BERNHARD SchLink Aşk Kaçışları

Kitap yedi öyküden oluşmaktadır. Öykülerde genel olarak aşk, kadın erkek ilişkileri, evlilik, aile ve sadakat konuları işlenmiştir.
‘’Yaralı, ihanete uğramış aşkları anlatan bu öykülerin her tür süsten arındırılmış, dupduru bir dili var… Schlink çizdiği çarpıcı portrelerde uykudan uyanmakta geciken yada hiç uyanamayan, bunun bedelini hüsranla ödeyen erkekleri ve kaçırılan bir fırsat olarak mutluluğu resmediyor. ‘’
BİRİNCİ ÖYKÜ: ‘’Kertenkeleli Kız’’
Genç bir delikanlının aşk arayışı çabaları ile başlar. Lisedeyken ilk aşık olduğu kız ile ilişkisi başarısızlıkla sonuçlanır. Küçük bir çocukken evde gördüğü elinde bir kertenkele olan kız resmi onu çok etkilemiştir. Aslında hep onu yada hep o kıza benzeyen birini aradığını sonradan anlar. Babası bir alkoliktir. Çocuk kendisini hiç tanımayan insanların olduğu uzak bir şehirde üniversite okumaya gider. Babası alkol yüzünden ölür. Çocuk cenaze töreni için annesinin yanına geri döner. ‘’ Bu resmin önemi nedir? Bana söyler misin?’’ ‘’Ah çocuk…İçimden gelmiyor. Sanırım baban, son anına kadar resimle gurur duyuyor. Seni ziyaret etmeyi ve hukuk öğrenimini nasıl gittiğini görmeyi çok istemişti, ama buna cesaret edemedi. Sen bizi hiç davet etmedin. Biliyor musun? Siz çocuklar biz ana, babalardan daha az acımasız değilsiniz. Kendinizi daha çok beğeniyorsunuz hepsi bu.’’
Çocuk küçüklüğünden beri resimdeki kıza aşıktır. Abisi sanat tarihi okuyan bir kızla tanışır. Resmi gösterir, resim hakkında araştırma yapar. Araştırma sırasında babasının geçmişi hakkında bilmediği çok şey öğrenir. Resmi yapan ressam bir yahudidir. Resimdeki onu karısıdır. Bu resmi çocuğun babasına İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazilerden kendisini saklaması için veya tutuklamaması için vermiştir. Babası bu hem resimdeki kadınla beraber olmuş hem de resmi almıştır. Çocuğun babası o yıllarda hakimlik yapmaktadır. Çocuk bu gerçekleri annesiyle paylaşır, annesinin de bunları bilmesine rağmen görmezlikten geldiğini öğrenir.
Genç adam babasının kirli ilişkilerle sahip olduğu resimdeki kertenkeleli kıza olan aşkından dolayı hüsrana uğramıştır.
İKİNCİ ÖYKÜ : ‘’ Aldatmak’’
Bu öyküde de iki evli çiftin ilişkilerinden bahsedilmektedir. Paula ile Sven’in ilişkileri iyiye gitmemektedir. Sven Paula’yı aldatmakta ve bundan da Paula haberdardır. Bunların komşuları olan Hans ile Julia’nın ilişkileri de iyi gitmemektedir. Çünkü Hans Julia’dan bıkmış durumdadır. Sven ile Paula her gece evde tartışma ve kavgalarla vakit geçirmektedir. Hans’da bunların kapısını dinlemektedir.
Hans Paula’ya vicdanen rahatsız olmasına rağmen aşıktır. Vicdanen rahatsızdır. Çünkü arkadaşının karısına aşık olmuştur. Buna rağmen Paula’yı Sven’den daha fazla seveceğine ve mutlu edeceğine inanmaktadır. Bu duygularını Paula’ya dolaylı yoldan belli etmeye çalışır ama müspet bir cevap alamaz.
Bir gece yine Hans, Paula ile Sven’in kavgalarını kapıdan dinlerken Sven kapıyı açar ve Hans yakalanır. Onu içeri alırlar ve tartışmaya onun önünde devam ederler. Hans anlar ki Paula Sven’e hala aşıktır. Böylece Hans’ın aşkı da hüsranla sonuçlanır.
ÜÇÜNCÜ ÖYKÜ: ‘’ Öteki ’’
Eşinden onun ölümü nedeniyle ayrı kalmış olan bir kadının hüsranla sonuçlanan aşkı anlatılmaktadır. Sağlığında kocasına deliler gibi aşıktır ve gençliğinde kocasının kendisine yazmış olduğu aşk mektuplarını okumaya başlar. Kocasından ölüm nedeniyle ayrı kaldığı için çok üzgündür. Unutmak için kısa bir seyahate çıkar ve başka birisiyle tanışır. Bununla da mektuplaşmaya başlar.
