Etiket arşivi: Baki Elçin Kitapları

Baki Elçin Onlar Savaşırken

Bir yanda Osmanlı Rus Savaşı, bir yanda yemen Cephesi bir yanda Çanakkale Savaşı sürerken Anadolu’ da Avanos ilçesinin Genezin adında köyünde geçen olayları anlatmaktadır. Roman halkın içinden çıkarak cepheye gönderilen ve cepheye giderken ayağına giyecek bir çift çarığı olmayan köylü halkının çektiği yoksulluk ve sefaleti anlatmaktadır.

Genezin köyünde babadan kalma medrese bilgileriyle yetişen Alaaddin Efendi adlı dalkavuğun Hacagil ailesinden geldiğinden dolayı ve ailesinin çifti ve çubuğu olmamasının dan dolayı başka bir baltaya olamayacağından dolayı babası tarafından yaşına ve yarım hocalığına bakılmadan bir camiye imam olarak verilmiş ve camide hem imam, hem vaizlik yapacak hem de çocukları okutacaktı, ancak Alaaddin Efendi ne arapçayı tam biliyor nede dili dönüyordu; bu yüzden sinirini mektebe gelen çocuklardan çıkarıyor ve sopayla çocukların başlarını yararak mektepten kaçırıyordu.Alaaddin Efendi bununla da kalmayıp Kurs verdiği yaşından büyük görünen çocuklara sarkıntılıkta etmeye başlayınca köy halkı babasına Alaaddin Efendiyi şikayet ederek kısa sürede camideki işine son verilmesine sebep oldu. Alaaddin Efendi bu denli sapık yollara başvurmasını engellemek için babası tez yoldan onu evlendirdi. Ancak bu şekilde Alaaddin Efendi boş kalınca yeni çıkar yolu aramaya başlamış ve köy muhtarının ölümü üzerine mühürü kapmak ve köye muhtar olmak için elinden gelen her şeyi yaparak muvaffak olmuş ve köyde karanlık günlerin ve karanlık işlerin başlangıcı da Alaaddin Efendinin muhtar mühürünü almasıyla başlamıştır. Tam bu sıralarda İstanbul işgal edilmiş, Rusya’yla savaş başlamış peşinden Sırp Bulgar ayaklanmaları, Ermeni sorunu vs. her cepheye asker göndermekten gönderilenlerin cepheden gelmemeleri ve halktan alınan aşar ve hezir vergileriyle halk yoksulluktan ve canından bezme noktasına gelmiştir. İmparatorluğun can çekişme çabaları bir yana yurdun hiçbir köşesinde dirlik ve düzen kalmamıştır. Bu sıralarda muhtar Alaaddin efendi cepheden kaçarak köye gelen asker kaçaklarından bir çete kurmuş köy soydurmaya ve yol kesmeye başlamıştır. Avanosta kendine akıl hocalığı yapan Mehmet Efendiye soygundan ele geçirdiği malzemelerden pay göndermeye ve haksız elde ettiği mallarla yoksulluk içinde yaşayan köylüler arasında bolluk içinde yaşamaya başlamıştı. Karnını doyurduktan sonrada köyde bulunan ve kocaları askerde olan kadınların muhasebesini yaparak onlara nasıl sahipleneceğinin yollarını aramaktaydı. Bunun için gah askerden kaçan kişilerin evlerine adam yollayarak ihbar edilmemesi karşılığında bunların elinde ne var, ne yoksa elde ediyor gah kaçakların eşlerini ricacı olarak evine çağırarak onlara sahip olmak için planlar hazırlıyordu. Bu şekilde köyde bulunan bir çok kadını kirletmekten geri kalmıyordu. İşine gelenleri ihbar ediyor, suyundan gidenleri ve kötü emellerine alet olanları ise sözde affediyordu. Bu Çanakkale cephesinde yiğitçe savaşan ancak savaş esnasında yaralanarak köye gelen cesur ve mert kişiliği ile tanınan kaçak Hasan ismindeki gencin köye helmesine kadar devam etmişti. Kaçak Hasan olup biteni görüp anladıktan sonra muhtar Alaaddin Efendiyi ortadan kaldırmak için plan hazırlamış ve Alaaddin Efendi Avanos’a giderken gizlice yolunu keserek yaptıklarının hesabını sorup öldürmek istemiş ancak bu yiğit karşısında Alaaddin Efendi ağlayarak yalvarması üzerine ona yemin ettirerek her türlü namussuzluğuna tövbe ettirmiş ve bir daha yapmamak üzere söz alınca serbest bırakarak cepheye dönmüştü. Ancak Alaaddin Efendi verdiği sözden hiç vakit kaybettirmeden döndüğü gibi kaçak Hasan’dan bunun hesabını soracağına yemin etmiş ve kaçak Hasan’ın hem teyzesi ve hem de nişanlısının annesinin evini asker kaçaklarından oluşturduğu çeteyle bastırmış asıl amacı Hasan’ın nişanlısını kaçırtmak olduğu halde bulamayınca teyzesine türlü eziyet çektirerek kirletmişti. Bu olayı duyan Hasan komutanından izin alıp köye dönüp Alaaddin Efendiyi ortadan kaldırmak için köye geldiğinde Alaaddin Efendi daha önce Hasan’ın köyde olacağı zamanda Jandarmalara haber vererek köye tehlikeli bir asker kaçağı geleceğini bildirerek Hasan’ın evini bastırmış ve normalde izine gelen Hasan’ı asker kaçağı olarak köyde vurdurarak Hasan’a olan öcünü almıştır. Hasan ölünce köyde Alaaddin Efendinin önüne çıkan ve ona dur diyen kalmamıştır. Gerçek asker kaçaklarını da koruduğundan dolayı köyde yüzden fazla asker kaçağı birikmiştir. Ta ki köye müfreze komutanı olarak gelen yüzbaşı bunun hesabını asker kaçaklarını bir bir okuyup yakınlarını başta muhtar olmak üzere sıkı bir falaka dersinden geçirip hemen teslim almalarını istemesine kadar devam etmiştir. Yüzbaşının falakasından sonra dayanamayan asker kaçakları bir gün sonra kaçakları teslim edeceği sözü vererek ertesi gün bütün kaçaklar bir iki fire dışında tamamı teslim olmuş köyde yüzden fazla asker kaçağı toplanmıştır. Yüzbaşının bunu rapor etmesi sonucu Alaaddin Efendi İstiklal Mahkemesinde yargılanmış ancak soygundan pay gönderdiği ileri gelenler sayesinde idamdan kurtulduğu gibi Ankara’dan kendisine Kuvay-i Milliye çete reisliği görevini de aldırarak köye dönmüş yaptıklarını eksiltmemiş fazlalaştırarak tam beş kez evlenmiş daha sonra önce il genel meclis üyeliğine sonra daimi encümen olmuş ve Alaaddin Efendi yalancılığı, dalkavukluğu masum Anadolu halkının saflığını kullanarak hiçbir zaman yaptığının hesabını vermemiş ve sürekli başkasının malına haksız konarak yaşamasını sürdürmeye devam etmiştir. Cephedekiler Lozan Barışı sonucu köye dönmüşler. Bu arada İstanbul Hükümeti ve dolayısıyla halifelik bitmiş Cumhuriyet kurulmuş Anadolu halkı için karanlık günler geride kalmıştır. Alaaddin Efendi ise dalkavukla geçimini sağlayacak yeni avlar peşindedir.