fikri yoktu.

Sizi GPS takibine aldılar çünkü kaçabileceğinizi düşünüyorlardı. Aslında kaçmanızı umut ettiler; bu şekilde davaları kuvvetlenecekti.

Langdon neden kaçayım ki? Diye sordu. Ben masumum!

Fache tam tersini düşünüyor.

Öfkelenen Langdon talip noktacığını atmak için çöp kovasına doğru yürüdü.

Hayır diye onu durdurdu eğer onu atarsanız GPS sinyal göndermeyi durduracak ve sizin bu aleti bulduğunuz anlaşılacaktır.

Sizden şüphelenmek için inandırıcı sebepleri var Sophie’nin yüzünde katı bir ifade vardı. Burada henüz görmediğiniz bir delil var. Fache bunu sizden dikkatle sakladı.

Sizin gördüğünüz mesajın tamamı değildi.Fache fotoğrafını çektikten sonra 4. dizeyi temizletti.

Buyurun buradaki, mesajın tamamının fotoğrafı. Langdon hayretle resme baktı.yakından çekilen bu fotoğraf parke zemindeki parıltılı mesajı gösteriyordu.Son dize Langdon’un midesine bir yurmuk gibi inmişti.

13 – 3 – 2 – 21 – 1 – 1 – 8 – 5
On Draco devini al!
On sahte alim1
P.S Robert Langdon’ı bul

Bu tüm işaretleri büyükbabam benim dikkatimi çekmek için kullanmış

Ne yani 5 köşeli yıldız senin için önemli mi?

Başını iki yana salladı.Ben işin matematiksel kısmıyla daha çok ilgileniyorum, altın oran PHI Fibonacci Dizilimi bu gibi şeyler.

Büyükbabam bana ismimle ilgili şaka yapardı.Biraz düşündükten sonra Landgon mırıldadı. s-o-PHI-e

Kendini birden Hadvardda Sanat sembolleri dersi veriyormuş gibi hisstti en çok sevdiği sayıyı tahtaya yazıyor gibiydi.

1 , 6 1 8

Kağıdı eline alan Langdon Karıştırılmış Fibonacci Dizimi bir ip ucuydu.Dedi. Sayılar mesajın geri kalanı deşifre etmek için yol gösteriyor
Metne de aynısın uygulayalım diye diziyi sırasına göre yazmadı.Bu satırların hiçbir anlamı yok bunlar sadece karışık yazılmış harfler.

Bunların hepsi ona anagramları hatırlattı İbranice kelimelerin harflerin yerlerin değiştirerek yeni anlamlar yükleme.

Langdon başka bir şey söylemeden ceketinin cebinden bir kalem çıkardı ve harfleri yeniden sıraya dizdi.

On Draco devini al!

On sahte alim !

Şu dizelerin mükemmel bir anagramıydı…

Leonardo Da Vinci

Mona Lisa

Bu şifre onları Da Vinci‘nin tablosuna götürdüğünü keşfedip şaşkına dönerler.Büyük usta sırrını herkesin görebileceği yere, ünlü bir eserini içine gizlemiştir.

Langdon bu garip bağlantıları çözdüğünde kendini tehlikeli bir sırrın içinde bulur.Bu yolda başka kişilerinde olduğunun farkına varırlar. Langdon ile Sophie Londra ve Paris sokaklarında atacakları her adımı önceden bilen zeki ve esrarengiz bir adam karşıyladırlar.Tüm zorluklara rağmen Kutsal Kase’ye Langdon ve Sophie ulaşırlar.