Kadın adamı reddetmesine rağmen mektuplara dayanamaz ve buluşmaya razı olur. Adam kadının yaşadığı şehir’e ve evine gelip gitmeye başlar. Kadın yeniden aşık olduğunu zannetmektedir ve çok mutludur. Onunla güzel günler geçirir. Ama yinede onun geçmişi hakkında şüpheler vardır içinde, uzunca bir süre bocaladıktan sonra onun kendisine uygun birisi olmadığına karar verir ve ayrılırlar. Böylece ‘’öteki’’ aşıkta hüsranla sonuçlanır.
DÖRDÜNCÜ ÖYKÜ: ‘’ Şeker Bezelyeleri ‘’
Thomas bir mimardır. Aynı zamanda eski bir solcudur. ‘’Şeker Bezelyeleri’’ onun eskiden okumuş olduğu bir kitap da insanlara dağıtılan mutluluk olarak tasvir edilmektedir. Öykünün ismi buradan gelmektedir.
Thomas, evliliğinde sorunları olan orta yaşlı birisidir. Diş hekimliğinde okuyan genç bir bayanla tanışır ve onunla kısa süreli bir ilişki yaşadıktan sonra ayrılır. Thomas yaşının da vermiş olduğu fiziksel ve psikolojik yorgunlukla bocalamaktadır. Ailesine geri döner, eski günleri özlemektedir. Bu arada da başka kısa süreli ilişkilere devam etmektedir.
Resim çizmek, deneme yazmak ve çocuklarla güzel vakit geçirmek istemektedir. Bir gün doktordan kanser olduğunu duyunca yıkılır.
‘’ Thomas mızmız ve huysuz olmaya başladığını fark etti. Ama başına gelenleri adil bulmuyordu. Üç kadın uğruna kendini helak etmişti. Ve şimdi, pis bir durumdayken ve onlara ihtiyacı varken, onlar kendi hayatlarını yaşamayı sürdürüyorlardı. Jutta’yı firmaya eşit haklarla ortak etmiş ve başarısının semeresini onunla paylaşmış; Veronika’ya resimlerinden, galerilerin resimlerinden kazandıklarından daha fazlasının kazandırmış; Helga’yı hediyelerle, minik bir prensliğin hükümdarının metresini şımartması gibi şımartmıştı. Gerçi üçü de onunla daha fazla vakit geçirmiş olmayı isterlerdi. Ama onlarla beraber olduğu zamanlarda onları mutlu etmişti. Ayrıca bütün kadınlar, kocaları başka kadınlarla ilişki kurmayan kadınlar dahil, kocalarının vakitlerinin darlığından şikayet ederler. Yo, onlar için elinden geleni yapmış, ama onlar kendisine gerektiği gibi karşılık verememişlerdi. Artık bir tek kansere ve ölüme sığınabileceği bir duruma sürüklemişlerdi onu. Aslında birkaç hafta ya da ayda ne yapabilirdi ki? Şu sağlıklı haliyle? Onu çıkış olmayan bir duruma sürüklemişlerdi.’’
Kendisine bir keşiş elbisesi diktirir ve şehir şehir gezmeye başlar Avrupa’da. Milano’da elbisenin eteği bir trenin kapısına sıkışır ve uzun süre tren onu sürükler. Hastanede gözlerini açtığında belden aşağısının felç olduğunu öğrenir. Daha önce aşk yaşadığı iki kadın ve karısı ona yeni bir ev tutmuşlardır. Thomas buna çok şaşırır. Kadınlar kendisine bir tekerlikli sandalye almışlar ve ona yardımcı olmak için onunla kalmaya başlamışlardır. Thomas’da artık özürlülerin haklarıyla ilgili çalışmalara başlamıştır.
BEŞİNCİ ÖYKÜ: ‘’ Sünnet ‘’
Burada Alman Andi ile Yahudi Sarah’ın aşkı ve birbirlerine karşı olan sonsuz engelleri aşma çabaları konu ediliyor. Farklı dinler, farklı geçmişler, farklı kültürler kısacası her şeyleri farklı dünyalardan olan bu iki genç acaba tüm engelleri aşıp birbirlerine kavuşabilecekler mi? Sarah’ın ailesi fazla tepki göstermez ama katı ve değişmez kuralları vardır. Andi dini hakkında çelişkiler yaşamaya başlar.
