Celal Bayar Atatürk Gibi Düşünmek

Dr. Mine KIŞLALIOĞLU ve Dr. Fikret BERKES hazırladıkları eserle, Türkiye’de yayınlanmış çevre ve ekoloji konularında bir çok çeviri ve teknik eser olmasına rağmen Türkiye’nin çevre ve ekolojik sorunlarını genel okur kitlesine ulaştırmayı ve bu boşluğu doldurmayı amaçlamışlardır.

Kitapta, çeşitli çevre konularında Türkiye ile ilgili bilgilere yer verilerek, ekolojinin esrarlı bir bilim dalı değil de, herkesin yaşamının bir parçası olduğu örneklerle ortaya konulmaktadır. Doğal kaynakların kullanımı, toksit atıklar, nüfus artışı, toprak – su dengesi, şehircilik gibi konularda, çeşitli ülke deneyimlerinden ders alarak, uzun vadeli çözümlere yönelik yeni bakış açıları sunulmaktadır.

Karadeniz kıyılarına vuran esrarengiz variller, sularımızda bekleşen çöp gemileri, kıyıları kaplayan plastik şişeler, erozyonla devamlı denize taşınan Anadolu’nun değerli toprakları, halkın tepkisini çeken termik santral kurma çalışmaları, körfez ve kıyıların sanayi artıklarıyla boğulması, şehirlerin nefes aldığı yeşil alanların yağma edilmesi, şehir çöpleri ve kanalizasyon suları sorunu, kanser yapıcı ışınları süzen ozon tabakasının delinmiş olması, atmosferdeki karbondioksit gazının artışının getirmekte olduğu iklim değişikliği, DDT gibi tarım ilaçlarının ortaya çıkardığı dünya çapındaki zehirlenmeler ile buna benzer bir çok çevresel sorunlar yaşamın ta içine girmiş , ülkemizde herkesin ilgilendiği güncel konular haline gelmiştir. Bununla birlikte çevre konularındaki bilinçlenmenin ülkemiz yönetimine yansıdığını söylemek mümkün değildir. Doğal kaynaklar, kirlenme, enerji konularında bilinçli kamuoyu tartışmalarının, ülkemiz çevre politikasına yön verdiği pek söylenemez.

Bu eserle; haber niteliğindeki güncel çevre sorunlarının bir adım ötesine gidip, perde arkasına bakabiliriz. Çevre sorunlarının tek tek ve yüzeysel olarak da ele alınması yerine, bu sorunların bilimsel temellerine inebiliriz.

Ekoloji; canlıların birbirleriyle ve çevreleriyle olan ilişkilerini inceleyen bilim dalı olarak tanımlanır. Temelde biyolojinin bir alt dalıdır. Günümüzde ekoloji, yalnızca bir alt bilim dalı olmayı çoktan aşmıştır. Çok daha geniş bir anlam taşır hale gelmiştir. “İnsan ekolojisi” yada “çevre bilimleri” denilen yeni bir bilim dalının temelini oluşturur. Çevre bilimlerini, insan – doğa ilişkilerini inceleyen uygulamalı ve disiplinler arası bilim dalı olarak tanımlanabilir.

Çevre bilimleri, ekolojiden başka, sistembilim, fizik, kimya, tıp, mühendislik, ekonomi gibi çeşitli temel bilim ve sosyal bilim dallarını da bünyesinde toplar. İşte bu daha geniş, çevre bilimleri anlamıyla ekoloji, en yeni bilim dallarından biridir. Aynı zamanda çağdaş dünyada düşüncelerimize, ülke ekonomisine yön vermeye başlayan bir güçtür. Ekoloji, insan – doğa ilişkilerinde mantık dışı görünen bazı sonuçlara anlam vermeye yaramıştır.

Doğa kendi kendini denetleyen bir yapı içerisindedir. İnsanın ileriyi görmeden, bilinçsizce çevresinde yaptığı değişiklikler, bu bütünün çeşitli dengelerini bozuyor. Oysa,

doğaya aykırı değil, doğayla birlikte yada doğanın suyuna gitmekte mümkündür. Doğa ile birlikte gitmek, ekolojik dengenin korunmasında bir çok sahada karşımıza çıkmaktadır. Nasıl ki; birbirine sıkıca bağlı uzunca bir zincirin halkalarından biri koptuğu zaman, o zincirin boyu kısalır kullanılma alanı daralırsa, aynı şekilde doğadaki bir tahribat insan yaşamını sınırlayan birçok engeli de aynı anda harekete geçirerek bütün canlıların, özelliklede sonuçta insan hayatını alt üst eden sorunlar yumağı haline gelmektedir.

21. Yüzyıl ile, bazı yazarların “sanayi sonrası devri” dedikleri yeni bir çağa girdik Ekologların kristal küresinde nasıl bir gelecek görünüyor? Bu çağda maddecilik ve bireysel değerler yerine toplum ve toplumun yararına olan değerler, mal biriktirme yerine temiz havasıyla,suyuyla, yeşilliğiyle yaşamın kalitesi daha önemli olacak. Dünya ülkelerinin nüfusları dengeye ulaşacak, bazı ülkeler kendiliğinden, bazılarında ise felaketler sonucu nüfus dengeye ulaşacaktır. Ülke ekonomileri, yenilenebilir enerjiye dayalı olacak. Toprak ve su dahil, canlı doğal kaynaklar dikkatle korunarak sürdürülebilir bir biçimde kullanılacak. Doğanın ve canlı doğal kaynakların kullanımında yerel idarelerin önemi artacak. Mineral gibi maddeler yeniden kullanılacak. Yüzde yüz yeniden kullanım olanaksız olduğu için bazı kayıplar olacak. Böyle sorunlar, yaratıcı teknoloji ile çözümlenecek. Ekologlar bu geleceği ekolojik bilgilere ve insanın ders alıp öğrenebilme gücüne dayandırıyorlar.

Çevrecilerin görmeyi umduğu, ekoloji kurallarına uygun dünya, hiç de öyle korkutucu değil. ABD’li antropolog John Bennett’in ilginç bir gözlemi var: “Genelde insanlar bir birlerine karşı doğaya davrandıkları gibi davranıyorlar. Doğaya hoyratça davranan toplumlarda, insanlar arasındaki ilişkilerde hoyratça oluyor” diyor Bennett.

Kısaca; bize aşılmaya çalıştığı çevre bilinci, cevre sevgisi ile ekolojinin kurallarını daha iyi anlamak için akıcı bir dille yazılmış olan bu eserden öğrenilecek önemli bilgiler bulunmaktadır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>