Etiket arşivi: Ahmet Altan Kitapları

Ahmet Altan Tehlikeli Yalanlar

Ahmet ALTAN, vazgeçilemeyen eski bir sevgiliyle, yeni bir sevgili arasında gidip gelen bir ‘yalnız’ın öyküsünü anlatıyor. Müthiş bir gözlem, ustaca bir kurgu, açık, anlaşılır bir anlatımla sevginin ve aşkın en güzel örneklerinden birini veriyor.
Romanın kahramanı, yazdığı kitapların okuyucu tarafından beğenilmemesi üzerine kitap yazmayı bırakmış ve kamuoyu araştırması yapan şirketlerden birinde cinayetlerle ilgili bir araştırma yapması için işe alınmıştır. Cinayetlerin türü ve şekli olduğunu yaptığı çalışmalar sonunda öğrenmiştir. Yazdığı kitaplar satılmazken üstüne bir de O’nun için dünyanın en güzel kadını olan sevgilisinden ayrılmış ve unutmak için kendisini içkiye ve gecelik aşklara teslim etmiştir. Böyle yaparak sevgilisinden intikam aldığını düşünmektedir fakat sevgilisinin yeni erkek arkadaşıyla yaşadıkları aklına geldikçe onu daha da karanlığa sürüklemektedir. Kendisine acı da verse sevgilisiyle görüşmeye hatta arada sırada buluşup sevişmeye devam etmektedir. Aşk acısını unutmak ve sevgilisini düşünmemek için değişik karakterlere ve değişik mesleklere sahip kadınlarla birlikte oluyor onlarda ayrıldığı sevgilisinden izler bulmaya çalışıyor fakat bulamıyor. Geceleri içki içip acısını unutsa da sabah uyandığında sevgilisinin varlığını hissedemeyişi onu yine çaresizliğe ve büyük bir yalnızlığa sürüklüyor.
Romanın kahramanının yazdığı, fakat kendisinden başkasının alıp okumadığı kimsenin farkına bile varmadığı birkaç eserinden birinde anlattığı kadın kahramanın duygularını, davranışlarını, hayata bakışını, kinini, nefretini, sevincini, üzüntüsünü yıllar sonra bir yerlerden temin etmiş ve o kitaptaki kadına benzediğini düşünen, aynı zamanda kendi kişiliğini bu kadar bilebilen birinin kendisinin mutsuzluğunun sebebini de bilebilecek tek kişi olduğunu, çözümünün de kitabın yazarında olduğunu düşünen bu bayanın, yazarı arayıp onunla tanışmak istemesi ve yazar ile tanıştıktan sonra ona aşık olması ve onunla birlikte olmaya başlaması fakat aynı zamanda yine romanın kahramanı gibi yaşlı bir erkekle de birlikte olması, bu iki erkek arasında duygusal gelgitler yaşamasına sebep olmakta bu karmaşaya bir son vermek istemektedir. Kitabı yazan kişinin yazdığı kadını tanıdığını düşünmekte ve kendisine bu kadar çok benzeyen bu kadınla tanışıp içindeki karmaşaya, yalnızlığa ve mutsuzluğa bir son vermek istemektedir. Tek kurtuluş yolunun o kadını ne pahasına olursa olsun bulmak olduğunu düşünürken kitabın yazarına aşık olmuş hatta onu kendisine aşık etmiştir. Yaşlı bir adam ile genç bir kızın ilişkilerinin karşılıklı olarak birbirlerini kullanmaya yönelik olduğunu birbirlerinden gizlemeleri asıl olanın, yaşlı adamın eski sevgilisini unutmak kızın ise kişiliğini bulmak istemesi olduğunu sadece kendileri bilmektedirler. Her ikisi de karşı cinsi bir araç olarak kullanmaktadırlar.
Yazar, kadınların erkeklerden neler beklediklerini ve bu beklentilerini kurnazca davranışlarla nasıl elde edebildiklerini, elde ettiklerinde de büyünün bozulması ile kendine yeni hedefler ve yeni ilişkiler aradığını geriye dönüp bakmadan nasıl başarabildiklerini anlatmaya çalışmış.
Yazar, kitabında eski sevgilisi ile yeni sevgilisi arasındaki duygularını ve yaşadıklarını anlatmaktadır. Çevresinde oluşan olayların kendisini nasıl etkilediğini, araştırmasını yaptığı cinayetlerin kişiliği üzerinde yaptığı baskıları örneklerle anlatmış.

Ahmet Altan Aldatmak

Aydan büyük bir bankada müdür yardımcılığına kadar yükselmiş bir iş kadını romanımızın aldatan kahramanı Haluk başhekim olabilmek hayaliyle yaşayan işinde başarılı bir doktordur. Ayda’ nın eşi yani aldatılan kişi Cem çok zengin olan babasının şirketinde yönetim kurulu üyesi aynı zamanda mimar olan Cem genelde bütün gün evde ve zamanını baba parası yiyerek geçiren, romanımızın esrarengiz karakteridir.

Aydan zamanla kocasının hep aynı şekildeki yaşam tarzından sıkılıyor ve kendisine farklı uğraşlar ararken, karşısına çıkan Cem’ e garip duygular beslemeye başlıyor. Cem’ in sorumsuzluğu aş ağlayıcı gülüşü , kibarlığı ve esrarengiz kişiliği ile Aydan’ ı çok etkiliyor. Aydan Cem’ i tanıyabilmek için gittiği her seferde Cem’i anlayabilmekten çok farklı heyecanlar yaşamaya başladı ve artık bu onun için sonun başlangıcıydı. Çünkü girdiği bu girdaptan bir daha kurtulma şansı yoktu. Aydan artık Cem’ i düşünmekten hiçbir anını geçiremiyordu. Sürekli onunla olmak ve yeni heyecanlar yaşamak istiyordu. Evde ise Haluk’ un başhekim olabilmek için yaptığı dedikodular onu fazlasıyla sıkıştırıyordu. Cem ile yaptığı kaçamaklar artık öyle bir hal olmuştu ki Aydan, Haluk evde iken Cem’ i gizlice eve alıp sevişmişlerdi. Bu olay Aydan’ a o kadar büyük bir haz vermişti ki günlerce bu olayın etkisinde kalmıştı. Artık Cem ile görüşmemeye başlamışlardı, her zamanki gibi Cem yine onu aramıyordu. Bu sefer Aydan’ da onu aramamakta kararlıydı. İlişkileri bitmişti ama Aydan onsuz yapamıyor ve yeni heyecanlar arıyordu. En sonunda misafir olarak gittiği evlerden evin değersiz ufacık bir eşyasını çalıyor ve bu ona büyük bir haz veriyordu. Bunu hırsızlık olarak görmüyor, sadece heyecanlandığı için yapıyordu. Çünkü çaldığı eşyayı sokaktaki çöpe atıyordu. En son yaptığı hırsızlıkta ev sahibi şikayetçi oluyor ve Aydan’ ı polisler evde alıyorlardı.

Romanda anlatılmak istenen insanların içinde farklı kişiler olduğu ve bunu da zamanla bularak farklı kişilere bürünebiliyorlardı. Romanda adı geçen Aydan sürekli değişen psikolojisiyle içinde beslediği aldatmak güdüsüyle hep farklı duygularla eşini aldatmış ve bundan da gizli fakat büyük bir zevk duymuştur. İçindeki aldatma hissi zamanla heyecana dönüşmüş ve sürekli heyecan duyacağı şeyler yapıyor ve gittiği her yerde karaktersizliğini sergilemeye çalışarak farklı heyecanlar yaşar buda onu cezp eder.