‘’Almanlar, Amerikalı, Protestanlar Katolik oluyor; sinagogda, daha önce Adventist’ken Musevi olan kara derili bir adamla tanıştım. Dinle pek ilgisi olmayan ve dua etmeyen bir Hıristiyan olduğum gibi Musevi de olabilirim. Kilisede kendi iç evrenime dalıyorum, iyi ama niye kilisede olduğu gibi sinagogda da dalmayayım? Sinagogdaki ayin kilisedekinden daha az güzel değil. Hem evdeki törenler, biliyor musun, bizim evde bunlardan pek bir şey anlamadım ve daha fazlasını yaşamak isterdim.’’
Sünnet olması gerekmektedir. Ancak sağlığı için daha önceden sünnetlidir. Buna rağmen Sarah ile evlenebilmesi için törensel olarak da olsa yeniden sünnet olması gerekmektedir. Bir doktor arkadaşının yanına gider ve orada aslında her şeyi sadece Sarah ile beraber olmak için yaptığını itiraf eder, Sarah ile ayrılmaya karar verirler. Sarah New York’tadır. Daha sonra onun yanına gider, beraber olurlar. Andi amacına ulaşmıştır.
ALTINCI ÖYKÜ: ‘’ Oğul ‘’
Beceriksiz, kendine güvenmeyen, korkak ve hayatta çoğu şeye muvaffak olamamış bir profesörün çatışmaları sona erdirmek göreviyle barış elçisi olarak gittiği ülkedeki başından geçenler ve onun ölümü anlatılıyor.
Oğluna tam olarak babalık yapmadığına inanıyor. Amerikan filmlerinde babalar hep oğullarını ne kadar çok sevdiğini anlattıklarını görür ve bu sözleri daha önce oğluna söyleyemediğini için pişmandır. Görevi sırasında birlikte gittiği askeri konvoy saldırıya uğrar ve aklına ölüm gelir.
‘’Sonra ödemediği borçlarını hatırlar. Onları, onun adına oğlu mu ödemek zorunda kalacaktı? Hesap ona mı sorulacaktı? Yoksa ölümün anlamı, onunla borçlarını ödemesi miydi? Hesabın oğluna sunulmayacak olması mıydı? Oğlunun mutluluğu için ödeme yapmak zorunda kalmayacak olması mıydı? ‘’
Adam vurulmuştur.
‘’Soluk soluğa? Göğsündeki sıcaklık nereye kaybolmuştu? Az evvel onu taşımakta olan bacakları, artık niye taşımak istemiyordu? Daha merdivene oturamadan bacakları çözüldü ve yamaçtan aşağı inen merdivenin en üst basamağının önündeki döşeme taşlarının arasındaki otları ve bir böceği görüyordu. Doğrulmak, merdivene kadar sürünmek ve en üst basamağına oturmak istiyordu. Orada öyle otursun istiyordu ki can verdiği an, yığılıp kalsın ve yerinden kalkmasın. Orada öyle otursun istiyordu ki eğer ölürse, uzaktaki toprakları görsün ve uzaktaki topraklar, en üst basamakta dimdik otururken ve ölürken onu görsün. ‘’
YEDİNCİ ÖYKÜ: ‘’ Benzin İstasyonundaki Kadın’’
Yüksek seviyede eğitim görmüş, kültürlü ve disiplinli bir aile düzenleri olan bir çiftin aile içi ilişkileri konu ediliyor. Kadın doktor çok çalışmış ve disiplinli bir hayatı vardır. Evlilik yıl dönümlerinde romantik bir gece geçirmek isterler. Adam kadından artık sıkıldığını söyler. Karısı da ona onunla aynı fikirde olduğunu ve artık numara yapmaktan bıktığını anlatır. Bunları konuştuktan sonra çok rahatladıklarını anlarlar, sabaha kadar o gün içip konuşurlar.
İkinci bir balayı yapmaya karar verirler. Otomobilleriyle Amerika seyahatine çıkarlar. Birkaç gün sonra benzin almaya gittikleri bir benzin istasyonundaki kadına adam aşık olur. Karısı ile benzinci kadın arasında kalır. Bu duygularını karısına söylemekte güçlük çeker. Benzin istasyonundan biraz uzaklaştıktan sonra artık dayanamaz ve içini karısına döker.
Artık buna fazla dayanamayacağını ikinci balayının da ilişkilerinin düzelmesinde faydalı olamayacağını söyler. Arabadan iner ve karısına gitmesini söyler. Karısı gider birkaç gün kendi başına içip gezer, benzinci kadını bulur ve onunla yaşamaya başlar.
‘’Sen bana, ben de sana dalarsak
Bana sen ve ben sana erirsek
Sen bende ve sende ben
İşte o zaman ben olurum ben
Ve sende sen.’’

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>